Araştırmacı Rus gazeteci Dan Storyev’in The Moscow Times gazetesinde yayımlanan
“Avrupa’daki Rus sürgünler çıkmazda” başlıklı yazısı:
Rusya’dan savaş nedeniyle göç edenler, Avrupa’nın en sevdiği “günah keçilerinden” biri haline geliyor.
Avrupalı yetkililer, politikacıları ve aktivistler onlardan iki çelişkili talepte bulunuyor. Birincisi, sürgündeki Rusların Ukrayna’ya daha açık destek vermesi, ikincisi ise Rusların “görünmez” hale gelmesi.
Bu talepleri uzlaştırmak imkânsız. Bu nedenle savaş dönemi diasporasının çözümü “örnek azınlık” haline gelmekte değil, Avrupa’da ve dünyada diğer göçmen diasporalarla dayanışma kurmakta yatıyor. Aynı anda iki sandalyeye oturmaya çalışan sürgündeki Rus siyasetçiler ise kaçınılmaz olarak yere düşecek, hem Rus diasporasının hem de Avrupalı sertlik yanlılarının desteğini kaybedecek.
Avrupa’ya kaçan yüz binlerce Rus son dört yılda çok şey feda etti. Birçoğu gelirini, evini ve ilişkilerini kaybetti. Avrupa’ya geldiklerinde ise yüksek vergiler, yetersiz altyapı ve sinir bozucu bürokrasiyle karşılaştılar. Ayrıca bu Rusların çoğu, yalnızca “dost olmayan ülkelerde” yeni bir hayat kurdukları için Kremlin’in kara listesine girme riskini de göze aldı.
Muhtemelen pek çoğu kendilerini Avrupalı gördükleri için Avrupa’ya kaçtı. Avrupa medeniyetine dair imgelerinden etkilenmiş, “Beyaz Avrupalı” kimliklerine o kadar bağlılar ki, kendilerini göçmen olarak tanımlamaktan kaçınıyor; bunun yerine “relokant” (yaşadığı yeri değiştiren) ya da “expat” ( başka bir ülkede çalışan beyaz yakalı) gibi terimleri tercih ediyorlar.
Birçok göçmen, Vladimir Putin’in Ukrayna’ya açtığı savaşı Avrupa medeniyetine yönelik bir saldırı olarak görüyor ve kendilerini de bu medeniyetin bir parçası sayıyor. Bu nedenle 2022’de Avrupa’nın kaçan Rusları doğal olarak kabul edeceğini ve onları Ukrayna’ya destek veren Avrupa altyapısına entegre edeceğini düşündüler. Bunun üzerine onlarca savaş karşıtı girişim başlattılar ve bağış kampanyaları düzenlediler. Üstelik yalnızca öldürücü olmayan yardımlarla da sınırlı kalmadılar. Rus göçmenler hâlâ Ukrayna ordusu için bağış topluyor, hatta uzaktan Rus askerlerine atılan füze mermilerini imzalıyor.
Bu durum gelişmiş dünyada savaş karşıtı bir hareket için tarihsel olarak benzeri görülmemiş bir şey. Batılılar 1960’larda Vietnamlı siviller ya da bugün Gazze için bağış toplamaya ve protesto etmeye istekli olabilirlerdi, ancak kendi hükümetlerine karşı savaşan Amerikan ya da İsrailli savaş karşıtı taburlar hiçbir zaman olmadı.
Rus savaş karşıtı hareketi ölçeği ve motivasyonuyla benzersiz. Son birkaç on yılda, savaşan büyük bir gücün vatandaşlarının bu denli baskı ve dışlanma altında bu kadar büyük fedakârlık yaptığı başka bir örnek yok. Vietnam Savaşı’nda ABD’nin işgali yaklaşık 100 bin askere gitmekten kaçanın ülkeyi terk etmesine yol açmıştı; oysa savaş karşıtı 1 milyondan fazla Rus evini terk etti. Kuzey Vietnam lideri Ho Şi Minh, savaş karşıtı “Amerikalı dostlara” kamu açıklamalarında teşekkür etmekten çekinmezken, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski farklı bir dil kullanıyor ve Batı’daki Ruslara “defolup Rusya’ya dönmelerini” söylüyor.
Bu muameleye rağmen, savaş karşıtı Ruslar hâlâ günlük konforlarını, hapis riskini hatta cephede ölümü göze alarak Putin’in işgaline karşı çıkmaya devam ediyor.
Ancak savaş karşıtı Ruslar kendilerini hâlâ “Beyaz Avrupalı” ve Avrupa medeniyetinin parçası olarak görse de, Avrupa bürokrasileri aynı yanılsamayı paylaşmıyor. Avrupa liderleri sığınma yollarını kapatıyor, insani vizeleri iptal ediyor ve Rusların entegrasyonunu her adımda daha da zorlaştırıyor. Berlin, Putin’in savaşını kınarken, Rus asker kaçaklarına kolay bir göç yolu sağlamayı reddederek fiilen onun ordusunu ayakta tutmasına yardımcı oluyor.
İlginç bir şekilde bazı AB ülkelerinde Ruslara yönelik nefret, siyahlara yönelik nefretten bile fazla. Örneğin Polonyalılar Rusları Romanlardan bile daha fazla sevmiyor; bu Avrupa için şaşırtıcı bir istatistik.
