Perşembe, 20 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 20 Ağustos 2026 07:41
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

CHP “Alevi partisi” mi?-Soner Yalçın (Nefes)

Kemal Kılıçdaroğlu’nu hafta sonu Hacıbektaş törenlerinde göremeyince, yarım asrı geçen bir siyasi süreci düşündüm.

Mesele, elbette bir siyasetçinin bir törene katılıp katılmamasından ibaret değil… Ancak bazen fotoğraftaki bir eksiklik, siyasetteki daha büyük değişimi görünür hale getirir.

CHP bölündü. Özgür Özel ve beraberindeki milletvekilleri Yeni Parti’ye geçti. Geride kalan CHP’nin yapısı, toplumsal tabanı ve geleceği üzerine yeni bir tartışma başladı. Bu tartışmanın en hassas başlıklarından biri de şu:

-Kılıçdaroğlu’nun başında olduğu CHP, giderek bir “Alevi partisine” mi dönüşüyor?

Bu iddiayı, doğrulanmış sosyolojik gerçek gibi yazmak mümkün değil. Fakat siyasette böyle bir algının üretilmeye başlanması bile üzerinde durmayı gerektiriyor…

Dahası var:

Alevi kimliğiyle Türkiye’nin en yüksek siyasi makamlarından birine ulaşmış Kılıçdaroğlu’nun Hacıbektaş’ta olmayışı, “Alevilerden aldığı desteği mi kaybediyor” sorusunu da beraberinde getiriyor.

Kuşkusuz bir tören bunun yanıtını vermez. Ama bu soru, beni başka bir soruya götürdü:

-Aleviler gerçekten bir Alevi partisi istiyor mu?

Yarım asrı geçen bir soru bu…

Türk siyasi tarihi, bu soruya ilginç cevaplar veriyor…”

3.ayda sonuç: Etimesgut-Menderes!-Mustafa Balbay (Cumhuriyet)

Bugün, butlan kararıyla CHP Genel Başkanlığı’na oturan Kemal Kılıçdaroğlu’nun videoyla butlanı haber verişinin üçüncü ayı. 20 Mayıs’ta yaptığı, “arınma” çağrısının ardından 21 Mayıs’ta bölge adliye mahkemesinin (BAM) kararı yayımlanmıştı.

Kılıçdaroğlu butlanın “gerekçesini” yazmış, mahkeme de “kararı” kaleme almıştı!

24 Mayıs Pazar günü polis, biber gazı, balyozla kapı kırma operasyonu eşliğinde butlan yönetimi CHP Genel Merkezi’ne girmişti.

Haftanın devamı Kurban Bayramı’ydı, 9 gün tatille Ankara boşalmıştı.

Zamanlama “iyiydi”, olası tepkileri en aza indirmek için fena yöntem sayılmazdı.

Üç ayda neler olduğunun fotoğrafı Etimesgut ve Menderes belediyelerine yapılan operasyonlar sonucu başkanvekili seçimlerinde yaşananlardır.

Etimesgut Belediye Başkanı Erdal Beşikçioğlu büyük bir aşkla başladı. Etimesgut’u sanatın başkenti yapmak istiyordu. İyi de yol aldı. Belediyede yaşanan kimi olumsuzlukların soruşturulmasını sağladı. Bu nedenle tutuklanan bir sanığın “itirafçı” olup Beşikçioğlu aleyhine ifade vermesiyle tutuklandı. Elbette Beşikçioğlu da dokunulmaz değil soruşturulur, yargılanır ancak bu tutuksuz yapılabilirdi.

Etimesgut’ta başkanvekili seçimi butlan öncesindeki iklimde yapılsaydı, fiilen 31 Mart 2024’te oluşan irade devam edecekti. Böylesi pek çok yerde olduğu gibi sonuç mücadele direncine güç verecekti. YENİ Parti çoğunluğuna karşın, butlan yönetimi, AKP ve MHP’li meclis üyelerinin aynı adaya oy vermesiyle “sonuca gidildi”!

