Fenerbahçe’nin Lyon’u Şampiyonlar Ligi play-off turunda elemesinin ardından yaşananlar çok konuşuldu.
Mattéo Guendouzi’nin maç boyunca Lyon tribünleriyle yaşadığı gerilim, karşılaşmanın sonunda söylediği “Allez l’OM!” ((Haydi Marsilya!) ve Marsilyalı rapçi Jul’ün meşhur el işaretini yapmasıyla zirveye çıktı.
Peki Guendouzi Lyon taraftarlarını kızdırmak için neden özellikle Marsilya’yı kullandı?
Cevap, Fransız futbolunun en ilginç rekabetlerinden birinde.
Olympique Lyonnais ile Olympique de Marseille arasındaki karşılaşmalar Fransa’da “Choc des Olympiques”, yani “Olympique’lerin Çatışması” olarak anılıyor.
İki takımın karşılaşmaları aslında çok eski. Ancak bugünkü anlamıyla büyük rekabetin ortaya çıkışı oldukça yeni.
Lyon ile Marsilya arasındaki rekabetin esas olarak 2000’li yıllarda, Lyon’un Fransız futboluna damga vurduğu dönemde güçlendiği kabul ediliyor.
İlginç olan şu: Bir zamanlar iki kulübün yöneticileri arasında bugünkü düşmanlığın tam tersine oldukça iyi ilişkiler vardı.
1987’de Lyon’un başına Jean-Michel Aulas geçtiğinde, onu bu göreve yönlendiren isimlerden biri dönemin Marsilya Başkanı Bernard Tapie’ydi.
O yıllarda Marsilya Fransa’nın futbol devi, Lyon ise yeniden yapılanmaya çalışan bir kulüptü.
Yani bugün birbirine tahammül edemeyen iki kulübün hikâyesi, aslında bir tür dostlukla başlamıştı.
Lyon yükselince…
Ama 2000’li yılların başında futbol haritası değişti.
Lyon, Fransa’da üst üste şampiyonluklar kazanan büyük bir güç haline geldi. Marsilya ise yeniden zirveye çıkmaya çalışıyordu. Böylece rekabet yalnızca iki takımın sahadaki mücadelesi olmaktan çıktı. Transferler, yöneticilerin açıklamaları ve şampiyonluk yarışı da işin içine girdi.
Jean-Michel Aulas bu dönemin en tartışmalı figürlerinden biri oldu. Marsilya ile Lyon arasındaki gerilimin büyümesinde Aulas ile Marsilya yöneticileri arasındaki söz düellolarının önemli rol oynadığı Fransız basınında sık sık vurgulandı.
2006’da Lyon’un Marsilya’nın yıldızı Franck Ribéry’yi transfer etmeye çalışması da gerilimi artıran olaylardan biriydi.
Sonra 5-5 geldi
8 Kasım 2009’da Gerland’da oynanan Lyon-Marsilya maçı ise rekabetin sembol karşılaşmalarından biri haline geldi.
Lyon 5 – 5 Marsilya.
Maçta Lyon 5-4 öne geçti, Marsilya son dakikalarda beraberliği yakaladı.
Karşılaşmanın ardından “Olympico” adı daha fazla kullanılmaya başladı. Fransız futbolunda iki kulübün karşılaşması artık yalnızca önemli bir maç değil, başlı başına bir futbol olayıydı.
Üstelik rekabet yalnızca yöneticiler arasında değildi, tribünler de giderek daha fazla işin içine girdi.
Payet olayı
21 Kasım 2021’de Lyon’daki maç, rekabetin ne kadar tehlikeli bir noktaya gelebileceğini gösterdi.
Karşılaşmanın henüz dördüncü dakikasında Marsilyalı Dimitri Payet, tribünden atılan dolu bir su şişesinin başına isabet etmesiyle yere yığıldı.
Maç durduruldu ve daha sonra tamamen iptal edildi.
Olay yalnızca Lyon-Marsilya rekabetinin değil, Fransız futbolundaki tribün şiddeti tartışmasının da önemli dönüm noktalarından biri oldu. Lyon kulübü disiplin kurulunca sorumlu tutuldu ve puan cezası aldı.
Bu nedenle dün gece Lyon tribünlerinde Guendouzi’ye yönelik tepkiyi yalnızca anlık öfke olarak okumak eksik kalıyor.
Guendouzi, Lyon’un doğrudan rakibi olan Marsilya’nın eski oyuncusuydu. Üstelik Marsilya’da 103 maça çıkmış, kulüple güçlü bir bağ kurmuştu.
Dolayısıyla Lyon taraftarının karşısında, yalnızca Fenerbahçe’nin orta saha oyuncusu yoktu.
Bir anlamda Marsilya da sahadaydı.
Peki, Guendouzi’nin yaptığı Lyon taraftarlarını neden bu öfkelendirdi?
Çünkü “Allez l’OM!” sıradan bir tezahürat değil.
Lyon’da bunu söylemek, kabaca rakip takımın bayrağını açmak gibi.
Üstelik Guendouzi bunu maç bittikten, Lyon elendikten ve tribünler zaten gerilmişken söyledi.
Daha da önemlisi, Marsilya’nın sembollerinden biri haline gelen Jul’ün el işaretini yaptı.
Fenerbahçe’nin bir başka eski Marsilyalısı Mason Greenwood da aynı şekilde “Allez l’OM!” diyerek Lyon’u kızdırdı. Greenwood, Marsilya’da geçirdiği iki yılı hatırlatarak bunun eski kulübüne yönelik bir teşekkür olduğunu söyledi.
Yani iki Fenerbahçeli futbolcu, Lyon’u yendikleri gece aslında Marsilya’yı da sahaya çıkarmış oldu.
Bu rekabet gerçekten “düşmanlık” mı?
Bunu biraz ayırmak gerekiyor.
Lyon-Marsilya rekabetinin temelinde öncelikle sportif rekabet bulunuyor. İki kulüp Fransa’nın en büyük ve en görünür futbol markaları arasında yer alıyor.
Ancak zaman içinde kulüp yöneticilerinin açıklamaları, transfer mücadeleleri, tribün olayları ve unutulmaz maçlar bu rekabete güçlü bir duygusal boyut ekledi.
Üstelik iki şehir arasındaki kültürel farklılıklar da bu hikâyeye malzeme sağlıyor. Fransız futbolunda Lyon daha merkezi, ekonomik açıdan güçlü ve daha “kurumsal” bir şehir olarak; Marsilya ise Akdeniz’e özgü daha renkli, daha asi ve halkla özdeşleşmiş kimliğiyle anlatılıyor. Eski Marsilya Başkanı Christophe Bouchet de iki şehir arasındaki “sosyal ve toplumsal” farklılığın rekabete katkısından söz etmişti.
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
