Salı, 21 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe YazılarıManşet

Filozofların tarihi yanılgıları

Erdal Çolak
Son güncelleme: 21 Nisan 2026 19:22
Erdal Çolak
Paylaş
Paylaş

İnsanlık tarihine biraz dikkatle bakınca oldukça tuhaf bir manzarayla karşılaşıyoruz: En çok saygı duyulan zihinler, en büyük hataları da aynı öz güvenle yapmış. Üstelik bu hatalar öyle küçük, teknik yanlışlar değil; evrenin nasıl çalıştığına dair koskoca iddialar.

İlginç olan ise şu: Evren hakkında neredeyse hiçbir şey bilmeden bu kadar emin konuşabilmek, insan aklının en etkileyici yeteneklerinden biridir. Veri yoktu ama görüş boldu; o dönemlerde düşünmek için kanıt değil, cesaret yeterliydi.

Mesela Tales her şeyin sudan oluştuğunu söyler. Su gerçekten önemli ama evrenin tamamını bir bardak suya indirgemek de cesaret ister. Ardından Anaximander gelir ve “O halde her şey belirsiz bir şeyden gelsin” der. Bu belirsizliğe de gayet ciddi bir isim verir: apeiron. Tanımlayamadığın şeye isim verince sorun çözülmüş gibi hissediyorsun; insan zihni böyle çalışıyor. Bazı fikirler o kadar kendinden emindir ki, gerçeklikle tanışana kadar hiç şüphe duymaz.

Sonra sahneye Parmenides çıkar ve değişimin aslında var olmadığını ilan eder. Bu iddiayı ileri sürerken konuşur, düşünür, yaşlanır ama bunları teorisine dâhil etmez. Öğrencisi Elealı Zenon ise işi biraz daha ileri götürür ve hareketin imkânsız olduğunu kanıtlamaya çalışır. Ona göre bir ok hedefe aslında asla ulaşamaz. Bu düşünceler anlatılırken dinleyicilerin salondan yürüyerek çıkması ise küçük ama etkili bir karşı argümandır. Gerçeklik, filozofların teorilerine uymak gibi bir sorumluluk hissetmemiştir.

Aristoteles ise adeta çok yönlü bir öz güven abidesidir. Çürüyen etten kurtçukların çıktığını gözlemler ve buradan canlıların cansız maddeden oluştuğu sonucuna varır. Mikroskop yoktur ama yorum boldur. Yanlış olmak sorun değildi; asıl başarı, yanlışken bile ikna edici olabilmekti. Yüzyıllar sonra Pastör çıkar ve “Hayır, yaşam yaşamdan gelir” diyerek bu fikri sessizce tarihe uğurlar. Aynı Aristotle, Dünya’nın evrenin merkezinde ve hareketsiz olduğunu da savunur. Çünkü eğer dönseydi hissederdik. Mantık basit, ikna edici ve tamamen yanlış. Ta ki Galileo Galilei teleskopla bakana ve Johannes Kepler hesap yapana kadar. Evren, hakkında yapılan yorumlardan habersiz şekilde çalışmaya devam eder.

Ardından Platon gelir. Kendisi adeta evrenin estetik danışmanıdır. Ona göre gökyüzü kusursuzdur ve gezegenler mükemmel daireler çizer. Çünkü daire güzeldir. Ne yazık ki evrenin estetik kaygıları yoktur. Gezegenler elips çizer, yıldızlar patlar, Güneş lekelerle doludur. Doğa, insan aklının beklentilerine uymakta pek istekli değildir.

Empedokles ise işi sadeleştirir: Toprak, su, hava ve ateş. Evren bu dört unsurdan ibarettir. Oldukça düzenli, anlaşılır ve tamamen eksik bir model. Atom yok, molekül yok; ama olsun, dört elementle idare ederiz. Felsefe bazen soruları derinleştirirken, cevapları aceleyle basitleştirmiştir.

Pisagor daha soyut bir yaklaşım getirir ve “Her şey sayıdır” der. Bu oldukça etkileyici bir cümledir. Ancak küçük bir karışıklık vardır: Sayılar açıklama aracıdır, gerçekliğin kendisi değil. Harita şehir değildir ama bazen insan haritaya bakıp kendini şehirde sanabilir. İnsan aklı, bilmediği konularda susmak yerine konuşmayı tercih eder.

Stoacılar ise işi kadere bağlar. Onlara göre her şey olması gerektiği gibi olur. Bu bakış açısı oldukça rahattır: Ne yaparsan yap, zaten olması gerekeni yapıyorsundur. Suç da kaderdir, erdem de. Böylece ahlak, kaderin gölgesinde biraz silikleşir. Kesinlik arttıkça, gerçeklik genellikle odadan sessizce çıkar.

