Cuma, 24 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

22. yüzyılı hangi milletler görebilecek?

Adil Gürkan
Son güncelleme: 24 Nisan 2026 19:29
Adil Gürkan
Paylaş
Paylaş

Zaman bizden adeta kaçıyor. 

Geride felaketler bırakarak hem de..

Çöküşlere, yeniliklere, savaşlara, gündem değişikliklerine yetişemiyoruz.

Dünya tekrar reelpolitiğin hükümranlığına giriyor.

Ahlak yok

Empati yok.

Uzlaşma yok.

Güç dengelerine göre biçimlenen bir pragmatizm var.

Yüzlerce yılın ön kabulleri çoktan terk edildi.

İnsan hakları.

Çevre.

Sosyal toplum.

Demokrasi.

Uluslararası hukuk.

Bu kavramlar silindi.

2050’lere kadar çetin, kavgalı, gergin dönemler yaşanacak. İşin kötüsü daha henüz bu zor zamanların başındayız ve hızla bir girdaba giriyoruz.

Dev yangınlar, salgınlar ve krizler hayatın doğal parçası haline geldi.

Gelinen noktada, devletler ya da büyük kurumlardan ziyade, korumasız insanların geleceği risk altında ve herkes bir var olma kavgasında. 

Hakkaniyetin yerini orman kanunları aldı. 

Meydanlar, sokaklar, okullar, stadyumlar güvensizleşti. 

Güç ve zorbalık olağanlaştı. 

Kalabalıkları millete dönüştüren değerler ve ilkeler aşındı. 

Şimdilerde;

Aile yapısı bozuldu. Bozulan aileler, beden ve ruh olarak sağlıklı, ahlaklı ve idealleri olan çocuklar yetiştiremez oldu. 

İnsanların aklına ve ruhuna, daha çocukluk aşamasında nakşedilmesi gereken vatan, millet, insanlık, canlılara saygı gibi kavramlar unutuldu.

Kadının ve erkeğin, çocuk sahibi olma iradesi kalmadı. Dolayısı ile milletlerin doğum yüzdesi hızla düştü. Gidişatın sonunda birçok kültür dünya sahnesinden silinecektir. Bu kaçınılmaz bir sondur.

Tek çözüm var: Güçlü ve etkili aile. 

Dünün ailesine geri dönmek zorundayız. 

Vahşi kapitalizmin ağındaki Batı ve ona özenen ülkelerde, bu kavram, sosyal ve kültürel piranhalar tarafından paramparça edildi. 

Kadın, erkek ve çocuklardan oluşan sacayağının yapısı tahrip edildi. 

Bu kurumun surları, cinsiyetsizlik, sapkınlık ve etik dışı eğilimler ile yıkıldı. 

Kadın ve erkek kavramlarının içeriği boşaltıldı. 

Her iki cins de birer tüketim robotuna dönüştürüldü. 

Gelinen noktada aile kavramının içi boşaltıldı. 

Çekirdek parçalandı.

Kültürümüzü korumak ve yüzyıllar sonra da olmak istiyorsak, aileyi ayağa kaldırmak zorundayız. Böylece, ahlak, sevgi, saygı, disiplin, sorumluluk gibi kavramların toplumun çevresini bir zırh gibi sarmasını sağlayabiliriz.

Algoritmaların zihinleri işgal etiği bir çağdayız ve tam da bu nedenle ruhumuzun sığınacağı tek kale olan aileyi geri getirmek zorundayız. 

Özellikle çocuk ve genç zihinlere yönelik dijital haçlı seferlerinin karşısına ancak aile ve onun güçlü bağları ile çıkabiliriz. 

Çocukların birer suç makinesine dönüştürülmesini önlemek için en önemli silahımız aile ortamı ve oradaki sevgi olacaktır.

Var olma savaşının en önemli silahı olan vatanseverlik ve mücadele duygusunun tohumları ailede atılır. Oradan beslenir.

Sosyal medya ve diğer psikolojik savaş aparatlarına karşı direnen milletler kazanacaktır. Bu direnişin savaşçılarını da aileler yetiştirir.

Ülkelerin asıl gücü toprak, su, enerji ve gıdadır.

Elbette bunları etik çerçevede işleyecek ahlaklı insanı da unutmamak gerekir.

