Moskova’daki yabancı gazeteciler, Sovyetler Birliği’nin son nefesini vermek üzere olduğu 1991’in ikinci yarısında ülkenin dört bir yanından gelen sansasyonel haberlere yetişebilmek için deli gibi oradan oraya koşturuyordu.
Sovyetler Birliği’ni oluşturan 15 cumhuriyetteki olaylar yetmiyormuş gibi, bir de o cumhuriyetlerin içindeki özerk cumhuriyetler isyan etmeye başlamıştı.
Bunlardan biri de Rusya Federasyonu çatısı altında yer alan Çeçenistan’dı. Daha doğrusu, 30 Kasım 1991’de yerel parlamento Çeçen-İnguş Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni feshetmiş, Çeçenler ve İnguşlar ayrılmış ve yeni kurulan İçkerya Çeçen Cumhuriyeti bağımsızlığını ilan etmişti.
O yıl 27 Ekim’de yapılan seçimi kazanarak başkan seçilen Cohar (Cevher) Dudayev’in basın toplantısı düzenleyeceğini öğrenince bir grup yabancı gazeteci hemen uçağa atlayarak başkent Grozni’ye gittik.
Karşımıza çıkan kısa boylu, ince bıyıklı, sakin ve sıradan görünümlü adam ilk anda hiçbirimizi etkilemedi. Hatta aramızdan biri, “Moskova bağımsızlık kararınızı tanımazsa ne yaparsınız” diye sorunca sinirli bir el hareketi eşliğinde yüzünü ekşiterek, “Tanımazlarsa tanımazsınlar! Biz de onları tanımayız!” diye bağırınca dudaklarımızda ister istemez alaycı ve küçümseyici bir gülümseme belirdi. Rusya’ya kafa tutan bu adam kendini ne sanıyordu?
Ama fena halde yanıldığımızı sonra anladık.
Çeçenlerin tezine göre, Sovyetler Birliği’ni oluşturan 15 cumhuriyetin nasıl hukuken merkezden (Moskova) ayrılma hakkı varsa, o cumhuriyetler içindeki özerk yapılar da aynı hakka sahipti; buna dayanarak bağımsızlık ilan etmişlerdi.
O günlerin karmaşası, 25 Aralık 1991’de Sovyetlerin dağılması ve ardından Rusya’nın yeni bir ülke kurma çabalarıyla geçen kaos sürecinde Moskova isyancı Çeçenistan konusunda uzun süre sessiz kaldı. Derken 11 Aralık 1994 sabahı Rusya Devlet Başkanı Boris Yeltsin ordunun Çeçenistan’da operasyon başlattığını açıkladı. Ruslar küçük Çeçenistan’daki isyanı hemen bastıracaklarına o kadar emindi ki Savunma Bakanı Pavel Graçov gülerek, “Grozni’yi almak çocuk oyuncağı. İki saatte işi bitiririz!” diyordu.
Fakat Dudayev önderliğindeki Çeçenler dişli çıktı, koca Rus ordusuna kök söktürdü, hatta resmen bozguna uğrattı.
İlk Müslüman
15 Şubat 1944’te Çeçenistan’ın Yelhoroy Köyü’nde doğan Dudayev, 2. Dünya Savaşı’nda Sovyet lideri Josef Stalin Nazilerle iş birliği yapabilecekleri gerekçesiyle diğer bazı halkların yanı sıra Çeçenleri de Orta Asya’ya sürdüğünde henüz kundakdaydı.
13 yaşına kadar Kazakistan’da yaşadı, ortaokulu Sibirya’da okudu, Tambov Hava Harp Okulu’na girdi. 1966 yılında Uzun Mesafe Uçak Pilotluğu ve Mühendisliği Okulu’nu, sonra Gagarin Hava Harp Akademisi’ni bitirerek 1. sınıf pilot ve mühendis oldu. Sovyet hükûmeti tarafından kendisine 12 madalya verildi, tümgeneralliğe terfi etti ve bazı kaynaklara göre, Stratejik Hava Kuvvetleri’nde tümen komutanlığına atanan ilk Müslüman oldu.