Menderes’te daha vahim bir durum yaşandı. YENİ Parti’ye geçenlerin ve CHP’de kalanların toplam oyu tartışmasız başkanvekilini belirlemeye yeterken sonuçta AKP-MHP’nin adayı kazandı. Her şey bir yana kendisini yakından tanığım CHP il başkanı Utku Gümrükçü’nün YENİ Parti’ye dönük, “Alışın kardeşim alışın, seçim kaybetmeye alışın” sözleriyle yine CHP’li meclis üyesi Harun Bila’nın AKP Menderes İlçe Başkanlığı’na gidip tebrik etmesi şu iki şüpheye haklılık kazandırdı:

– Butlan yönetiminin tek hedefi YENİ Parti mi?

– Butlanla Cumhur İttifakı yakınlaşma içinde mi? Toplum bunları daha sert dillendiriyor!”

Çok para herkesi bozar!-Nazım Alpman (BirGün)

“Kütahya Valisi Musa Işın zamanlama bakımından “manidar” olabilecek bir paylaşım yaptı. Vali Işın “İslami değerler törpülendi, boşanmalar arttı, çocuk sayısı azaldı” tespitlerinin ardından şöyle devam etti:

-Duymadığımız işitmediğimiz suçlar öğreniyoruz, çareyi başka yerde aramaya gerek yok! Tek çare İslami terbiyedir, İslami ilimdir, İslami ahlaktır!

Sayın Vali adeta kaş yapayım derken göz çıkartmış! Günümüzde eksik olduğu vurgusu yaptığı “İslami terbiye, ilim ve ahlak” Türkiye Cumhuriyeti’nin son çeyrek yüz yılına damga vurmuş AKP tarafından topluma yerleştirildi. Büyük hedefli bu hizmeti, var gücüyle sunmaya devam eden İslami bir iktidar var ülkede…

Kütahya’nın değerli Valisi, hiç kimsenin aklına gelmeyen bu olağanüstü tespit ile AKP’ye ve onun efsaneleşmeye yüz tutmuş liderine karşı büyük bir haksızlık yapmış olarak görülebilir. Kütahya’dan yükselen itirazı -en hafif tabirle- “nankörlük” kategorisine sokanlar, şöyle sorabilirler:

-Vali bey, Reis yirmi beş yıldır İslami ilim, terbiye ve ahlakı yerleştirmek için hiçbir şey yapmadı mı demek istiyorsun?

Bu soruyu ve cevabını iktidarın “Kol kırılır Yen İçinde Departmanı” ilgililerine bırakıp İslami terbiye içinde yetişip, kamuoyunun ilgisine mazhar olan birbirinden değerli isimlerinin topluma kattıklarına bakalım.

Haber Türk televizyonundan Ela Rümeysa Cebeci’nin tutuklu bulunduğu konu hakkında polis ifadelerinde “uyuşturucu, fuhuş” gibi suçlamalara muhatap olduğu kamuoyuna yansıdı. Cebeci, Yeditepe Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu. Bu okulun İslami değerler ile bağlayıcı bir ilişkisi görünmüyor. Ama bir önceki okulu hakkında İmam Hatip Lisesi bilgisi var.

Aynı operasyonda tutuklanan Haber Türk Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Akif Ersoy’un mezun olduğu lise yazılı bilgilerde bulunmuyor. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi diplomasına sahip.

Haber Türk’ün bir önceki yıldızı Abdurrahman Veyis Ateş’in Bodrum’da bir otele çökme operasyonu esnasında yüklüce para kabul ettiği ortaya çıkınca kanal ile ilişkisi kesilmişti. Ateş bas bariton ses tonlamasıyla okuduğu haberler arasına bolca “vatan-millet-ezan-bayrak” kelimeleri serpiştirerek gözüne kestirdiği parti ve politikacıları “hainlikle” suçlamayı ilke edinmiş bir ekran yüzü idi. Tahsili de çok parlaktı. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi mezunuydu. Hatta bir ara özel bir kolejde Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi öğretmenliği de yapmıştı. Haber Türk operasyonu sırasında savcı ona da “uyuşturucu madde kullanımını kolaylaştırmak” suçlamasıyla ilgili sorular sordu.”

Bir yılda 239,5 milyar dolar dış borç ödenecek-Naki Bakır (Dünya)

“Türkiye’nin kamu ve özel sektörüyle bir yıl içinde ödemesi gereken dış borç yükü rekor düzeyde bulunurken, küresel riskler altındaki asıl ba­rut fıçısını reel sektöre ait kısım oluşturuyor. Artan borç çevirme maliyetlerinin şirketler üzerin­de yaratacağı baskı; üretim, istih­dam ve halkın geçimini doğrudan sarsma potansiyeli taşıyor.

