Pazar, 13 Eyl 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe YazılarıManşet

Fed’in rüzgârı altının yönü değil hızı

Metin Duyar
Son güncelleme: 13 Eylül 2026 15:56
Metin Duyar
Paylaş
Paylaş

Fed’in 15-16 Eylül’de toplanacak Para Politikası Komitesi, alışılmadık bir ikilemle karşı karşıya.

Normal koşullarda merkez bankaları enflasyon düşerken faiz indirir, ekonomi zayıflarken de aynı yönde hareket eder. Ama şu anki tablo tam tersini gösteriyor: ABD’de manşet enflasyon mayısta yüzde 4,2’ye çıkarak 2023’ten bu yana en yüksek seviyesine ulaştı, istihdam ise beklentileri aşarak dirençli kaldı. Fed’in temmuz toplantı tutanakları, bazı yetkililerin enflasyon soğumazsa faiz artırımının bile gerekebileceğini düşündüğünü gösterdi. Yani piyasanın alıştığı “indirim mi, sabit mi” tartışmasının yerini, çok daha nadir görülen bir “artırım mı, sabit mi” tartışması almış durumda.

Bu ihtimalin kendisi bile dikkat çekici, çünkü Fed’in son faiz artırımı 2023’ün ortasına dayanıyor; aradan geçen sürede piyasa, bir sonraki hareketin aşağı yönlü olacağı varsayımına neredeyse tamamen alışmıştı. Yatırımcıların büyük kısmı yıl boyunca indirim bekliyordu; şimdi aynı toplantı metninden bir artırım sinyali çıkma ihtimali, kısa vadeli piyasa refleksini kökten değiştirebilecek bir sürpriz taşıyor.

Bu belirsizlik, altın piyasasını doğrudan geriyor. Ağustos sonunda 4.550 dolarla rekor kıran ons altın, o dönemde büyük ölçüde Fed’in faiz indirimine gideceği beklentisiyle yükselmişti; düşük faiz, getirisi olmayan bir varlık olan altını görece cazip kılar. Şimdi tablo tersine dönebilir: Enflasyonun inatçılığı Fed’i artırıma zorlarsa, dolar güçlenir, tahvil getirileri yükselir, altın kısa vadede baskı altında kalabilir. Piyasanın birkaç ay önce neredeyse imkânsız saydığı bir senaryo, şimdi masada.

Bu noktada geçen haftaki yazımızda değindiğimiz ayrımı hatırlamakta fayda var: Altın fiyatını iki farklı mantık belirliyor, biri kısa vadeli ve Fed’e duyarlı, öbürü yapısal ve merkez bankası alımlarına dayalı. Fed’in 16 Eylül’de vereceği karar, birinci mantığı harekete geçirecek; ama küresel merkez bankalarının on dört çeyrektir süren alım iştahını, tek bir toplantı kararı değiştirmiyor. Yani kısa vadede bir düzeltme görülse bile, bu, yapısal talebin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Fed kararı bu denklemin yalnızca bir parçası; altın fiyatını gerçekte şekillendiren, birbiriyle sürekli etkileşen beş-altı farklı değişken var. Reel faiz oranı, yani nominal getiriden enflasyonun düşülmüş hali, altının en klasik belirleyicisi: reel faiz düştükçe, getirisi olmayan altını elde tutmanın fırsat maliyeti azalır. Dolar endeksi ikinci katman; altın dolar cinsinden fiyatlandığı için, dolar zayıfladıkça diğer para birimleriyle alım gücü artar, fiyat yükselir. Merkez bankası alımları, defalarca vurguladığımız gibi, yapısal ve fiyat duyarlılığı en düşük olan talep kalemi; bu kurumlar kâr amacıyla değil, rezerv çeşitlendirme stratejisiyle alım yapıyor. Jeopolitik risk primi, savaş ve kriz dönemlerinde devreye giren, ama gerilim durulduğunda hızla eriyebilen dalgalı bir katman. ETF ve vadeli piyasa pozisyonlanması, en oynak ve en hızlı tepki veren katman; kurumsal yatırımcının birkaç günde giriş-çıkış yapabildiği bu alan, kısa vadeli sert hareketlerin çoğunu açıklıyor. Son olarak fiziki talep, özellikle Hindistan ve Çin’deki düğün ve festival sezonlarına bağlı mücevher alımı, mevsimsel ama gerçek bir taban oluşturuyor. Fed kararı bu altı katmandan yalnızca ikisini, reel faiz ve dolar endeksini, doğrudan etkiliyor; geri kalan dördü kendi bağımsız dinamikleriyle hareket etmeye devam ediyor.

Bu ayrımı gözden kaçırmanın gündelik hayattaki karşılığı, çoğu zaman haber başlıklarının çok gerisinde kalıyor. Kuyumcuda çalışan bir esnaf için Fed kararı, o hafta vitrine kaç kişinin gireceğini belirleyen somut bir ayrıntı; fiyat sert dalgalanırsa müşteri bekler, ertelenmiş bir düğün hazırlığı bir sonraki haftaya kalabilir. Emekliliğe hazırlanırken birikimini gram altına çeviren bir öğretmen için ise mesele çok daha kişisel: bir gecede yüzde birkaçlık bir dalgalanma, aylarca biriktirilen bir tasarrufun görece değerini değiştirebiliyor. Washington’daki oda toplantısı ile bu insanların hayatı arasındaki mesafe, göründüğünden çok daha kısa.

