Cumartesi, 23 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörGünlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 23 Mayıs 2026 09:38
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Özgür Özel’in dördüncü sınavı-Mustafa Balbay (Cumhuriyet)

“Fırtına gibi bir üç yıl geçti. 14-28 Mayıs 2023 Cumhurbaşkanlığı seçiminin ardından CHP’de değişim tartışması başladı. 4-5 Kasım 2023’teki 38. olağan kurultayda partinin tarihinde ilk kez yarışmalı bir seçimle birlikte genel başkan değişti. Bu, sadece CHP’deki parti içi demokrasi değil, genel anlamda demokrasimiz açısından çok büyük bir kazanımdı.

Özgür Özel sekizinci genel başkan oldu.

Özel, daha koltuğu ısıtmadan yerel seçimi kucağında buldu. 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde elde edilen tarihi başarı, CHP’deki iç değişimin ardından Türkiye’de de değişimin başladığını gösteriyordu. AKP ilk kez bir seçimi ikinci bitirdi. CHP Türkiye’nin birinci partisiydi.

Özgür Özel lider oldu.

İkinci olan AKP’nin bu durumu kabul etmesi doğasına aykırıydı. 2024 yazı iktidar açısından “normalleşme” perdesinin ardında yeni bir hazırlıkla geçti. 30 Ekim’de Esenyurt’la başlayan “CHP’yi silkeleme” operasyonları 23 Mart 2025’te Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasıyla zirve yaptı. CHP lideri, Saraçhane’yi direniş kalesi haline getirdi. Bir yandan tutuklanan belediye başkanlarına sahip çıktı, bir yandan butlana karşı olağanolağanüstü kurultaylarla partiyi bütün tutmayı başardı.

Özgür Özel mücadele önderi oldu.

Geldik bugüne…

Genel başkanlık, liderlik ve ardından mücadele önderliği bayrağını taşıyan Özgür Özel’in 100’ü aşan “Millet iradesine sahip çıkıyor” mitingleriyle maratona çevirdiği yürüyüşü, mutlak butlan kararıyla yeni bir aşamanın eşiğinde.

Bu sürecin ucu Özel’e dördüncü bir bayrağı taşıma fırsatı da verebilir:

Demokrasi kahramanı!”

Kılıçdaroğlu, Bahçeli’nin “feragat et” isteğine ne der?-Aytunç Erkin (Nefes)

“86 milyonun bedelini ödeyeceği bir çılgınlık bu. Biz de duyuyoruz, AKP içinde bir şeyler olduğunu duyuyoruz. Mehmet Şimşek’in, AKP içinde aklı selimin bu olaya karşı çıktığını biliyoruz. Bahçeli dün açıklamasında ‘bize rağmen yapıldı bu iş. Kılıçdaroğlu bu yetkiyi kullanmamalı’ dedi. Cumhur İttifakı’nın kahir ekseriyeti, devlette önemli isimler bu karara karşı ama yine de çılgınlık yaptılar.”

Dün… CHP Genel Merkezi’nden yetkililerle yaptığım görüşmede kurdukları ilk cümle “Çılgınlık yaptılar” oldu ve CHP lideri Özgür Özel’in de “Çılgınlık” dediği bir sürecin yaşandığının altı çizildi.

Aylardır konuşuluyordu, “ha bugün ha yarın” deniliyordu.

Karar çıktı.

CHP’de 4-5 Kasım 2023’te yapılan ve Özgür Özel’in kazandığı 38. Kurultay için 3 yıl sonra “mutlak butlan” kararı verildi. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi (istinaf), “tedbir” yolunu izledi. Mutlak butlan hükmüne vardı ve mutlak butlanın uygulanabilmesi için gerekli “kesinleşme” şartını beklememek için “tedbir” yoluna başvurdu. Burada “tedbir” önemli. Yargıtay’da kesinleşmesini beklemeden Kılıçdaroğlu ve ekibinin partinin başına dönmesinin yolu açılmış oldu.

