Perşembe, 30 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 2 Nisan 2026 19:44
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Hürmüz koalisyonu için NATO şantajı-Mehmet Ali Güller (Cumhuriyet)

“NATO için “kâğıttan kaplan” benzetmesi yapan ABD Başkanı Donald Trump, şimdi de “ABD’yi NATO’dan çekmeyi düşünüyorum” mesajı verdi.

ABD’nin NATO’dan çekilmesi, NATO’nun çözülmesi ve tarihe karışması elbette tüm dünya halkları ve gelişmekte olan Küresel Güney ülkeleri için çok yararlı olur.

Hatta NATO’nun tarihe karışması, en çok da NATO üyesi Türkiye’nin yararına olur. Böylece “NATO üyesi olduğu halde NATO ülkelerinin hedefi olma” paradoksundan kurtulmuş olur.

Trump’ın ABD’yi NATO’dan çekmesinin olası olup olmadığı ayrı bir tartışma. NATO’culuk bir sistem meselesidir. ABD dahil tüm ülkeler için de NATO’dan çıkmak, bir büyük iç çarpışma demektir.

Beyaz Saray açısından bugün yürütülen “NATO’dan çekilme” tartışması, NATO’dan çıkmaktan ziyade, NATO’yu ABD’nin İran stratejisine eklemleme çabasıdır. Böyle olduğu için de son tahlilde bir şantajdır.

Şantajdır çünkü NATO üyeleri, Trump başta ABD yöneticilerinin hemen her gün yaptığı “Destek verin” çağrılarını reddetmektedir. Hatta kimi NATO üyeleri ABD’ye hava sahası kapatmakta, üs kullandırmamaktadır.

Trump’ın “NATO’dan çıkarım” şantajı, NATO üyelerini ABD-İsrail ikilisine destek vermeye zorlamak içindir.”

CHP’den başka parti çıkarsa ne kadar oy alır?-Aytunç Erkin (Nefes)

“Tarih 18 Nisan 1999.

Fazilet Partisi’nin (FP) genel seçimlerde oyu yüzde 15’e düştü. İşte Refah Partisi döneminde başlayan gerginlik artık gün yüzüne çıkmıştı. 14 Mayıs 2000 tarihinde FP kongresinde bir ilk yaşanmış ve ‘Yenilikçi Hareket’ Recai Kutan’a yani Erbakan’a karşı Abdullah Gül’ü aday göstermişti. Delegeler 633 oy verdikleri Kutan’ı genel başkan seçmiş ama Gül’e de 521 oy vererek mesajı vermişti: “Ak Saçlılar’a (Erbakan ve arkadaşları) saygımız büyük ancak gençleşme şart…”

Sonra ne mi oldu?

“Milli Görüş” hareketi içinde “gençler”, “Yenilikçi Hareket” adıyla yeni bir oluşuma gitti.

Necmettin Erbakan ve arkadaşları 20 Temmuz 2001’de Saadet Partisi’ni, Tayyip Erdoğan ve arkadaşları da 24 gün sonra yani 14 Ağustos 2001’de Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurdu. O dönemde tartışılan “Milli Görüş’ün ana omurgası” SP’nin ne kadar oy alacağıydı? Bir kısım “ana ekseni tutarlar” derken diğer bir kesimse “Yenilikçi Hareket”in partisi AKP’nin “ana parti olacağını” düşünüyordu. 3 Kasım 2002’deki seçimlerde AKP yüzde 34.28 oy alırken SP sadece yüzde 2.49 oy alabildi. Ve 24 yıllık iktidar süreci başladı.

Neden yakın siyasi tarihle başladım?

Ankara’dan siyaset koridorlarını yakından takip eden bir dostumla konuşurken konu ister istemez CHP kurultay davasına geldi. Önce kısa bilgilendirme…

CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te gerçekleştirdiği 38. Olağan Kurultay’ın iptali istemiyle açılan davanın son duruşmasında, mahkeme davanın reddine karar verdi. Karar, 24 Ekim 2025 tarihinde Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın dördüncü duruşmasında çıktı. Mahkeme, ret gerekçesini “aktif husumet yokluğuna” dayandırdı ve dava konusuz kaldığı gerekçesiyle reddetti. 10 Kasım 2025’te de gerekçeli kararını açıklayan mahkeme, iddiaların seçim sonucunu etkileyecek nitelikte somut bir delille desteklenmediğini vurgulayarak, davanın konusuz kaldığına ve karar verilmesine yer olmadığına hükmetti.