Piyasanın bu kararı bu kadar yakından izlemesinin bir nedeni de, kararın kendisinden çok, eşlik edecek mesajın taşıdığı ağırlık. Fed Başkanı’nın basın toplantısında kullanacağı dil, “geçici bir sıkılaşma” mı yoksa “kalıcı bir duruş değişikliği” mi sinyali verdiğine göre, altın fiyatındaki tepki çok farklı boyutlarda olabilir. Nitekim benzer bir toplantıda, yalnızca birkaç cümlelik şahin bir vurgu, milyarlarca dolarlık pozisyonun yön değiştirmesine yetmişti.

Analistlerin yıl sonu tahminlerindeki geniş aralık, bu belirsizliğin boyutunu gösteriyor. Toplantı öncesinde JPMorgan ve HSBC gibi kurumların 4.700-5.700 dolar bandında birbirinden uzak hedefler taşıması, aslında tek bir “doğru” senaryo olmadığının itirafı. Fed şahin bir tonla artırıma giderse bu hedeflerin aşağı yönlü revize edilmesi olası; buna karşılık enflasyonun beklenenden hızlı yavaşladığına dair bir işaret gelirse, ertelenen indirim beklentisi yeniden altını yukarı taşıyabilir. Kısacası piyasa, tek bir toplantıdan iki zıt senaryoya da hazır bekliyor.

Türkiye ekonomisi bu tabloda garip bir konumda duruyor, çünkü Fed’in kararına iki farklı kanaldan birden maruz kalıyor. Bir yandan TCMB kendi başına yüzde 37’lik bir politika faizi yürütüyor, Fed’in yüzde 3,5-3,75 bandındaki kararından bağımsız, kendi enflasyon gerçekliğine göre şekillenen bir patika izliyor. Öte yandan, Türk hanehalkının tasarruf alışkanlığı bu bağımsızlığı büyük ölçüde geçersiz kılıyor: yıllardır dolar ve altına yönelen bir toplum için, Fed’in kararı TCMB’nin masasından çok daha hızlı, doğrudan cüzdana ulaşıyor. Fed artırıma giderse dolar küresel olarak güçlenir, bu da Türk lirası üzerinde ek bir baskı yaratabilir; aynı anda altın fiyatındaki olası düşüş, TCMB’nin faiz kararından bağımsız olarak, gram altına bağlanmış milyonlarca hanenin servetini etkiler. Yani Türkiye, kendi para politikasında tam bağımsız görünürken, tasarruf tercihleri üzerinden Fed’e belki de birçok gelişmiş ekonomiden daha fazla bağımlı; bu çelişki, ülkenin onlarca yıldır çözemediği güven sorununun parasal bir yansıması.

Sonuç olarak 16 Eylül, altın yatırımcısı için yalnızca bir faiz kararı değil, iki farklı gelecek senaryosu arasındaki sınırın çizildiği bir eşik. Fed enflasyonla mücadeleyi önceliklendirirse, altın kısa vadede zorlu bir test geçirebilir. Ama bu testin sonucu ne olursa olsun, merkez bankalarının yıllardır sürdürdüğü dolar dışı rezerv arayışı, tek bir toplantı kararıyla tersine dönecek bir eğilim değil. Kısa vadeli fırtına ile uzun vadeli rüzgar, bu kez de farklı yönlerden esmeye devam edecek gibi görünüyor.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEkonomi
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMetin Duyar
Takip et:
Orta Doğu siyaseti, insan hakları ve ekonomi-politik alanlarında çalışan akademik bir yazar olarak, toplumsal eşitsizliklerin yapısal nedenlerini irdeleyen metinler kaleme almaktadır. Yazılarında yalnızca güncel gelişmeleri değil, bu gelişmelerin tarihsel ve kuramsal arka planını da analiz eder. Devlet, yurttaşlık ve adalet kavramlarını ele alırken; baskı rejimlerinin ideolojik işleyişini ve insan haklarının nasıl ihlal edildiğini sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunar. Medya Günlüğü’ndeki yazılarında, okuyucuyu gündemin ötesine taşıyan bir düşünsel derinlik ve tutarlı bir perspektif hedeflenmektedir.
Önceki Makale Suudi Arabistan’ın Husi kâbusu…

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Baskılanan kurun bedelini turizmci ödüyor

Yıldırım Aktuğan
13 Eylül 2026
GünlükManşet

Napolyon’un Rusya bozgunu

Medya Günlüğü
13 Eylül 2026
GünlükManşet

1 Arda 4 hoca

Medya Günlüğü
13 Eylül 2026
GünlükManşet

Tarihte bu hafta

Medya Günlüğü
13 Eylül 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?