Modern döneme geldiğimizde öz güven azalmıyor, sadece şekil değiştiriyor. Descartes hayvanların acı çekmediğini söyler. Ona göre hayvanlar biyolojik makinelerdir. Bu fikir, insanlara uzun süre oldukça konforlu bir vicdan sunar. Ne de olsa “hissetmiyorlar.” Ancak bilim bu rahatlığı bozmakta gecikmez.

Immanuel Kant ise evrenin başlangıcı konusunda aklın çelişebileceğini söyler. Evren hem başlamıştır hem başlamamıştır. Bu sırada bilim insanları evrenin genişlediğini keşfeder. Evren Kant’ın zihinsel tartışmalarını beklemeden işine devam eder.

Leibniz bu dünyanın “mümkün olan en iyi dünya” olduğunu söyler. Aynı anda savaşlar, salgınlar ve felaketler de görev başındadır. En büyük hatalar genellikle en büyük kesinlik cümleleriyle başlar.

Sartre ise insanın tamamen özgür olduğunu savunur. Kulağa harika gelir. Ancak biyoloji, toplum ve psikoloji bu iddiaya biraz mesafeli yaklaşır. İnsan özgürdür; ama o kadar da değil.

Bu kalabalığın içinde Diyojen ayrı bir yerde durur. Gündüz vakti elinde fenerle dolaşıp “dürüst insan” arar. En azından iddiası test edilebilir. Diğerleri evreni açıklamaya çalışırken o, insanın ne kadar tuhaf ve çelişkili bir varlık olduğunu doğrudan gösterir.

Bütün bu tabloya baktığımızda ortaya çıkan sonuç hem basit hem de biraz rahatsız edicidir: Akıl tek başına kaldığında çok konuşur ama az bilir. Felsefe soru sormakta son derece başarılıdır; fakat cevaplarını mutlaklaştırdığında çoğu zaman kendi ciddiyetini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalır. Bilim filozofları küçük düşürmemiştir; yalnızca onların sınırlarını görünür kılmıştır.

Kusursuzluk beklersin ama karşına oldukça “tanıdık” hatalar çıkar. İnsan, bu hikâyeleri okurken bir yandan şaşırır, bir yandan da “demek ki mesele hiç hata yapmamak değilmiş” diye düşünmeden edemez. İronik olan da tam burada başlar: İnsan, en çok kendinden emin olduğunda yanılır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanErdal Çolak
Takip et:
Gazeteci-yazar-akade​misyen. Konya’nın Cihanbeyli ilçesine bağlı Kuşça kasabasında 1975’te doğdu. İlk ve ortaöğretimini Konya’da tamamladı, 1996 yılında başladığı Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki üniversite, daha sonra Danimarka Kraliyet Okulu’nda (İVA) Copenhagen (The Royal School of Library and Information Science) Kütüphanecilik bölümünde tamamladı. Kütüphanenin Kültüre Etkisi ve Bilginin Bilimselliği üzerine doktora yaptı. Danimarka The Union Press Associat​ion IPC yönetim kurulu üyesi, uluslararası basın yayın kartı sahibi. Kişisel gelişim alanında eğitimler aldı. Psikoterapi Eğitimi sertifikası, Yaşam Koçluğu ve NLP (Zihinsel ve Dilsel Programlama) konusunda diploma sahibi. ”Sonsuzluk İle Hiçlik Arasındaki İnsan” adlı deneme kitabı Dancaya, ”Yalnızlık Aşktır; Yalnızlık, Yokluğun, Hiçliğin Şiirleri” kitabı”. ”Loneliness Is Love” adıyla İngilizceye çevrildi. ”Yüreğim Sensizliğim”, ”Yalnızlık Aşktır”, ”Ben Sana Değil Kendime Geç Kalmışım” adlarında şiir kitapları var. Danimarka’da yaşamaktadır.
Önceki Makale Akbelen’de ne oluyor?
Sonraki Makale Muhalefet hariç herkes davetli…

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

Muhalefet hariç herkes davetli…

Aydın Sezer
21 Nisan 2026
GünlükManşet

Akbelen’de ne oluyor?

Medya Günlüğü
21 Nisan 2026
GünlükManşet

Dünya İnsan Hakları Raporu

Medya Günlüğü
21 Nisan 2026
GünlükManşet

Dijital radikalleşme ve “incel”

Medya Günlüğü
21 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?