1989’da Estonya’da Stratejik Hava Kuvvetleri Filoları Komutanlığında görev yaparken üç Baltık cumhuriyetinde başlayan bağımsızlık hareketlerinin ordu tarafından bastırılması için Moskova’dan gelen emre uymayı reddetti. Bunun üzerine askerî birliğiyle Grozni’ye sürgüne gönderildi. Üç Baltık cumhuriyeti, yani Estonya, Litvanya ve Letonya Dudayev’i hiçbir zaman unutmadı ve Çeçen bağımsızlık hareketine hep sempati duydu.
İşte, Rus ordusunun karşısına dikilen neredeyse bir avuç Çeçen’in başında büyük saygı duyulan, bizim ise karizmasını ve kararlılığını ilk anda fark edemediğimiz Dudayev vardı. Güçler açısından olağanüstü dengesiz bir savaştı: Bir yanda sayısı 70 bin askere kadar çıkan Rus ordusu, diğer yanda 5-6 bin savaşçı. Ama inanmadıkları bir savaşa gönderilen genç ve tecrübesiz Rus askerlerin karşısında vatanlarını ölümüne savunan Çeçenler vardı. Rusya isyanı bastırmak için elindeki bütün güçle saldırdı ve sivil yerleşim yerlerini de bombalamaktan kaçınmadı. 1. Rus-Çeçen Savaşı’nda 100 bine yakın sivilin öldüğü tahmin ediliyor.
Rus savaş uçaklarının bitmek bilmez saldırıları sonucunda Grozni’de taş üstünde taş ve savunulacak bina kalmayınca Dudayev’le komutasındaki güçler 1995 kışında başkentten dağlara ve kırsal kesime çekilerek gerilla savaşı başlattı. Ama Dudayev değilse de diğerlerinin dönmesi uzun sürmeyecekti…
Bu süreçte Çeçenler, özellikle sivil halk büyük kayıp verdi ama Rus ordusunun kayıpları da çok ağırdı. Savaş uzadıkça çok sayıda yeni gönüllünün katıldığı direniş güçleri dağlık araziye hâkim olmanın da avantajıyla Rus askerlerini sık sık pusuya düşürdü. O dönemde nispeten özgür olan Rus medyasında genç askerlerin ölüme gönderilmesini eleştiren yorumlar çıkıyordu.
Füzeyle suikast
Direniş devam ederken ünlü Çeçen komutan Şamil Basayev 21 Nisan 1996’da, yani bundan tam 30 yıl önce, Çeçen TV’sine çıktı ve Dudayev’in suikast sonucu öldürüldüğünü açıkladı.

Dünyada flaş haber olan açıklamayı duyur duymaz Moskova’dan üç gazeteci hemen uçağa atlayarak önce Grozni’ye gittik. Bir araç bulup Dudayev’in öldürüldüğü Gehi-Çu köyüne geçmeden önce kentin merkezini görmek istedik ama göremedik çünkü “yoktu.” Lafın gelişi değil, gerçekten yoktu: Grozni’nin merkezi savaş uçaklarının aralıksız bombardımanı sonucu resmen yerle bir olmuştu. Karşımızda enkazla dolu dümdüz bir arazi vardı.
Gehi-Çu’ya vardığımızda Türk gazeteciler olduğumuzu söyleyerek Çeçen güçlerin kimlik kontrolünden kolayca geçebileceğimizi sanıyorduk ama İngilizce bilmedikleri için mecburen Rusça konuşmaya başlayınca ve Rus basın kartlarımızı görünce casus olabileceğimizden şüphelendilerse de sonradan doğru söylediğimize ikna oldular ve bizi suikastin yapıldığı tepeye götürdüler. Tepeye yakın, ilk göze çarpan, hatırladığım kadarıyla kırmızı, devrilmiş bir Lada Niva’ydı. Gerçek mi bilinmez ama Moskova’nın açıklamasına göre, Dudayev Rus parlamenter Konstantin Borovoy’la uydu telefonuyla konuşurken lazer güdümlü savaş uçağının füzesiyle öldürülmüştü.
Oradan, eşi Alla Dudayeva’nın (aşağıdaki fotoğrafta Cahar Dudayev’le) evine geçtik. Tahmin edilebileceği gibi perişan durumda olan Dudayeva, sadece ve sadece Türkiye’ye duyduğu saygı ve sevgi nedeniyle bizimle görüştü. Eşini yeni kaybetmiş, sürekli gözyaşı döken bir insanın karşısına dikilmek, sorular sormak, fotoğraf çekmek mesleki açıdan belki gerekli ama insani açıdan çok zor bir durumdu.

Dışarıdan bakanlar için Çeçenler düzenli bir orduya karşı savaşan bir avuç militan, hatta çeteydi. Ama bu yanıltıcı bir izlenimdi; Dudayev anayasası olan gerçek bir devlet kurmak için uğraşmıştı. Zaten bu nedenle, Şamil Basayev, Ruslan Gelayev, kültür bakanlığı da yapmış Ahmet Zakayev ve Salman Raduyev gibi çok sayıda ünlü komutan varken anayasa gereği Dudayev’in yerini hemen yardımcısı Zelimhan Yandarbiyev almıştı. Yani Çeçenistan’da savaş koşullarında bile işleyen bir devlet sistemi vardı.
Simsiyah komando üniforması içindeki Zakayev o kaos ve yas ortamı içinde bizi geri çevirmedi. Sohbet sırasında Şamil Basayev’le de görüşmek istediğimizi söyleyince Zakayev çok kararlı bir sesle, “Anayasaya göre şu anda yeni liderimiz Yandarbiyev…” diye lafa başlamıştı ki, aramızdaki potlarıyla ünlü gazeteci, baltayı taşa vurarak, üstelik alaycı bir yüz ifadesi takınarak, Yandarbiyev’in sadece kağıt üzerinde lider olduğunu ima eden bir şeyler söyledi. Zakayev’in bakışını bugün bile hatırlıyorum: Uğruna ölümüne savaştıkları devletin ciddiye alınmadığı anlamına gelen sözleri duyunca bir anda gözlerinden alevler fışkırdı ama nasıl başardıysa kendisini frenledi, Türk gazeteci olduğumuz için tek bir kelime bile etmedi. Gerçi etmesine gerek kalmamıştı, bizi delip geçen öfkeli bakışları yetmişti. Zakayev’i çıldırtan cümleyi kuran arkadaş devirdiği çamın hâlâ farkında değildi ama biz yerin dibine geçmiştik. Türk olmasak hani belki belindeki tabancıyı çekip vurmazdı ama kesinlikle kovardı.
“Oturun!” diye bağırdı
Suikastten birkaç ay sonra Çeçenler herhalde dünya kent savaşları tarihine geçen bir saldırıyla başkent Grozni’yi geri aldı. 30 Ağustos 1996’da taraflar arasında Hasavyurt Anlaşması imzalandı. Birkaç ay sonra da Kremlin’de Rusya Devlet Başkanı Yeltsin’le Yandarbiyev arasında bir anlaşma daha imzalandı. Yeltsin açısından çok zor bir görüşmeydi çünkü Rusya resmen yenilmişti ve “düşman” şimdi Moskova’nın kalbi Kremlin’deydi (aşağıdaki fotoğraf).

