Güney Kafkasya, tarihi bir kırılma noktasından geçiyor. Uzun yıllar Sovyet sonrası Moskova’nın “karakolu” olarak görülen Ermenistan, İkinci Karabağ Savaşı’ndaki yenilgi ve Karabağ’ın tamamen kaybının ardından faturayı Rusya’ya keserek yönünü hızla Batı’ya (ABD ve Avrupa Birliği) dönmeye çalışıyor.
Ancak Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın bu eksen kayması girişimi, sadece bir dış politika tercihi olmanın ötesinde, Erivan için telafisi imkansız bir “ekonomik ve jeopolitik intihar” riski de taşıyor.
Siyasi hayaller ve ekonomik gerçekler
Ermenistan’ın Avrupa Birliği (AB) ve Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) arasında yapmaya zorlandığı ya da Paşinyan’ın bizzat zorladığı seçim, aslında “gerçekleştirilemez bir rüya” ile “ekonomik hayatta kalma” arasındaki bir seçimdir. Eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın da haklı olarak vurguladığı gibi, mevcut Ermeni ekonomisinin nefes almasını sağlayan tek kaynak Rus pazarıdır.
Rakamlar yalan söylemez: Ermenistan’ın tarım ürünlerinin yüzde 98’i, özellikle de ülkenin can damarı olan konyak ve şarap ihracatının yüzde 90’ından fazlası Rusya’ya yapılmaktadır. 2025 verilerine göre Ermenistan’ın ticaret hacminin yüzde 36’sı Rusya’ya aittir. Buna karşın Ermenistan’ın Rusya’nın dış ticaretindeki payı yalnızca yüzde 1,1’dir. Yani olası bir kopuşta Rusya, GSYİH’sinin sadece yüzde 1’ini kaybedecekken; Ermenistan, ucuz gaza, gümrüksüz petrol ürünlerine, işlenmek üzere aldığı Rus elmaslarına ve en önemlisi milyarlarca dolarlık işçi dövizlerine veda etmek zorunda kalacaktır. AB pazarına erişim ise katı teknik ve kalite standartları nedeniyle Ermeni çiftçisi ve sanayicisi için bir illüzyondan ibarettir.
“Domates-konyak” diplomasisi
Rusya, başlarda Paşinyan hükümetinin AB ile yakınlaşmasını “stratejik sabırla” izlese de, ok yaydan çıkmış görünüyor. Mayıs ayı başlarında Erivan’da düzenlenen Avrupa Siyasi Topluluğu zirvesinde Ukrayna lideri Zelenski’nin ağırlanması ve Rusya aleyhine yapılan agresif açıklamalar, Moskova için bardağı taşıran son damla oldu.
Rusya’nın tepkisi, beklendiği gibi askeri değil, “asimetrik ve ekonomik” araçlarla geldi. Rosselhoznadzor (Rusya Federal Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Denetim Servisi) peş peşe adımlar atarak Ermenistan’dan çiçek, domates, salatalık, çilek ve üzüm ithalatını kısıtladı. Dahası, önde gelen üç Ermeni konyak üreticisinin Rusya’daki satışları durduruldu. Rusya Enerji Bakanlığı ise gümrüksüz gaz, petrol ve elmas tedariki anlaşmasının feshedilebileceğinin sinyalini verdi. Moskova, Erivan’a çok net bir mesaj veriyor: “Batı’nın siyasi kampına geçiyorsan, Rusya’nın ekonomik sübvansiyonlarından faydalanamazsın.”
Türkiye ve Azerbaycan boyutu
Ermenistan’ın Rusya’dan kopuş süreci, bölgesel denklemi de derinden sarsıyor. Transkafkasya’da müttefike (veya en azından güvenilir bir ortağa) ihtiyaç duyan Rusya, Erivan’ın boşluğunu hızla Bakü ile dolduruyor. Rusya ve Azerbaycan liderleri arasındaki sıklaşan temaslar, Moskova’nın Bakü’yü artık stratejik bir denge unsuru olarak merkeze aldığını gösteriyor.
Öte yandan Paşinyan, Rusya’nın bölgesel etkisini kırmak için Türkiye ile de “yeni bir sayfa” açmaya çalışıyor. Ağrı Dağı ve sözde soykırım retoriğini yumuşatması, bu pragmatik (ancak kendi kamuoyunda tepki çeken) politikanın bir yansıması. Ancak Koçaryan’ın isabetli analiziyle; Paşinyan AB üyeliğinin yakın vadede bir “masal” olduğunu biliyor, asıl hedefi Rusya’nın yerini Türkiye ve Batı üzerinden dengelemek. ABD’nin bölgedeki varlığını artırmayı hedefleyen projeler (TRIPP-Trump Yolu gibi) ise aslında Ermenistan’ın refahından ziyade, Washington’un İran’ı çevreleme ve gözetleme stratejisinin bir parçasıdır.
Sonuç: referandum kumarı
Rusya, Belarus, Kazakistan ve Kırgızistan, Erivan’a “AEB ile AB arasında seçim yapması için bir an önce referanduma gitmesi” çağrısında bulunarak topu Paşinyan’ın sahasına attı. Seçimler öncesi radikal bir kopuşun faturasını ödemek istemeyen Paşinyan ise, AB statüsü netleşene kadar AEB’da kalmak istiyor; yani bir nevi “hem Rusya’nın imkanlarından yararlanayım hem de Batı’ya entegre olayım” politikası (tamamlayıcılık) güdüyor. Fakat eski dönemin bu konforlu dış politikası artık miadını doldurdu.
Sonuç olarak; duygusal travmalar ve “barış mücadelesi” illüzyonuyla hareket eden Ermenistan, küresel güçlerin nüfuz mücadelesinde gönüllü bir piyon haline gelme riskiyle karşı karşıyadır. İngiltere’nin AB’den çıkışı (Brexit) sonrasında yaşadığı ekonomik sıkıntılar ortadayken, denize kıyısı olmayan, ekonomisi komşularına ve en çok da Rusya’ya tam bağımlı olan Ermenistan’ın Avrasya ekseninden kopuşu, sadece bir siyasi tercih değil, yapısal bir çöküşün habercisi olacaktır.
Fotoğraf: kremlin.ru
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
