Pazartesi, 11 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
*Serbest Kürsü

Hakan Fidan’ın ‘dijital anatomisi’

Mustafa Böğürcü
Son güncelleme: 11 Mayıs 2026 19:21
Mustafa Böğürcü
Paylaş
Paylaş

Türk siyaseti her devirde kendine bir “kurtarıcı” yaratır ama bu kez durum biraz farklı.

Eskiden liderler meydanlarda gırtlak patlatır, ter içinde kalır, mikrofon kablolarına dolanırdı. Şimdilerde ise yeni bir “karizma” türü peydah oldu: Hiç konuşmayarak her şeyi söylediğine inanılanlar. Bu türün bayrak taşıyıcısı ise şüphesiz Hakan Fidan.

Fidan, adeta siyasetin “sessiz sinema” dönemini yaşıyor. Öyle bir aura ki, adam bir bardak su içse, sosyal medyada arkasına “Kurtlar Vadisi” müziği eklenmiş 40 bin tane video düşüyor. Altındaki yorumlar hep aynı: “Bakışıyla harita çizdi, yudumuyla denklemi bozdu.” Sanırsınız ki masadaki su değil, zenginleştirilmiş uranyum.

Hem var hem yok

Fidan’ın en büyük siyasi başarısı, aslında bir siyasetçi gibi davranmaması. Bir nevi Schrödinger’in Bakanı; aynı anda hem sahnede hem de kozmik odada. Ne kadar az görünürse, o kadar “derin” olduğu sanılıyor. Ne kadar az konuşursa, o kadar “kozmik bilgiye” sahip olduğu varsayılıyor.

Elbette tamamen susmuş da değil. Dışişleri Bakanlığı döneminde basın toplantıları yapıyor, Antalya Diplomasi Forumu’nda konuşuyor, F-35’ten Suriye’ye, Karadeniz’den bölgesel denklemlere kadar kontrollü açıklamalar veriyor. Ama istihbaratçı refleksi ağır basıyor: Gerektiğinde, ölçülü ve dozunda konuşuyor. Bu durum, “edit”çi kitlenin gözünde sessizliğini daha da değerli kılıyor. Ne kadar az konuşursa, o kadar “devlet aklı” olduğu fantezisi büyüyor. Bu, Türk insanının o bitmek bilmeyen “devlet aklı” fantezisinin en rafine hali.

Mesele şu ki; Türkiye gibi herkesin her konuda fikrinin olduğu, mahalle bakkalının bile dış politika analisti kesildiği bir ülkede, “susmak” en büyük entelektüel lüks haline geldi. Bizim milliyetçi gençler de bu kontrollü sessizliği bir tür “operasyonel zeka” zannedip üzerine hayaller kuruyor. Oysa belki de adam sadece yorgundur, kim bilir?

“Edit” videoları

Fidan’ın yükselişi, aslında bir siyasi başarı hikayesinden ziyade bir kurgu operatörlüğü başarısı. Siyah-beyaz filtreler, ağır çekim yürüyüşler ve ceket ilikleme sahneleriyle örülü bu “dijital karizma”, gerçek hayatın o tozlu, gürültülü ve “faiz ne olacak?” sorularıyla dolu meydanlarına ne kadar dayanır?

Süleyman Soylu örneğinde gördüğümüz o “yüksek desibelli” siyaset tarzı, yerini bu “cool” sessizliğe bıraktı. Ancak burada küçük bir pürüz var: Siyaset dediğin şey, en nihayetinde bir ikna oyunudur. “Devlet aklı” dediğin o gizemli bulut, yarın bir gün pazar fiyatları veya emekli maaşları sorulduğunda dağılıverir. Çünkü hiçbir “edit” videosu, tenceredeki boşluğu dolduracak kadar derin değildir.

Fidan şu an herkesin üzerine kendi kahramanlık hikayesini yansıttığı boş bir ekran gibi.

Milliyetçisi “Turan” görüyor, İslamcısı “Selahaddin” görüyor, seküleri ise “rasyonel bürokrat” görüyor. Herkesin gönlü hoş, çünkü Fidan henüz kimsenin hayalini yıkacak bir cümle kurmadı. Konuşmadığı sürece de “en doğru aday” o kalmaya devam edecek. Ne büyük konfor ama!

Gölgenin sınırı

Sonuçta ortada bir gerçek var: Gölge, ancak ışık arkadan vurduğunda büyük görünür. Sahne ışıkları tam tepenize vurduğunda ise o devasa gölge ayaklarınızın dibine büzülüverir. Hakan Fidan’ın bu “sessiz ve derinden” gidişi, bir strateji dehası mıdır yoksa sadece konuşmak zorunda kalacağı o kaçınılmaz günden kaçış mıdır, yakında anlarız.

Şimdilik biz arkaya bir “Cendere” müziği verelim, Fidan bir ceketini düzeltsin, biz de “devlet yine masada” diye kendimizden geçelim. Nasıl olsa gerçekler, o havalı videolardan çok daha sıkıcı.

Görsel: karadenizgazete.com.tr

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMustafa Böğürcü
Takip et:
Kamu yönetimi, güvenlik politikaları, hukuk devleti ve toplumsal güvenlik konularında çalışmalar yapıyor. "PARALEL POLİSLER" kitabının yazarı. Uzun yıllar kamu kurumlarında yöneticilik yapmış; kamu düzeni ve kriz yönetimi alanlarında görev almıştır. Yazılarında ve çıktığı televizyon yayınlarında güvenlik ve özgürlük dengesi, güvenlik ve suç araştırmaları, devletin sorumluluğu ve hukukun üstünlüğü konularına odaklanmaktadır.
Önceki Makale Markova’ya Rus ‘ültimatomu’

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Serbest Kürsü

Ruhun “eşik hâli”

Tijen Zeybek
10 Mayıs 2026
Serbest Kürsü

Dilin gizemli evrimi

Halil Ocaklı
9 Mayıs 2026
Serbest Kürsü

Kurtarıcı değil sistem zamanı

Adil Gürkan
9 Mayıs 2026
Serbest Kürsü

Güvenliğin “sayı” oyunu

Mustafa Böğürcü
5 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?