Ancak… “Mutlak butlan” tartışması devam etti.

Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin davayı “konusuz kalması” nedeniyle “karar verilmesine yer olmadığına” hükmetmesinin ardından Lütfü Savaş ve eski delegeler, bu kararın iptali için Bölge Adliye Mahkemesi’ne (İstinaf Mahkemesi) başvurdu. Karar hala çıkmadı ama “butlan” hala konuşuluyor. İktidara yakın kalemlerden Abdulkadir Selvi, iki gün üstü üste konuyu köşesine taşıdı: “Bu kez mutlak butlan işi ciddiye bindi. Ankara kulislerinde İstinaf Mahkemesinin Ankara 42.Asliye Hukuku Mahkemesinin verdiği kararı bozacağı konuşuluyor. Kararı bozup yeniden yargılama yapılması için Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesine mi gönderecek, yoksa kendisi doğrudan yargılama yapıp mutlak butlan kararı mı verecek orası belli değil. (31 Mart 2026)”

CHP lider Özgür Özel de öndeki gün düzenlediği basın toplantısında “davayla” ilgili dedi ki: “Çıkmış, yapmadığı tehdit kalmamış, şantaj kalmamış. Bugün yazdırıyor. ‘Butlan meselesi ciddi olabilir, Özgür Özel’in dokunulmazlığı kalkabilir. Yok bilmem ne olabilir.’ Ya kardeşim daha ne şantaj yapacaksınız? Daha ne tehdit edeceksiniz? Biz bunlara kanacak, sinecek, duracak olsak Atatürk’ün koltuğuna mı talip olurum?”

Bilinen “mutlak butlan” davasının CHP’nin başında “kılıç” gibi sallandığı. Bir dostum şu değerlendirmeyi yaptı: “Önümüzdeki dönemde “Terörsüz Türkiye” süreciyle ilgili CHP’nin ne yapacağı ya da nasıl bir yol haritası izleyeceği önemli ve davayı da yakından ilgilendiriyor!” Bunu açmasını istedim “Bekleyelim” dedi.”

Erdoğan, Özel’in “hamlesinin” önünü açar mı?-Mehmet Y. Yılmaz (T24)

“CHP Genel Başkanı Özgür Özel, önümüzdeki günlerde “ara seçim gündemiyle” TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’u ziyaret edeceğini açıkladı.

Özel, “çok iddialı da bir hamlemiz olacak. Anayasa’nın ara seçimi emrettiği günlerdeyiz” dedi.

Anayasa’nın “ara seçimi emretmesi” için bazı şartlar var.

Son genel seçimden sonra 30 ay geçmiş olacak, yeni genel seçime olan süre 1 yıldan fazla olacak, boşalan milletvekilliği sayısı 30’u bulacak.

Eğer boşalan milletvekilliği sayısı 30’u bulursa üç ay içinde erken seçim zorunluluğu var.

Şu anda 8 milletvekilliği boşalmış durumda.

22 milletvekilliği daha istifa, ölüm, milletvekilliğin düşürülmesi gibi nedenlerle boşalırsa ara seçim zorunluluğu var.

Anayasa’da yazılı bu şartları bilenler, CHP Genel Başkanı’nın “ara seçim gündemiyle” TBMM Başkanı’nı ziyaret edeceğini söylediğini duyunca sonuca çabucak vardılar: CHP’li 22 milletvekili istifa edecek, boşalan milletvekilliği sayısı 30 olunca da o seçim bölgelerinde ara seçim yapılacak.

Belli ki CHP 30 milletvekilliği için yapılacak seçimi ezici bir zaferle kazanabileceğini düşünüyor; böylece iktidarın meşruiyetini tartışmalı hale getirerek genel seçimi zorlayabileceğini düşünüyor.

“Olur mu” diye soracak olursanız; olabilir tabii.

“Olmaz mı” diye soracak olursanız; olmayabilir tabii.

Olabilir çünkü Anayasa bu durumda seçimi zorunlu kılıyor.

Olmayabilir çünkü Anayasa’nın uyulması zorunlu başka birçok hükmü bu iktidar tarafından alenen çiğneniyor; bu hükmü de çiğnemekte sakınca görmeyebilirler.

Unutmayalım ki bu TBMM Başkanı, Anayasa’nın açık hükmü ortada dururken Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesi amacıyla Yargıtay kararının Meclis’te okunmasına göz yumdu.”