Bundan sonra ne olacak?

Satır aralarını okuyalım.

Önce MHP lideri Devlet Bahçeli’nin önceki gece yaptığı açıklamaya bakalım: “5 Mayıs 2026 tarihinde grup toplantımız sonrasında CHP’nin mutlak butlan davası hakkında görüşümüz gazeteciler tarafından sorulduğunda kendilerine ‘CHP, Cumhuriyet’in kurulduğu günden bu yana var olan en önemli siyasi bir kurumdur. Bu kurumun içinin karıştırılması, parçalanması, hukuki yönden zedelenmesi veya farklı amaçlarla kullanılmasına müsaade edilmemesini temenni ederiz’ demiştim. Geldiğimiz noktada haklılığımız ortaya çıkmıştır.”

“Sayın Kılıçdaroğlu, kendisine yapılan haksızlığın kabul edildiğini, bununla birlikte 13 yıl genel başkan olarak görev yaptığı bu köklü kurumu incitmemek, yaralamamak ve bir kaosa sebebiyet vermemek üzere tarihi bir sorumluluk üstlenmelidir. Hukukun da cevaz verdiği çerçevede Sayın Özgür Özel ile görüşerek CHP’nin geleceğine ilişkin bir ortak formül oluşturmak amacıyla feragat ettiğini belirtmelidir. Bu sonuç hem CHP’nin hem de ülkemizin yararına olacaktır. Aynı zamanda da bu tarihi sorumlulukla Sayın Kılıçdaroğlu hem CHP kurumsal kimliğinin hem de CHP’ye gönül vermiş vatandaşlarımızın gönlünde müstesna bir yer edinecektir.”

Bu konuyu iki tarafa da sordum. Kılıçdaroğlu cephesi “Bu açıklamaya saygı duyuyoruz ama Kemal Bey’in yol haritası şekillenecektir” diye yanıt verdi. Bir isim de 26 Haziran 2025’te Kılıçdaroğlu’nun kurduğu cümlelere işaret etti: “Mahkeme kararını ‘Tanımıyorum’ demenin hukuki olarak bir karşılığı yok. Görevi kabul etmezsem o zaman kayyum riski var. Umarım böyle bir karar çıkmaz. Neden bu kadar korkuyorlar? Kayyum gelse daha mı iyi olur? Kayyuma sebep olsam bu kez bana ‘13 yıl partiyi yönettin şimdi de buna izin verdin’ diye tepki gösterirler. Yapılan yorumları CHP’ye ve bana kurulmuş bir tuzak olarak görüyorum. Mahkeme iddiaları inceleyip ortaya delilleri koyacaktır. ‘Yargı kararını tanımıyorum’ diye bir şey yok. Ben görevi kabul etmesem karar kadük kalır demek anlamsız. Kabul etmesem kayyum gelir. Kayyum gelince de ne zaman kurultayı toplayacağı belli olmaz. O döneme kadar partiyi kim nasıl yönetecek? CHP kayyuma teslim edilmez. CHP’nin DNA’sı ile oynanıyor. Buna izin veremem, veremeyiz.”

Demokratik bir hukuk devletini sevsinler!-Umur Talu (T24)

“İktidar “kurban”ı kesti… son genel seçime göre 15 milyon, belki yeni seçmenlerle 20 milyona yakın oyun partisine “butlan darbesi” gerçekleşti.

Hangi partinin iktidarı? “Erbakan Hoca” ile parti kapatmalarını yaşamış, kurulduğunda (kısa süreli) hapiste olan ve ancak CHP’nin desteğiyle “seçilme hakkı”nı kazanmış liderin partisi.

Kemal Bey de şutlandığı partinin eti kemiği butlanan eski genel başkanı olarak, “yeni” genel başkanı olmayı da sindiriyor (çok) belli ki. Ne CHP’ye oy verenlerin ne Özgür Özel’i seçenlerin ne onca yenilgisinin ve yanılgısının bir kıymeti var.

