Perşembe, 30 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Şarap kimin içindir?

Emre Dilek
Son güncelleme: 30 Mart 2026 22:36
Emre Dilek
Paylaş
Paylaş

Bu sene hem Eski Dünya’nın gururlarından Bordeaux ve Rioja bağlarını, hem de Yeni Dünya’nın dinamik bölgelerinden Avustralya ve Yeni Zelanda’yı gezme fırsatı buldum ve bu vesile ile her iki dünyanın şaraplarını deneyimleme fırsatına sahip oldum.

Şarabın aslında sadece bir içki değil; tarihin, toprağın ve insanların nasıl farklı yollar çizdiğinin de güzel bir aynası olduğunu düşünüyorum. Geçen yazımda da değindiğim gibi, dünyanın her yerinde tarih aynı hızda ve aynı şekilde akmadı. Bazı bölgeler daha karmaşık yapılar oluşturmuşken bazıları ise sorunları daha basit yöntemlerle çözdü. Bazıları derin geleneklere sımsıkı sarılırken, diğerleri daha özgür ve yenilikçi bir yol tuttu. Bu yazımda da özel bir ürünü bu bakış açısından değerlendirmek istiyorum. Şarabın, bu tarihsel akış içinde nasıl farklı roller üstlendiğini, Eski ve Yeni Dünya arasındaki o renkli farkları kendi bakış açımdan yorumlamak istiyorum.

Bir zamanlar Avrupa bağları gerçekten zor günler yaşadı. 19. yüzyılın ikinci yarısında filoksera (asma biti) denen küçük bir böcek, Amerika’dan gelip önce Fransa’yı, ardından da neredeyse bütün Avrupa’yı kasıp kavurdu. Avrupa bağlarının nerdeyse 3’te 2‘lik bir bölümü yok oldu. Eski Dünya şarapçılığının temeli sarsıldı. Binlerce üretici battı, ekonomi çöktü. Çözümü ise sorunun kaynağından yani Yeni Dünya’dan geldi. Avrupa asmaları filokseraya dayanıklı Amerikan köklerine aşılandı ve sektör kurtuldu. Ama bu kurtuluş aynı zamanda bir dönüm noktasıydı. Çünkü bu böcek Eski Dünya’nın “terroir” odaklı, yani toprağa, iklime, geleneğe sıkı sıkıya bağlı şarap anlayışına ilk kez dışarıdan bir müdahaleydi.

Eski Dünya’da şarap, öncelikle bir miras gibi görülür yani toprağın, iklimin, tarihin bir parçasıdır. Fransa’da AOC kuralları, İtalya’da DOCG’ler, Almanya’da yamaçların özel taşlı toprakları vs. Hepsi bulundukları topraklara aidiyet duygusunu taşır. Şarap biraz daha ciddi, biraz daha derinlemesine anlaşılması gereken bir şeydir. Tadarken saygı duyarsınız, hikâyesini bilirsiniz. Belirli bir bölgenin şarabı yıllar sonra da daima aynı mirası taşıyan aynı dokuya sahip bir varlıktır.

Yeni Dünya ise, California’dan Avustralya’ya, Şili’den Yeni Zelanda’ya kadar, biraz daha farklı bir yol izledi. Burada şarap, her şeyden önce keyif vermeyi amaçlar. Meyve aromaları daha belirgin, içimi daha yumuşak, herkesin damak tadına daha kolay hitap eder şekilde üretilir. Sulama, klon seçimi, işleme yöntemlerinde yeni ve farklı teknolojiler üreticiler tarafından daha rahat kullanılır. Kısaca üretici  “Bu şarabı kim sever ve içer?” diye düşünür ve ona göre hareket eder. “Terroir” elbette vardır ama mutlak bir kural gibi görülmez. Önemli olan şarabın içilmesi ve sevilmesidir.

1976 yılında, tabir yerindeyse, bu iki anlayış Paris’te er meydanında kozlarını paylaşmıştı. Steven Spurrier’in düzenlediği ünlü kör tadım yarışmasında, Fransız uzmanlar California şaraplarını kendi ülkelerinin en iyileriyle karşılaştırdı. Tadım hiç de beklenmedik bir şekilde sonuçlandı. Hem kırmızıda hem de beyazda California şarapları birinci oldu. Yeni Dünya’nın da kaliteli şarap üretebileceğini bütün dünyaya gösterdi. O günden sonra şarap haritası biraz daha genişledi. Artık sadece Avrupa değil, okyanus ötesi bölgeler de konuşulur oldu. Yeni Dünya şarapçılığı resmen doğmuş oldu. Bu Eski Dünya’nın karşılaştığı 2. dış müdahaleydi.

