Cuma, 1 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Montrö, Boğazönü Adaları ve tarihin unutulan sayfaları

Aydın Sezer
Son güncelleme: 6 Nisan 2026 19:12
Aydın Sezer
Paylaş
Paylaş

Dış politikada kurumsal hafızanın ve tarihi gerçeklerin yerini, günlük hamasetin ve konjonktürel söylemlerin aldığı bir dönemden geçiyoruz.

Tarihi olayları, o günün diplomatik koşullarından ve uluslararası dengelerinden kopararak okumak, ne yazık ki bizi stratejik körlüğe sürüklüyor.

Son günlerdeki Montrö tartışmalarından daha birkaç hafta önce Boğazönü Adalarından Semadirek ve Limni’nin askersizleştirilmiş olup olmadığını tartışıyorduk. Özellikle, Montrö öncesi Türkiye-Yunanistan temaslarını adeta yok sayan resmi söylemle, Montrö Boğazlar Sözleşmesi müzakerelerindeki Yunanistan’ın pozisyonunu ve katkısını görmezden geliyorduk.

Montrö’nün geleceğinin de tartışmaya açılabileceği bu süreçte, her şeyden önce Yunanistan’ın bu defa müzakere sürecinde nerede duracağını da iyi hesaplamamız gerekiyor.

Şöyle ki:, tarihli belgelere ve o dönemin diplomatik yazışmalarına baktığımızda, Türkiye ile Yunanistan arasındaki ilişkilerin bugünkü gibi salt bir “husumet” üzerinden değil, ortak bölgesel çıkarlar ve rasyonel bir denge politikası üzerinden yürütüldüğünü görürüz. 1936’da Montrö Boğazlar Sözleşmesi imzalanırken, Yunanistan’ın Türkiye’nin tezlerine verdiği destek ve Boğazönü Adalarının (Limni ve Semadirek) statüsünün Lozan’dan Montrö’ye evrilen süreçteki durumu, dönemin Türk hariciyesinin özellikle de Atina büyükelçisi Ruşen Eşraf Ünaydın’ın muazzam bir diplomatik başarısıdır.

Bu başarının tesadüf olmadığını, dönemin basınına yansıyan o tarihi kupürler bize tüm çıplaklığıyla gösteriyor. Dönemin Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ın, Balkan Konseyi toplantısı için Yunanistan Başbakanı Metaksas ile Atina’dan Belgrad’a aynı trenle, adeta tek bir heyetmiş gibi hareket etmesi sıradan bir protokol detayı değildir. Pire’de askeri mızıka ile karşılanan, Atina sokaklarında Yunan halkı tarafından şiddetle alkışlanan bir Türk Dışişleri Bakanı tablosu var karşımızda. İstasyonları hıncahınç dolduran kalabalıkların “Yaşasın Atatürk, Yaşasın Kral!” nidalarıyla ortalığı inletmesi, iki devletin o dönemde sadece masada değil, halklar nezdinde de nasıl bir “Balkan Antantı” ruhu inşa ettiğinin en somut belgesidir. Tevfik Rüştü Aras’ın Yunan basınına verdiği demeçte altını çizdiği “iki dost devleti alakadar eden bütün meselelerde noktai nazar birliği bulunması” vurgusu, Ege’de ve Boğazlar’da güvenliğin tek taraflı dayatmalarla değil, işte bu karşılıklı mutabakatla sağlandığının kanıtıdır.

Bugün Montrö’yü tartışmaya açmak veya Ege adaları üzerinden salt iç politikaya yönelik bir gerginlik stratejisi izlemek, 1930’ların o ince işlenmiş diplomatik mimarisini dinamitlemek anlamına gelir. Eğer Montrö’nün masaya yatırılma ihtimali belirirse, karşımızda 1936’daki gibi Türkiye’nin güvenlik kaygılarını anlayan, Türk heyetini “Yaşasın Atatürk” sloganlarıyla uğurlayan bir Yunanistan değil; tam aksine, ABD ve AB’yi arkasına almış, maksimalist taleplerini dayatmaya çalışan bir Atina bulacağımız aşikardır.

Dış politika, tarihi cımbızlayarak değil, bir bütün olarak okumayı gerektirir. Semadirek ve Limni’nin statüsünü tartışırken, Montrö’nün bize sağladığı o büyük güvenlik şemsiyesini ve bu şemsiyenin kurulmasında izlenen akılcı diplomasiyi unutmamak zorundayız. Aksi takdirde, Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmak, hariciye tarihimize yazılacak en acı sayfalardan biri olacaktır.

Harita: mavivatan.net

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAydın Sezer
Takip et:
Siyasete ve dış politikaya dair nüanslı, eleştirel, yer yer alaycı yazılar ve enerji alanında değerlendirmeler.
Önceki Makale Avrupa’da yeni “zenci” Ruslar
Sonraki Makale Dünya Kupası rehberi

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Türkiye’nin kendi zihnine yabancı aydını

Metin Duyar
1 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Hazmedemedikleri gün

Orhan Alpdündar
1 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Emeğin sessiz hikâyesi

İsmail Boy
1 Mayıs 2026
*Köşe Yazıları

“Ağır sıklet” Verşinin Ankara’da

Aydın Sezer
1 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?