Merkez Bankası, Türkiye’nin kısa vadeli dış borç stokunu hazi­ran sonu itibarıyla 170 milyar 722 milyon dolar olarak açıkladı. Aynı tarih itibarıyla bir yıl içinde öde­mesi veya yeniden yapılandırması gereken kısa vadeli dış borç stoku ise 239 milyar 534 milyon dolar ol­du. Orijinal vadesine bakılmaksı­zın, vadesine bir yıl ve daha az ka­lan borçları gösteren bu hacim, ül­kenin dış finansman ihtiyacının büyüklüğünü bir kez daha gözler önüne serdi. Söz konusu geri öde­me yükü mayıs sonundaki 242 milyar dolarlık düzeyine göre 2,5 milyar dolarlık bir azalmaya rağ­men yüksek hacimde kalmaya de­vam etti. Gelecek bir yılda öden­mesi gereken dış borç tutarı geçen yıl aynı tarihte ise 220,3 milyar do­larlık düzeyine göre ise 20 milyar dolara yakın artmış bulunuyor. sektörün

Güncel tabloya göre, kısa vade­li dış borç yükünün yaklaşık yüzde 65’ini bankalar ve şirketler toplamı olarak tek başına özel sektör sırt­lanıyor. Özel sektörün toplam 155 milyar 327 milyon dolarlık yüküm­lülüğünün 82 milyar 590 milyon doları finansal olmayan kuruluş­lar (reel sektör firmaları), 65 mil­yar 289 milyon doları ise özel ban­kalar tarafından taşınıyor. Şirket­lerin yüksek döviz yükümlülüğü, küresel piyasalardaki faiz oynak­lıklarına karşı hassasiyeti artırıyor.

Kamu sektörünün bir yıl içinde çevirmesi gereken toplam borç 61 milyar 113 milyon dolar ve bu­nun 45 milyar 946 milyon dolar­lık ezici bir kısmı kamu bankala­rına ait. Genel hükümetin borcu 11 milyar 62 milyon dolar seviye­sinde. Merkez Bankası’nın doğ­rudan kısa vadeli yükümlülüğü ise 23 milyar 94 milyon dolar.”

Ya enflasyon hedefleri “biraz” hayali ya bu faizler fahiş!-Alaattin Aktaş (ekonomim.com)

“Borç almak durumundasınız. Güvenilirsiniz, herkes size borç vermeye razı. Ama “ufak” bir sorun var. Uzun vadeli, örneğin dokuz yıl, on yıl vadeli borç almak istiyorsunuz ama borç vermek için adeta sıraya girenler dokuz on yıl sonrası için neredeyse bugünkü enflasyon düzeyinde faiz talep ediyor.

Oysa biliyorsunuz ki resmi enflasyon tahmini 2026 için yüzde 28, hatta hedef yüzde 24; hedef seneye yüzde 15, daha sonra ise tek hane ve yüzde 5’ler.

Ekonomi yönetimi resmi hedefini böyle ortaya koymuşken size dokuz on yıl sonrasına kadar uzanacak vade için yüzde 35 dolayında faiz teklif ediyorlar. Borç verme şartları bu.

Eğer enflasyon söylendiği gibi düşer ve örneğin 2028’den sonra tek haneye inerse siz bugün alacağınız yaklaşık on yıl vadeli borç için 2035’e kadar yüzde 35 faiz ödeyeceksiniz.

Her yıl yüzde 35… Bu yılın kalan döneminde, 2027’de, 2028’de, 2029’da, 2030’da, 2031’de, 2032’de, 2033’te, 2034’te ve 2035’in ilk sekiz ayında! Batarsınız! Şirket olsanız ve böyle bir yük altına girseniz, enflasyon da söylendiği gibi tek hanelere inse batarsınız! Ayakta kalsanız bile herhalde sizi böylesine bir yükün altına sokan CEO’nuzu anında kapının önüne koyarsınız.

Sıradan vatandaşsınız, borç almanız gerekiyor ve seçenekler önünüzde… Size on yıl vadeli ve yüzde 35 faizli kredi öneren var.