Sandık gelecek ama nasıl gelecek?-Yaşar Aydın (BirGün)

“Belediyelere, siyasi partilere ve muhalefete uygulanan kanunsuz baskı, Türkiye için “göstermelik sandık” döneminin başladığı tartışmalarını alevlendirdi. Tartışmanın içine girmeden 2014’ten bu yana yapılan seçimlere şöyle bir göz atmakta fayda var:

30 Mart 2014 Yerel Seçimi: Gülen Cemaati ile iktidar arasında devam eden kavganın içinde gerçekleşti. En önemli mücadele Ankara’daydı. Mansur Yavaş ve Melih Gökçek arasında geçen yarışa, oylar sayılırken yaşanan elektrik kesintileri damga vurdu. Kesinti yaşanana kadar geride olan Gökçek, elektrik gelince galip ilan edildi. Dönemin Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız durumu kedilerin trafoya girmesiyle açıkladı: “Espri yapmıyorum arkadaşlar. Trafoya kedi girdi. Bunu seçime bağlamak yanlış.”

2015 (7 Haziran ve 1 Kasım) Genel Seçimleri: Bu süreçteki “şaibe” tartışmaları, genellikle sandık başındaki teknik hatalardan ziyade, seçimlerin yapıldığı güvenlik atmosferi ve siyasi süreçler üzerine yoğunlaşmıştı. 7 Haziran seçimlerinde AKP çoğunluğunu kaybetmiş, 1 Kasım için erken seçim kararı alınmıştı. Aradaki 140 gün içinde Türkiye tam bir kan gölüne çevrildi. Bombalı saldırılar, katliamlar ve çatışmalarda binin üzerinde insan hayatını kaybetti. İki seçim arası “kaos” olarak adlandırılırken; dönemin başbakanı Davutoğlu’nun katliamlar sonrası yaptığı “oyumuz artıyor” açıklaması hala hafızalarda.

15 Temmuz 2016 tarihinde yaşanan FETÖ’cü darbe girişiminden beş gün sonra OHAL ilan edildi ve iki yıl sürdü. OHAL’le geçen bu iki yıl içinde Türkiye’nin kaderini belirleyen iki önemli sandık kuruldu. Birincisi 16 Nisan 2017’de ülkenin rejimini değiştiren anayasa referandumu, diğeri de Erdoğan’ı devlet başkanı yapan 24 Haziran 2018’de gerçekleşen Cumhurbaşkanlığı seçimiydi. Bu iki seçimde de Erdoğan anlayışı galip çıkmış görünse de, YSK kararları ve siyasilerin değerlendirmeleriyle bu sonuçlar bugün bile tartışmalıdır.

16 Nisan 2017 Anayasa Referandumu: Referandum yüzde 51,4’lük “evet” oyu ile kabul edildi ve ülkede rejim değişti. YSK, oy sayımı başlamadan yaklaşık 2 milyon civarında olduğu düşünülen mühürsüz oyların geçerli olduğunu duyurdu. Erdoğan, şaibeli seçim sonuçlarına dair itirazları “Atı alan Üsküdar’ı geçti” diyerek yorumlamıştı. Daha ilginç yorum ise yeterli tepki vermemekle eleştirilen dönemin CHP lideri Kılıçdaroğlu’ndan geliyordu: “Elimizde silahlı grupların sokaklara çıktığına dair bilgiler vardı, bir iç çatışma veya kan dökülmesini istemedik.”

Banka kârı ‘asimetrik faiz’le büyüdü-Naki Bakır (Dünya)

“Bankacılık sektörü, in­dirim sürecine rağ­men faizlerin hala yüksek olduğu ortamda kre­di-mevduat faizleri arasın­daki makasının yol açtığı asi­metri sayesinde net faiz ge­lirini rekor düzeyde artırdı. Kredilerden aldığı faizi daha sınırlı, mevduata verdiği faizi ise daha fazla düşürmesi sek­törün kârını büyüttü.

Merkez Bankası, sıkı pa­ra politikasında kontrollü ve kademeli gevşeme ile Aralık 2024’te yüzde 50’den yüzde 47,5’e indirerek başladığı in­dirim sürecinde politika fai­zini bu yıl şubat sonuna kadar olan dönemde toplam 13 pu­an indirdi. Politika faizindeki düşüş mevduata büyük oran­da yansırken, kredi faizlerine yansıma sınırlı kaldı.