Ülkeleri ayakta tutacak olan dört değer;

Su, tarım, enerji ve doğadır. Bu dört değere sahip çıkan ve güçlü bir ulusal kültürü odağına alan üretimler her zaman kazanacaktır.

21. yüzyılın yarısına gelindiğinde, tarih, ayakta kalan ülkelerin en güçlü direniş hatlarını, tarlaların, hayvanların, nehirlerin, ormanların, sağlıklı gıdanın oluşturduğunu yazacaktır.

Kaynaklarımızı savunalım

Bu konu o kadar hayati ki, doğal kaynaklar etrafında bir tür “millî seferberlik” anlayışıyla hareket etmek abartı sayılmaz.

Ayakta kalma isteyen ülkeler, bağımsızlığı önceleyen bir kültür rehberliğinde, yerli, insani ve sürdürülebilir bir sistemi oluşturmak zorundadır.

Öyle ki, ülke olarak, denizlerimizi, dağlarımızı, ovalarımızı, sularımızı, toprağımızı, en değerli savunma hatlarımız olarak belirlemek ve bir seferberlik ilan etmek durumundayız.

Çok kültürlü ve çok etnisiteli milletler

İnsanoğlu yüz binlerce yıldır hareket halinde.

Göç, insanlık tarihinin en belirgin unsuru. Dolayısı ile bugün tamamen homojen bir kültürden bahsetmek mümkün değildir.

Ama bu heterojen yapı, ortak bir paydada kenetlenmek için engel değildir. 

Bu payda da varlığını sürdürme mecburiyetidir. 

Bu, köklerden, değerlerden, etikten ve dayanışmadan beslenen bir cesarettir. Buna sahip olmayan milletler zamanın ve jeopolitiğin dişlileri arasında parçalanır.

Bu yüzyılın sonuna varabilecek olan milletlerin itici gücü, kültür, sanat, bilim, askeri güç, yardımlaşma ve merhamet iradesidir. 

Milletlerin yaşaması için çok güçlü bir rehber gereklidir.

Gücün, etiği hırpaladığı bir çağda, var olmak artık bir gündem maddesi olmaktan çıktı ve yönümüzü belirleyecek bir kutup yıldızı oldu.

Milletlerin dört temel silahı olmalıdır.

Kucaklayıcı, disiplinli bir aile yapısı.

Ülkeyi ve milleti korumak için savaşma motivasyonu.

Teknolojiye hakim olmak.

Kapsayıcı ve kucaklayıcı bir küresel jeostrateji.

Fırtına geliyor.  

Gelecek yüzyılı her türlü tedbiri almış olan milletler görecek.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAdil Gürkan
Takip et:
1956’da Mengen Hacıahmetler Köyünde doğdu. İlköğrenimini Mengen Cumhuriyet İlkokulunda tamamladı. Darüşşafaka Liseli olmakla gurur duyar. Hacettepe Üniversitesinde turizm ve işletme eğitimi aldı. Turizm ile ilgili olarak ABD- AH & MA Eğitim Enstitüsünden otelcilik diploması vardır. 1987 yılından bu yana turizm ve otelcilik sektöründedir. Genel olarak otel zincirlerinde ve 5 yıldızlı otellerde gelişen kariyerinde Genel Müdürlük yaptı. Bu gün itibarıyla Türkiye’nin büyük bir turizm grubunda Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak çalışmaktadır. Mutfak, bisiklet, şiir, roman, tarih ve arkeoloji, Anadolu otları, mantarları ve orman meyveleri özel ilgi alanındadır. Yaz ve kış denize girmek, uzun mesafe bisiklet sürmek tutkusudur. Hepsinden önemlisi, insan, hayvan ve doğa sevdalısıdır. Ütopyası, savaşsız, sömürüsüz, şiddetsiz bir dünyadır. Yazılarında genellikle insanı gülümsetmeye yönelik mizah kullanır. İnsanları güldürmek iyidir…
Önceki Makale Bir Çeçen efsanesi: Dudayev…

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Alfabenin doğuşu ve evrimi

Halil Ocaklı
24 Nisan 2026
GünlükManşet

Dünyaca ünlü Türkler

Medya Günlüğü
24 Nisan 2026
GünlükManşet

Mutlu eden gıdalar

Medya Günlüğü
24 Nisan 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
24 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?