Binlerce yıldır Akdeniz’in en güzel sahillerinde arzıendam eden mağrur ve mutlu Alanya’nın yanında dünkü yeni yetme Miami de kim oluyor?
Binlerce yıldır, yüzlerce kavim bu mağrur ve mutlu, anaç kentin kalbine girmek için birbirlerine girmiş, uğruna kanlı savaşlar yaşanmış… Miami için kim bugüne kadar kılını kıpırdatmış ki?
Alanya, insanlık tarihinin baskın aktörlerinden birisidir. Beşiklik ettiği uygarlıklar, Alanya’yı tarihin parlak yıldızlarından birisi olarak zirveye taşımıştır.
Bu parlak miras Alanya’yı UNESCO Dünya Kültür Mirası Kentler listesine adaylık pozisyonuna taşımıştır. Geçmişi merak insanlığın şiddeti hiç azalmayacak özelliklerinden birisidir. Bu dün böyleydi. Bugün böyle. Yarın da böyle olacak. Merak, insanlığı bugüne taşıyan gizemli yolculukların önemli kavşaklarından birisi olan Alanya’nın önemli bir avantajıdır.
Bu topraklarda Hititler, Kilikyalılar, Pamhilialılar, Coracesiumlular, Kolonoroslular, Araplar, Selçuklular, Osmanlılar at sürmüşlerdir. Özenli bir kazı programı sonunda Alanya binlerce yıla tanıklık edebileceğimiz bir açık hava müzesine dönüşebilir.
Kazı programının bugünden yarına başlayıp bitirilmesini beklemek çok gerçekçi olmayabilir. Zorlu bir kamulaştırma ve çok titiz bir kazı faaliyeti sonrasında en az 30-40 yıllık bir takvim beklentisi daha sağlıklı bir yaklaşım olur. Bu takvimi çok kısa vadeli hayallere kapılmadan, bir an önce başlatmak da gelecek nesillere olan vicdani borcumuzdur.
Kısa ve orta vadede, Alanya, tarihi ile özlem giderme atılımının ön adımı olarak kenti iz bırakmış hükümdarların, sanatçıların, düşünce adamlarının heykelleri ile donatabilir. İddialı bir öneri mi olur, bilemiyorum ama Alanya’yı “binbir heykel kenti” olarak akıllara kazıyacak bir kampanya, dünyadaki imajına silinmesi zor bir cila atar. Heykeller, dünyanın her yerinde ziyaretçilerin hafızasına atılan yaldızlı bir çengel görevi görür.
Koşulsuz, ön yargısız bir konukseverlik
Alanya konukseverliği sözlüklerdeki kuru tanımları kıskandıracak bir insani derinlik taşır.
Anadolu’nun birçok kent ve kasabası, yabancı ziyaretçilere dinci/milliyetçi bir refleks ile “gavur” nitelemesini yakıştırdığı zamanlarda, Alanya Avrupalı konuklara, işin ticari boyutunu hiç düşünmeden kucak açan insanların kasabasıydı.
Avrupalılar, bir ucunda Tanrı misafirliği, diğer ucunda, darda kalmış ziyaretçi teşhisinin olduğu bir tahteravallide inip çıkan duygularla ağırlanırdı. Otel olmadığı için konuklar sınırlı sayıdaki pansiyonlarda, evlerde ve sahildeki obalarda ağırlanır ve gönüllü elçiler olarak uğurlanırdı.
1970’lerde Alanya’yı turizmin bölgesel amatör kümesinden ulusal lige terfi ettiren mancınık, bu gönüllü elçilerin Avrupa’ya taşıdığı mesajlar oldu. Bir süre sonra da, Alanya, yaşlı Avrupalıların hayal bile edemeyecekleri bir doğada son demlerini sürmek için yanıp tutuştukları bir “sosyal hac” destinasyonuna dönüştü.
2008’de Alanya’nın bu dillere destan konukseverliği, yerini, konukların cüzdanını bırakın, cebindeki son delikli kuruşa göz diken çarpık bir ticari anlayışa bıraktı.
Alanya’nın sosyal yaşam senaryosunda başrol, konukların nefes almasını bile paraya tahvil edebilme olanaklarını araştıran tuhaf bir kimliğe aittir artık. Eğer bütün marifetiniz bu ise, insanların cebini daha ustaca, daha acıtmadan boşaltmasını bilen yığınla rakibiniz var ve siz bu yarışı bitirebilecek özelliklere sahip değilsiniz. Binlerce yılda biçimlenen Alanyalı kimliğinizin silinmesi zor genetik şifreleri buna izin vermez. Konuşmanıza, bakışlarınıza ve ruhunuza sinmiş konukseverlik sizi bu etik olmayan yarışta yaya bırakır.
Gelin, bu göreceli olumsuzluğu dünyada ses getirecek bir silaha dönüştürün. Doğrusu da bu. AB metropollerindeki yüksek apartmanların izole katlarında bir selamdan mahrum yaşayan yüz milyonlarca insanın buna ihtiyacı var. Bu özelliğinizin, özenle ve insanca biçimlendirilecek Alanya markasına, yürekleri titreten bir renk katacağından emin olabilirsiniz.
Yılın on iki ayında Avrupalıların “Alanya Ana” diyerek sizin kucağınıza koşması, ziyaretlerini “eve dönüş” gibi hissetmeleri fena mı olur?
Kibele, bu kadim zamanların Ana Tanrıçasıdır. Alanya, o zamanlardan bugüne ulaşan geleneği sahiplenebilir, kendisini böyle anaç bir senaryoya konumlandırabilir ve çok da iyi eder.
Bana sorarsanız, dünyaya sunulacak “Alanya Ana” imajı, günümüzün yalnız ve yorgun insanının yüreğinde çocukça titreşimler yaratır.
Fotoğraf: Ozgurmulazimoglu
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