Bütün bunların “demokrasi, hukuk devleti, bağımsız yargı, hür seçimler” maskesiyle yapılıyor olması, çok acı ve maske çoktan düşmüş aslında!

En acısı ise, “demokrasi mücadelesi yapıyoruz” diye gelen bir parti, iktidar ve liderinin esasında kendilerini düşürdüğü durum. Ne bileyim, insan, “demokrasi namına da” biraz hayırla hatırlanmak istemez mi!

Kılıçdaroğlu da artık “bir AKP’li olarak” ne kadar gurur duysa azdır! Tarihteki yerini Çerçiler’in filan yanında alıverdi.

Bir tuhaf tecelli de şu: “Menderes geleneği”ne sahip çıktığını söyleyen bir lider ve partisi, bir Mayıs mevsimi, kendi eliyle “27 Mayıs darbesi” yapmış oluyor adeta. Bu mudur yani bir ülkenin 66 yılda geldiği yer?” Yazık, çok yazık!

Mayıslar biraz böyle: Mayıslar “gençlik mençlik” denen ülkede gençlerin hayatının karartılmasında hep “mevsimlik” görevlerini yapıvermiş bir yandan!

“AKP Mayısı”nın geleceği bir önceki “19 Mart iktidar darbesi”nden belliydi zaten.

Öyleyse o günden mayıslara akan eski bir yazımdan bir bölümle kutlayayım iktidarı ve Türkiye’nin kederli kaderini:

“Gençlik bayramı” kutlamaları erken başladı. Cumhuriyet devletinin Cumhur iktidarının gençliğe armağanı olarak, gazla, copla, tekmeyle, tokatla, yumrukla, tacizle, tazyikliyle, gözaltıyla, tacizle, darpla, tutuklamalarla.”

Tarihi hesaplaşma yaklaşırken-Berkant Gültekin

“12 Eylül askeri darbesinin ardından kapatılan CHP, AKP iktidarı döneminde tarihinin en büyük demokrasi dışı darbelerinden birini daha yedi. CHP’ye yönelik mutlak butlan kararı, “parti kapatmalarla mücadele ettiklerini” söyleyenlerin yönettiği ülkede, bir partinin, üstelik iktidarı almaya aday bir ana muhalefet partisinin fiili olarak kapatılması girişiminden başka bir şey değil.

Rejim, CHP’yi iktidar hedefinden soyutlayıp kendi istediği kalıba sokmak için mevcut yönetimi uzun süredir ateş hattında tutuyordu. Erdoğan, CHP lideri Özel’e, İmamoğlu’nu Silivri’de unutup Ankara merkezli siyaset yapma çağrısında bulundu ve bunu birkaç defa yineledi. Çağrı şu anlama geliyordu: “İktidarı almaya çalışma; sana çizdiğim sınırları aşma.” Ancak Özgür Özel ve partisi, Saray’ın kontrollü ve uslu muhalefeti olmayı reddetti.

Kılıçdaroğlu, delege iradesiyle kurultayda genel başkanlığı kaybettikten sonra CHP, Özel liderliğinde ve değişimin yarattığı rüzgârla Mart 2024 yerel seçimlerini kazanmış ve 47 yıl sonra ilk kez birinci parti konumuna yükselerek AKP’yi de kurulduğu günden bu yana ilk defa ikinciliğe itmişti. Rejim açısından esas mesele hiçbir zaman kurultayda verilen birkaç yüz oy olmadı. Rejimi ilgilendiren CHP’de seçimlerin ne kadar adil olup olmadığı değildi; CHP’nin genişleyen siyasi etki alanı, yerel seçimde aldığı 17 milyonu aşkın oy ve cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun bir sonraki seçimde Erdoğan karşısında taşıdığı potansiyeldi. Bunun önüne geçilmeli, gelmekte olan, bir an önce durdurulmalıydı.