Kısacası Ruslar, Hindistanlılar, Türkler ve Küresel Güney’den gelen diğer göçmenler gibi yabancı düşmanlığı, eşitsizlik ve kültürel şok gibi sorunlarla karşı karşıya. Ancak bu standart engellere ek olarak bir de insanlıktan çıkarılma faktörü var. Ruslar hem savaş karşıtı hem Rus olduklarını göstermeye çalıştıklarında, sırf varlıklarıyla Ukraynalı mültecilere ya da Avrupalılara hakaret ettikleri yönündeki yaygın algı nedeniyle engelleniyorlar.
Bu pratikte nasıl görünüyor? Avrupa’daki Ruslar Rusça konuştukları için fiziksel saldırıya uğruyor, dayanışma etkinliklerinden dışlanıyor, üniversitelerden ya da akademik panellerden atılıyor.
Dolayısıyla Rus göçmenler kamuya açık şekilde Ukrayna savaşına karşı çıktıklarında, Ukraynalıların sesini bastırdıkları gerekçesiyle eleştiriliyorlar. “Yakındaki bir Avrupalıyı rahatsız etmemeleri” için susmaları söyleniyor. Bu tavsiyeye uyduklarında ise ikinci aşama devreye giriyor: politikacılar ve aktivistler onları yeterince görünür olmamakla ve ilgisizlikleriyle Putin’i desteklemekle suçluyor. Aynı gruplar tarafından hem görünmez olmaları isteniyor hem de “hiç protesto etmeyen, tembel Coca-Cola mültecileri” olarak etiketleniyorlar.
Yine de Avrupa, Rus siyasi örgütlenmesi için az sayıdaki mevcut alanlardan biri. Kremlin iç politikada baskıyı giderek artırıyor. Diaspora, ABD ve Almanya’nın aracılık ettiği 2024 takasıyla serbest bırakılan, Berlin merkezli eski siyasi mahkûm Andrey Pivovarov gibi isimler için neredeyse tek siyasi alan haline geliyor.
Pivovarov kuşkusuz cesur bir figür. Moscow Times’ta yayımlanan yazısında Avrupa’daki Rus diasporasına seslenerek, Rusların daha görünür olmalarını ve daha fazla Avrupa yanlısı ile Ukrayna yanlısı tutum sergilemelerini, böylece Avrupalı siyasetçilerin kendilerine daha olumlu yaklaşacağını umduğunu ifade ediyor.
Ancak bu yaklaşımın sorunu, yukarıda bahsedilen iki aşamalı insanlıktan çıkarma mekanizmasında yatıyor. Birçok Ukraynalı aktivist ve Avrupalı politikacı için “iyi Rus” diye bir şey yok. Fazla görünür olan Rus, Ukraynalıların sesini bastırıyor; görünmez olan ise savaşın sorumlusu sayılıyor. Dolayısıyla Rus olmak başlı başına rahatsız edici kabul ediliyor.
Üstelik görünür şekilde protesto eden Ruslar büyük risk alıyor, yurt dışında olsalar bile. Kremlin, güvenlik servislerinin sınırların çok ötesinde, Avrupa’da bile insanları hedef alabileceğini defalarca gösterdi. Buna rağmen birçok Rus, hem sözde müttefikleri tarafından damgalanıp insanlıktan çıkarılmasına hem de ülkesindeki tehditlere rağmen protesto etmeye devam ediyor. Belki de Dostoyevski’nin tarif ettiği o acıya yönelme dürtüsüyle hareket ediyorlar.
Bu nedenle Rusların, Pivovarov ve destekçilerinin istediği gibi “örnek azınlık” haline gelmeleri pek olası görünmüyor. Ayrıca Avrupa’nın Ukrayna’ya koşulsuz desteği de zayıflıyor gibi. Polonyalılar Ruslardan Romanlardan bile daha fazla nefret ediyor olabilir, ancak bir zamanlar Ukrayna’ya güçlü destek veren Varşova da giderek Ukrayna’ya ve özellikle Ukraynalı mültecilere karşı soğuyor; onlar da insanlıktan çıkarılmaya başlanıyor.
Bu eğilim devam ederse, Avrupa liderleri gerçekten Pivovarov’un umduğu gibi Rus savaş karşıtı aktivizmini değerli görecek mi? Ukraynalı mültecilere verilen desteği azaltmayı ve Putin’le yeniden ilişki kurmayı tartışan bir Avrupa’nın, sadece savaş karşıtı oldukları için Ruslarla ilgilenmesi pek olası görünmüyor.
Peki sürgündeki siyasi figürler, kimsenin gerçekten ihtiyaç duymadığı bir “örnek azınlık” yaratmak yerine diaspora ile ne yapabilir? Seçenekler var. Belki de kendi insanlarının bulunduğu noktadan başlamalılar: gıda bankaları, sığınma desteği, insani vizeler ve benzeri alanlara odaklanmak. Bu çalışmalar Berlin’de kitlesel yürüyüşler kadar görünür ya da dramatik olmayabilir, ancak sürgünlerin maddi ihtiyaçlarına doğrudan katkı sağlar. Rusları “beyazlıkları”, “Avrupalılıkları” ya da Ukrayna’ya koşulsuz destekleri nedeniyle özel göstermeye çalışmak yerine, evrensel insan hakları dilini kullanmak gerekir.
Avrupa bu dili büyük ölçüde kaybetmiş olabilir, ancak yeniden öğrenmesi mümkün. Rus sürgünler ve göçmen siyasetçiler de Avrupa’da varlıklarını sürdürebilmek istiyorlarsa, gösterişçi aktivizmle değil, diğer göçmen gruplarla dayanışma kurarak ve temel insan haklarına dayanarak bunu öğrenmek zorunda.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
