Mısır..
Hitit..
Roma..
Moğol..
Büyük Britanya
Selçuklu.
Osmanlı..
Bazıları binlerce, bazıları ise yüzlerce yıl dünyaya hükmettiler.
Askeri olarak çok güçlü oldukları bir gerçektir. Buna rağmen bu kadar uzun süre ayakta olmaları sadece bununla açıklanamaz.
Aslında hepsinin asıl silahı algıları yönetebilmekti.
İsimlerinin etrafında bir dokunulmazlık aurası vardı.
Dünya, bu imparatorlukların gücünün sorgulanamaz olduğuna inandırılmıştı.
Bu devler herkese meydan okuyabilirdi, ama kimse onlara meydan okuyamazdı.
Ama..
Tarih ve yaşam acımasızdır.
Her hikayenin sonuna bir nokta koyar.
Dokunulmazlık algısı bir kez sorgulandığında çöküş başlar.
Şimdi..
Tarihin çöplüğüne atılmak için yaşamın pençeleri arasına düşen yeni aday bellidir:
ABD.
Bu gücün sarsılmazlık algısı çökmeye başladı.
Altı ay süren yoğun bir çatışmanın ardından, İran, yani bir bölgesel güç, ABD’ye şartlar öne sürüyor. Bu gelişme, geleneksel askeri kabulleri paramparça etmektedir.
Bu demektir ki, caydırıcılık teorisi iflas etmiştir.
Evet.
ABD askeri makinesinin kusursuzluğunu kanıtladı. Ama bu başarı siyasi ve stratejik hedeflere ulaşmak için yeterli olmadı.
Göreceli askeri üstünlük sadece kaynak israfı olarak kaldı.
Küresel prestij kaybı da cabası.
ABD’nin geleceğine dair kuşkular
Yenilmezlik mitinin sonu geldi.
Tarihte bütün çöküşler, tartışılmazlık algısının kaybı ile başlamıştır.
Nitekim bugün dünyanın irili ufaklı bütün başkentleri ABD’nin bölgesel bir krizi hızlı ve kesin bir zaferle çözemediğini gördü.
Daha düne kadar Washington’u pusula belleyen ülkeler bu başkente endeksli olmaktan uzaklaşmaya başladılar. Bu sürecin bir sonraki aşaması çok kutuplu bir dünyadır.
Askeri gücün abartılı değerlendirilmesi
ABD, ekonomik ve teknolojik kapasitesini çözümsüz bataklıklarda harcıyor.
Her hedefe erişen ve vurabilen bir güç, akabinde istikrar üretemiyorsa, bu durum aşırı yayılma ve hantallaşma sendromunu tetikler.
Kaynaklar, içerideki ekonomik ve teknolojik dönüşüme aktarılamazken, dışarıda, azalan bir tempo ile askeri güç sergilenmeye devam edilir.
Küresel ticaret yollarının güvenliği
Dünya ticaretinin itici gücü olan deniz ticaret yolları tekinsiz hale gelirse ve bölgesel güçlerin baskısına maruz kalırsa, bu dev bir değişim demektir.
Amerikan barışının tarihe karışmış olduğu kesinleşir.
Bunun ardından ABD’nin muhafızlık rolü tartışılmaya başlar.
Doların rezerv para olmaktan çıkışı hızlanır.
Jeopolitik etki alanları sarsıntı geçirir.
Askeri, sınai, ekonomik, siyasi bütün kavramların içi boşalır.
Mesele uçak gemileri değil.
ABD’nin geleceği, uçak gemilerinin sayısına veya ordusunun ateş gücüne değil, stratejik akıl ve caydırıcılık algısının yeniden tesis edilmesine bağlıdır.
Eğer Washington, taktiksel başarılarını stratejik vizyona dönüştüremez ve “en büyük güç algısının” erimesini durduramazsa, Amerikan yüzyılının son perde kapanışı hızlanacaktır.
Dünya eski ön kabulleri hızla terk ediyor.
Neredeyse bütün başkentler bir imparatorluğun vurduğu darbelere değil, aldıklarına bakıyor. Dayanıklılığını gözlemliyor.
Körfez fiyaskosu kralın çıplak olduğunu bir kere daha kanıtladı.
Yaşam, bir süper gücü daha buruşturuyor.
Tarihin çöp sepeti hazır.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
