Lübnan tiyatro ve müzik dünyasının en sıra dışı isimlerinden biri olan Ziad Rahbani’nin bir yıl önceki vefatı geride derin bir üzüntü bıraktı.
Aradan geçen süreye rağmen vefata ilişkin yanıt bekleyen ağır sorular varlığını sürdürüyor. Efsanevi şarkıcı Feyruz ile büyük besteci Assi Rahbani’nin oğlu olan Ziad Rahbani, ünlü bir ailenin mirasçısı olmanın çok ilerisine geçmişti. Zira o, modern tiyatronun, müziğin ve hiciv sanatının simgelerinden biriydi. Toplumsal eleştirileri, keskin zekâsı ve çığır açan besteleriyle tanınan sanatçının ardından ortaya atılan iddialara kız kardeşi yönetmen Rima Rahbani yanıt verdi. Feyruz’un da menajerliğini yapan Rima’nın açıklamaları, sanatçının son günlerine dair spekülasyonları bitirirken skandal boyutundaki bir ihmali de gündeme taşıdı.
Rima Rahbani Facebook hesabından yaptığı uzun paylaşımda, sanatçının hayatının son döneminde yalnızlığa terk edildiği veya yaşama arzusunu kaybettiği yönündeki iddiaların tamamen asılsız olduğunu anlattı. Rima’ya göre, son konserinin ardından yalnız kalma korkusuyla ailesinin yanına taşınan Ziad, son ana kadar hayata tutunmaya çalıştı. Kardeşinin birinci ağızdan yaptığı bu tanıklık, Rahbani’nin geniş çevrelerce bilinen yaşama sevgisiyle de örtüşüyor. Bunun yanı sıra, hayat sevgisine paralel olarak ölümden korkuyordu.
Ölümünün ardından yayılan karaciğer veya pankreas nakli gerektiği, sanatçının çaresizlik içinde kaldığı yönündeki haberler Rima Rahbani tarafından net bir dille yalanlandı. Ziad’ın organ nakli gerektirecek bir sağlık sorunu olmadığı belirtildi. Sanatçının geçmişte annesi Feyruz ile zaman zaman dargınlıklar yaşadığını dile getirmesine rağmen, son günlerinde aralarında hiçbir küslük olmadığı da bu vesileyle ortaya çıkmış oldu. Ziad’ın, hayatı boyunca olduğu gibi son anlarında da annesi Feyruz ve kız kardeşinin desteğiyle her türlü maddi ve manevi imkâna sahip olduğu vurgulandı.
Bağışlanamaz ihmal
Rima Rahbani’nin açıklamalarındaki en sarsıcı detay ise, ölüm nedeninin arkasındaki doktor ihmali oldu. Kardeşinin sadece güvendiği belirli doktorlara muayene olduğunu ve başka uzmanlara danışmayı reddettiğini belirten Rima, ölümün açık bir tıbbi hatadan kaynaklandığını söyledi. Sorumlulara karşı büyük bir öfke duyduğunu belirten kız kardeş, hayatında ilk kez bağışlama duygusunu yitirdiğini dile getirdi.
Ortaya çıkan bu ağır tablo, bireysel bir tıbbi hatanın ötesinde ciddi bir sorumluluk zincirini işaret ediyor. Ziad Rahbani gibi maddi imkanlara ve eşsiz bir üne sahip olan bir isim bile sağlık sistemindeki böylesi açık bir ihmalin kurbanı olabiliyorsa, sokaktaki sıradan vatandaşın ölümün sadece nasıl geleceğini beklemekten başka şansı kalmamış demektir. Lübnan Hükümetinin derhal harekete geçmesi gerekmez mi? Ancak devlet vasfını çoktan yitirmiş, kurumları çökmüş bir yapıdan bahsediyoruz. Sayısız siyasi suikastın cezasız kaldığı, 2020 yılındaki Beyrut Limanı patlaması davasının Hizbullah ve siyasi elitlerin engellemeleriyle bugün bile kilitli tutulduğu, Yargıç Tarık Bitar’ın elinin kolunun bağlandığı bir düzende adalet aramak imkansıza yakındır. Ülkenin simge isimlerinden birinin ölümü üzerindeki şüphe bulutlarının dağıtılması ve sorumluların yargı önüne çıkarılması tüm topluma karşı ödenmesi gereken zorunlu bir borç olsa da, bugünün Lübnan’ında adaletin kendisi en büyük kurbandır.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