Rejime bir ortak gerekiyordu. CHP’li olarak bilinen, geçmişte muhalefet saflarında duran ama bugün CHP’yi koşar adım iktidara götüren parti yönetimini taşlamaya hazır, memleket yanarken kendi rövanşının derdine düşen, ülkede iktidar olmak yerine CHP’deki iktidarını önemseyen ve bunun için her yolu mübah görebilecek kadar “profesyonelleşmiş” birilerine ihtiyaç duyuluyordu. Kılıçdaroğlu ve destekçilerinin her ne pahasına olursa olsun partiye geri dönme ihtirası, tam da aranan damardı. Parti tabanında karşılığı marjinal bir ölçeğe tekabül eden bu damar, pohpohlanarak öne çıkarıldı.”

Sigorta neden sessizce lüks tüketime dönüşüyor?-Özder Şeyda Uyanık (ekonomim.com)

“Sigorta bir dönem “olursa lazım olur” diye alınan bir güvenlik ürünüydü. Şimdi ise giderek daha fazla insan için “karşılayabiliyorsan sahip olabildiğin” bir lükse dönüşüyor. Çünkü enflasyon artık sadece market raflarında değil, riskin fiyatında da yaşanıyor.

Kasko yenilemeye giden sürücü, geçen yıl ödediğinin iki katına yakın primlerle karşılaşıyor.

Özel sağlık sigortasında bazı poliçeler maaş zammını aşan oranlarda artıyor.

Konut sigortasında deprem riski yeniden fiyatlanırken, nakliyat sigortalarında savaş ve lojistik krizleri maliyetleri yukarı çekiyor. İnsanlar artık sadece hayat pahalılığıyla değil, “korunmanın maliyetiyle” de mücadele ediyor.

Bunun arkasında birkaç büyük kırılma var. İlki reasürans maliyetleri! Yani sigorta şirketlerinin kendi risklerini devrettiği küresel sigorta sistemi son yıllarda ciddi şekilde pahalandı.

klim felaketleri, depremler, savaşlar ve büyük hasarlar dünya genelinde sigorta sektörünün risk iştahını düşürdü. Türkiye gibi deprem riski yüksek ülkelerde bu maliyet çok daha sert hissediliyor.

Özellikle 6 Şubat depremlerinden sonra konut ve iş yeri sigortalarında fiyatlama davranışı tamamen değişti.

Kaskoda tabloyu ağırlaştıran başka bir denklem var: kur ve parça maliyetleri. Araçların büyük bölümü ithal, yedek parçaların önemli kısmı dövize bağlı.

Kur yükseldikçe tamir faturası büyüyor, bu da doğrudan primlere yansıyor. Üstelik modern araçların sensör, kamera ve elektronik sistem maliyetleri nedeniyle artık küçük kazalar bile büyük hasar faturaları çıkarabiliyor.

Sağlık sigortasında ise problem daha yapısal. Özel hastanelerdeki fiyat artışları, doktor ücretleri, medikal ekipman maliyetleri ve döviz bazlı sağlık teknolojileri primleri yukarı taşıyor.

Birçok kişi poliçesini iptal etmiyor ama kapsamını daraltıyor. Yani insanlar artık daha düşük teminatla “idare etmeye” çalışıyor.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Ehliyette ve siyasette yaş sınırı
Sonraki Makale “Mutlak butlan” soruları

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

“Mutlak butlan” soruları

Medya Günlüğü
23 Mayıs 2026
GünlükManşet

Türkiye’de kapatılan partiler

Medya Günlüğü
23 Mayıs 2026
GünlükManşet

“Bay Kemal”in masası

Medya Günlüğü
23 Mayıs 2026
EditörGünlük

Sun Tzu’nun ünlü sözleri

Medya Günlüğü
23 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?