Şimdi ise yeni bir zorlu süreç yeni bir tehdit var: Küresel ısınma. Son yıllarda Avrupa’da bağbozumları giderek daha erken geliyor yani sıcaklıktan dolayı üzümler daha hızlı olgunlaşıyor, alkol oranları yükselirken asit seviyeleri düşüyor. Gelenekselci bölgelerde iklimin değişmesi o bölgelerin karakterini yavaş yavaş etkiliyor. Bazı üreticiler bu durum karşısında kuralları biraz daha esnetme yoluna gidiyor ki bu da Eski Dünya’nın yüzyıllar boyunca yerleştirdiği dengeleri zorluyor.

Öte yandan, Yeni Dünya bu sıcak iklimlere biraz daha alışkın görünüyor. Zaten daha sıcak bölgelerde yetiştiricilik yapıyorlar. Gerektiğinde yeni bağ alanları daha serin yerlere kaydırabiliyor, sulama ve çeşit seçiminde daha fazla esneklik gösteriyorlar. İngiltere, Kuzey Avrupa gibi daha önce pek düşünülmeyen yerlerde bile bağlar yükselmeye başladı. Değişen iklim, herkesi etkiliyor ama bazı bölgeler bu değişime diğerlerinden daha rahat uyum sağlıyor gibi görünüyor .

Bütün bunların neticesinde “Şarap aslında ne için var“ sorusu akla geliyor. Lise yıllarımızda edebiyat derslerinde hepimizi düşündüren klasik bir soru vardı: “Sanat sanat için midir, yoksa toplum için mi?” Sanırım şarap dünyası için de benzer bir soru sorabiliriz: Şarap şarap için midir, yoksa tüketici için mi? Eski Dünya şarapçılığı bu soruya “Şarap, her şeyden önce şarap içindir” diye cevap veriyor yani “terroir”, gelenek, toprağın ve tarihin özü ön planda. Şarap bir miras, bir kimlik ve bir kültür taşıyıcısı. Yeni Dünya ise daha içten bir yaklaşımla “Şarap tüketici için vardır” diyor. Önemli olan lezzet, keyif ve insanın damak tadına hitap etmek. Şarap, sofrada güzel anlar yaratmak, paylaşmak ve keyif almak için üretiliyor.

Aslında ikisi de kendi içinde haklı yanlar taşıyor. Belki de en güzel cevap, bu iki yaklaşımı bir arada düşünmekten geçiyor. Eski Dünya’nın toprağa ve geleneğe bağlı yaklaşımı, verilen emek ve özveri saygı duyulacak bir derinlik taşıyor. Yeni Dünya’nın ise lezzeti ve tüketiciyi merkeze alan tavrı da insanlara oldukça samimi ve erişilebilir geliyor. İkisi de kendi içinde güzel yanlar barındırırken küresel ısınma her iki tarafı da belirli oranda zorluyor. Neticede bir tüketici olarak bunun şarap dünyasını biraz daha kapsayıcı, biraz daha demokratik bir yere taşıdığını düşünüyorum. Artık birkaç ülkenin tekelinden çıkan, fiyat kalite dengesinin çok iyi ayarlandığı şaraplar market raflarında, restoranlarda bu keyfi yaşamak isteyen herkesin ulaşabileceği şekilde  sunuluyor.

Sonuçta şarap toprağın, iklimin ve insanın birlikte yarattığı güzel bir eser. Filoksera çıkmaz bir yolda değişimin kaçınılmaz olduğunu göstermişti. Paris’teki o ünlü tadım ise kalitenin sadece bir yerde olmadığını hatırlattı. Küresel ısınma ise yarının farklı olacağını söylüyor. 

Fotoğraf: thetastingalliance.com

Benzer yazılar:

Yeni Zelanda’nın şarapları
Mendoza ve şarapları

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanEmre Dilek
Takip et:
1968 yılında Ankara’da doğdu, İstanbul’da büyüdü ve İsveç’te olgunlaştı. Turizm yöneticiliği ve uluslararası ilişkiler konusunda lisans ve yüksek lisans yaptı. Şimdilerde klasik filolojiye merak sardı, bu sebeple üniversiteye tekrar başladı. Genel kültür ve tarih ve dile merakı var. Bu konuda bildiklerini ve öğrendiklerini gerek sözlü gerekse de yazılı olarak paylaşmaktan mutlu oluyor...
Önceki Makale Mehmet Şüküroğlu çiziyor
Sonraki Makale Memeliyiz memeli

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Türkiye’nin kendi zihnine yabancı aydını

Metin Duyar
30 Nisan 2026
Köşe YazılarıManşet

Emeğin sessiz hikâyesi

İsmail Boy
30 Nisan 2026
Köşe YazılarıManşet

Hazmedemedikleri gün

Orhan Alpdündar
30 Nisan 2026
Köşe Yazıları

Para da insan da sahteleşti

Erdal Çolak
29 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?