Grozni’yi iki saatte alacaklarına inanarak savaşı başlatan Rusya lideri o kadar öfkeliydi ki Yandarbiyev’in elini bile sıkmadı. Dahası, onunla eşit olmadığını göstermek için alçak bir koltuğu işaret ederek “Oturun!” diye bağırdı. Ama herhalde Rusları kızdırmak için özellikle üniformasıyla ve başında papakla gelen Yandarbiyev geri adım atmadı, “Bu tonda konuşursanız oturmam!” diye karşılık verdi. Gergin ve tartışmalı görüşmenin sonunda resmen ateşkes ilan edildi ve Çeçenistan’ın statüsünün belirlenmesi 2001 yılına bırakıldı.
Dudayev göremese de Çeçenistan o tarihten sonra birkaç yıl fiilen bağımsız bir ülke gibi yaşadı. Ama 1999 yılının ortalarında Basayev’in komşu Dağıstan’a saldırmak gibi mantık sınırlarını zorlayan çılgın hatası, zaten sabırla intikam saatini bekleyen Rusya’ya istediği fırsatı verdi ve yeniden başlayan savaş sonucu Çeçenler sadece ünlü komutanlarını değil, bağımsızlıklarını da kaybetti.
Şimdi ne yapıyorlar?
Dudayev’in Rus olan eşi Alla Dudayeva, 1999 yılında üç çocuğuyla Çeçenistan’dan ayrıldıktan sonra Letonya, Estonya, Türkiye ve Fransa’da yaşadı, ardından İsveç’e yerleşti. Türkçede de yayınlanan “Milyon Birinci” kitabını yazdı. Kitabın adı Dudayev’in “Çeçenlerin bir milyon generali var, ben milyon birinciyim” sözüne atıf yapıyor.
Şu anda 57 yaşında olan oğlu Avlur ailesiyle İsveç’te, kızı Dana (53) İngiltere’de, küçük oğlu Degi (43) Letonya’da yaşıyor.
66 yaşındaki Zakayev, Çeçenistan’ın tamamen Rus kontrolüne geçmesinin ardından İngiltere’de yaşamaya başladı. Rusya terörizm suçlamasıyla iadesini istedi ama Londra’daki bir mahkeme suçlamaların siyasi olduğu ve iade edilmesi halinde işkence göreceği gerekçesiyle başvuruyu kabul etmedi. 2009 yılında Kuzey Kafkasya ve Suriye’de faaliyet gösteren Kafkas Emirliği’ne bağlı şeriat mahkemesi, laik bir yaşam tarzını savunduğu gerekçesiyle hakkında ölüm kararı aldı. Aynı yıl Çeçenistan’ın Moskova yanlısı lideri Ramazan Kadirov, dönmesi halinde affedileceğini söyledi ama Zakayev yanaşmadı.

Ahmet Zakayev
Dudayev’in yerini alan Yandarbiyev, 2004 yılında Katar’da suikast sonucu öldürüldü. Saldırıyla ilgili olarak Rus gizli servisi üyesi olduğu sanılan üç kişi tutuklandı, ancak iki ülke arasındaki pazarlıklar sonucu Rusya’ya iade edildiler, Moskova’da kahraman gibi karşılandılar.
Çeçenlerin en ünlü komutanı Şamil Basayev 2006 yılında içinde bulunduğu araçtaki patlayıcıların havaya uçması sonucu öldü. Yandarbiyev’den başkanlık görevini devralan Aslan Mashadov 2005’te Ruslar tarafından öldürüldü. Dudayev’in damadı olan “Yalnız Kurt” lakaplı Salman Raduyev ise 2002’de Rus cezaevinde şüpheli bir şekilde öldü.
Manşet fotoğrafı: TASS
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