Özellik­le ticari ve tüketici kredi faiz­leri, politika ve mevduat faiz­lerindeki düşüşe tam paralel inmedi. Aralık 2024’te sektör ortalamasında yüzde 65,2 olan ihtiyaç, konut, taşıt toplamın­da tüketici kredisi faizi 9,5 pu­anlık düşüşle Şubat 2026’da yüzde 56,7’ye; ticari kredi or­talama faizi de 10 puanlık dü­şüşle yüzde 60,2’den yüzde 50,2’ye inerken, tüm vadeler ortalamasında TL mevduat fa­izi ise 12,4 puan düşerek yüz­de 56,1’den yüzde 43,7’ye indi.

Mevduat ile tüketici kredisi faizi arasındaki aleyhteki ma­kas 9,1 puandan 12 puana; tica­ri kredi faizi ile aradaki de 4,1 puandan 6,5 puana çıktı. İn­dirimlere rağmen faizler ha­la yüksek kalırken, süreç ban­kaların net faiz marjını (spre­ad) geniş tutmasını sağlayarak asimetrik etki yarattı. Mev­duat-kredi faiz farkı, bu yıl ilk iki ayda bankaların kârlılığını (net faiz geliri) güçlü şekilde destekleyen ana faktör oldu. Gelinen aşamada bankaların hem tüketici kredisi hem de ti­cari kredi faizleri hâlâ oldukça yüksek seviyelerde.

İndirim sürecinde faiz­de kredi-mevduat makasının açılması, bu yılın ilk iki ayın­da bankacılık sektörü net fa­iz gelirini rekor düzeyde bü­yüttü. Faiz geliri ve giderin­deki artışlar arasındaki 18,8 puanlık farkla sektör net faiz gelirini ikiye katladı. Geçen yılın aynı dönemine göre kre­dilerden alınan faizlerin sek­tör toplamında hacmi yüzde 32,4 artışla 975,5 milyar lira­ya ulaşırken, mevduat ve ka­tılım fonlarına verilen faiz/ kâr paylarının toplamı yüzde 13,6 ile enflasyonun çok altın­da bir artışla 855,7 milyar lira oldu.

Diğer faiz/kâr payı gelir­leri ile birlikte bu alandan el­de edilen toplam gelir yüzde 26,2 artışla 1 trilyon 497,9 mil­yar liraya ulaşırken, diğer fa­iz/kâr payı ödemeleri ile bir­likte bu nitelikteki toplam gi­der sadece yüzde 11,5 artışla 1 trilyon 107,1 milyar lirada kal­dı. Böylece sektörün iki aylık “net” faiz/kâr payı geliri geçen yıla göre yüzde 101,1 oranın­da 196,4 milyar liralık artışla 390,8 milyar liraya ulaştı.

Ocak-şubat dönemleri iti­barıyla bankaların tüketi­ci kredilerinden aldığı faiz­lerin yüzde 34,9 artışla 137,7 milyar, kredi kartlarından al­dığı yüzde 30 artışla 91,7 mil­yar, taksitli ticari kredilerden yüzde 40,8 artışla 135,2 milyar ve diğer kredilerden elde etti­ği faiz/kâr payı gelirlerinin de yüzde 30,5 artışla 610,9 milyar lira olduğu belirlendi.

İki ayda 390,8 milyar liralık net faiz gelirine ulaşan sek­tör, takipteki alacaklar için 86,5 milyar lira özel provizyon ayırdı. Bu dönemde toplam 388,5 milyar liralık faiz/kâr payı dışı gelir elde eden sek­törün faiz/kâr payı dışı gideri de 433,1 milyar lira oldu. Di­ğer bir kalem olarak bankacı­lık sektörünün, sermaye piya­sası ve kambiyo işlemleri ile olağanüstü gelir kalemlerinin iki aydaki toplam neti ise 35,6 milyar liralık bir zarar yazdı. Ocak-şubat döneminde vergi öncesi kârı yüzde 49,9 artış­la 224 milyar lira olan sektör, 54,6 milyar liralık vergi pro­vizyonu sonrası 169,4 milyar lira ile geçen yılın eş dönemi­ne göre yüzde 43,3 daha yük­sek net kâr açıkladı.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Af Örgütü’nden “kupa” alarmı
Sonraki Makale Avrupa’da yeni “zenci” Ruslar

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Halk TV’ye “manidar” veda

Medya Günlüğü
30 Nisan 2026
GünlükManşet

“Gazetecileri engellemeyin”

Medya Günlüğü
30 Nisan 2026
GünlükManşet

“Kardeş izin aldın mı?”

Medya Günlüğü
30 Nisan 2026
EditörGünlük

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
30 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?