İnsan dünyaya hep yanlış pencereden baktı.
Kendi hikayesini de yanlış yorumladı. Hayatın, bireysel başarıların, mücadelelerin ve hayallerin toplamı olduğunu sandı. Sadece kişisel yolculuğuna odaklandı.
Bu bakış açısı insanı rahatlattı.
Doğa ile olan ilişkisini sorgulamaktan ısrarla kaçtı. Objektiflikten uzak analizlere sığındı ve eylemlerinin dünyaya zarar değil fayda sağladığına inanmayı tercih etti.
Oysa hal ve gidiş pek öyle değil.
Tüketirken..
Üretirken..
Seyahat ederken..
Kentler kurarken..
Ekonomileri büyütürken..
Geride kötü izler bırakıyoruz.
Salınan karbonu, mahvettiğimiz ekosistemleri, kirlettiğimiz denizleri ve bitirdiğimiz doğal kaynakları, refahımızın doğal bedelleri olarak kabul ediyoruz.
Sosyal evrene bıraktığımız kirli mirası saklıyoruz.
Biz zamanı kendi yaşımızla ölçüyoruz. Oysa gezegenimiz için zaman farklı işliyor. İnsan ömrü birkaç on yıl sürerken, doğanın dengesi binlerce yılın birikimiyle oluşuyor. Bugün verdiğimiz kararlar yalnızca bizi değil, henüz doğmamış nesilleri de etkiliyor.
Gerçekler acı verecek kadar görünür hale geldi.
İklim değişikliği, türlerin kaybı, su kıtlığı, gelir dengesizliği, savaşlar ve acı sonuçları ile göçler bir tek gerçeği gözümüze sokuyor.
İnsanlık mavi gezegenin sınırlarına geldi.
Felaket artık geleceğin değil, bugünün sorunu.
Krizler, çevre boyutunu aştı.
Ekonomik, sosyal ve ahlak çöküşe bir adım mesafedeyiz.
İnsanoğlu zamanı kendi yaşı ile ölçüyor. Ama dünyanın zaman ölçümü farklı. Biz ortalama 70-80 yıl yaşarken, doğa binlerce yılık bir birikim sonunda dengeye kavuşuyor.
Bugün verdiğimiz kararlar sadece bizi değil, gelecek yüzlerce kuşağı da etkiliyor.
Şimdi, “evrenin dilek ağacı”na notlar bırakma zamanı.
Bu, dünyanın en acil ajandasıdır.
Yapılacaklar listesi, vicdanın ürünü olarak ortaya çıkan ve 2015 yılında 193 ülkenin üzerinde uzlaştığı ‘Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarında’ somutlaştı.
Aslında bu hedefler, yalnızca hükümetlerin değil, şirketlerin, şehirlerin, sivil toplumun ve bireylerin de sorumluluklarını tanımlıyor.
“Evrenin dilek ağacındaki” notlar şunlardır:
Yoksulluğu her yerde ve her biçimiyle sona erdirmek.
Açlığı ortadan kaldırmak ve sürdürülebilir tarımı desteklemek.
Herkes için sağlıklı ve kaliteli yaşam koşulları oluşturmak.
Nitelikli eğitimi erişilebilir hale getirmek ve yaşam boyu öğrenmeyi teşvik etmek.
Toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak.
Temiz suya ve sürdürülebilir su yönetimine erişimi güvence altına almak.
Karşılanabilir ve temiz enerji kaynaklarını yaygınlaştırmak.
İnsana yakışır iş ve sürdürülebilir ekonomik büyüme yaratmak.
Dayanıklı altyapılar kurmak ve yenilikçiliği desteklemek.
Eşitsizlikleri azaltmak.
Şehirleri daha yaşanabilir, güvenli ve sürdürülebilir hale getirmek.
Sorumlu üretim ve tüketim alışkanlıklarını yaygınlaştırmak.
İklim değişikliğiyle mücadele etmek.
Okyanusları ve denizleri korumak.
Karasal ekosistemleri ve biyolojik çeşitliliği korumak.
Barışçıl, adil ve kapsayıcı toplumlar oluşturmak.
Küresel iş birliklerini güçlendirmek.
Bu hedefleri, romantik hayaller olarak yorumlayanlar olabilir.
Oysa bu liste bir beklenti değil, bir mecburiyettir.
Sürdürülebilirlik artık sadece çevrecilerin gündemi olmaktan çıktı. Ekonomilerin, toplumsal barışın, sağlığın ve gelişmenin temel koşuludur.
Bugün bir işletmenin başarısı yalnızca kârıyla ölçülmüyor.
Bir şehrin değerini sadece mimarisi belirlemiyor.
Bir ülkenin gücü yalnızca ekonomik büyüklük ile ölçülmüyor.
Geleceğin kazananları; insanına yatırım yapan, doğasını koruyan, bilgi üreten ve uzun vadeli düşünebilen toplumlar olacak.
Bu nedenle mesele yalnızca dünyayı kurtarmak değildir. Asıl mesele, insanlığın kendisini kurtarmasıdır. Çünkü doğa bizsiz yaşamaya devam edebilir. Ancak biz, sağlıklı ekosistemler olmadan yaşayamayız.
Önümüzde hâlâ bir fırsat penceresi bulunuyor.
Teknoloji, yapay zekâ, yenilenebilir enerji, döngüsel ekonomi ve yeni nesil eğitim modelleri insanlığa daha sürdürülebilir bir gelecek kurma imkânı sunuyor. Bu dönüşümün gerçekleşebilmesi için önce sorunun büyüklüğünü kabul etmemiz gerekiyor.
Dilek ağacındaki notları tamamlayabilirsek gelecek var.
Yoksa ufuk karanlık…
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