“Hani enflasyon üç beş yıl sonra tek haneye düşecekti, bu yüzde 35 çok yüksek değil mi” diyecek oluyorsunuz, karşınızdaki alaycı bir şekilde gülümsüyor:

“Sen tek hanelere gerçekten inanıyor musun? İnanıyorsan ve senin gibi inanan birilerini bulursan git ondan al bu borcu…”

Enflasyon tek hanelere düşerse maaşınız ona göre artacak ve bu faizin altından kalkamayacaksınız, bunun farkındasınız, çaresizce ne yapacağınızı düşünüyorsunuz.

“Ben çok güvenilir bir borçluyum” diyecek durumunuz da yok ki, deseniz de karşınızdakini bu şekilde sözle ikna da edemezsiniz ki!

Ya tüm riski göğüsleyip o yüksek faize razı oluyorsunuz ya da borç almaktan vazgeçiyorsunuz. Ama iyi de o borcu almak kaçınılmazsa… Artık borcu verenin insafına kaldınız ve yüzde 35 faize razı oluyorsunuz.”

İsmail Kartal fazla kalmaz-Hilmi Türkay (Cumhuriyet)

“Aziz Yıldırım’ın şu ana kadar yaptığı en büyük hata takımın başına İsmail Kartal’ı getirmesi oldu. Bu bir suçlama değil. Zaman dardı önce Aykut Kocaman’a sarıldı, olmadı İsmail Kartal’ı tercihledi. İsmail Hoca iyi bir Fenerbahçelidir. “Gel” denince düşünmeden koşar gelir. Kartal’ın Fenerbahçe’ye 4. ayak basışı ancak hiçbir başarısı yok. Aziz Başkan kolları sıvadı takıma 3-4 takviye yaptı. Bu üç isim olumlu yönde katkı yapıyor. Takımda kalanlardan İrfan Can Kahveci nedense kafasında futbolu bitirmiş. F.Bahçe’de oynuyorsun, defalarca sana fırsat verdiler hepsini elinin tersiyle ittin. Kerem Aktürkoğlu, Kartal’ın vazgeçilmezi. Hoca 11 için tahtanın başına geçtiğinde önce Kerem’i yazıyor olmalı. Kerem de bitik. Bir diğer önemli yetenek Oğuz Aydın da oynamaya oynamaya pas tutmuş. G.Birliği maçında ilk yarım saat içinde etkiliydi sonra kayboldu. Devamlılığı yok.

Fred gitti, geç kalınmış karar. İsmail Yüksek adına işler yolunda giderken baktım o da tepeteklak oluverdi. Bu düşüşü bugünle sınırlı değil. Ederson, Aziz Yıldırım’ın baskısıyla kaldı, toparlanmak zorunda. Geçen sezon F.Bahçe’yi yakan 3-5 futbolcudan biriydi. Kaptan Skriniar-Ake ikilisi iyi uyum içerisinde. Levent, Oosterwolde, Brown’un bulunduğu sol taraf sıkıntılı bölge. Talisca attığı gollerle en kıymetli pozisyonda. Yeni transferlerden Lukaku’nun yapacağı katkı merak konusu. Asensio tartışmasız büyük yetenek. İsmail Kartal ile Asensio arasında gerginlik mi var? Kartal’a göre İspanyol yıldız hazır değilmiş. Lyon maçında seyirci Asensio için baskı yapmasa yine oyuna alacağı yoktu.

Milyonlarca taraftarın her sezon olduğu gibi şimdi de beklentisi büyük. Hele Aziz Yıldırım geldikten sonra bu daha da büyüdü. Yıldırım bir yıl için geldi. Tek hedefi F.Bahçe’yi şampiyon yapmak. Bu elbette el birliğiyle olacak bir iş ama bana öyle geliyor ki hocam sen bunun bilincinde değilmiş gibi hareket ediyorsun. “

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram 

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Bahçeli’den Haliç’teki fotoğrafa Türk dış politikası gerçekleri…

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetMG Özel

“Ukrayna’da Türk savaşçı öldürüldü” iddiası

Fuad Safarov
20 Ağustos 2026
ManşetSerbest Kürsü

Barbarlık “in” ahlak “out”

Tijen Zeybek
20 Ağustos 2026
GünlükManşet

Banknotlardaki şifreler

Medya Günlüğü
20 Ağustos 2026
GünlükManşet

Moskova’da bir garip darbe

Medya Günlüğü
20 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?