Cuma, 1 May 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

Tüketim tuzağı mı vicdan aynası mı?

İsmail Boy
Son güncelleme: 9 Mart 2026 19:41
İsmail Boy
Paylaş
Paylaş

Ve kadınlar bizim kadınlarımız: Korkunç ve mübarek ellerince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle anamız, avradımız, yarimiz ve sanki hiç yaşanmamış gibi ölen ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen ve dağlara kaçırıp uğrunda hapis yattığımız ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki ve kara sabana koşulan ve ağıllarda ışıltısında yere saplı bıçakların oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan kadınlar, bizim kadınlarımız… (Nazım Hikmet Ran)

8 Mart’ın tarihinde pırıltılı reklamlar değil, 1857’de New York’ta tekstil sektöründe çalışan kadınların döktüğü ter ve kan var. 129 kadın işçinin, düşük ücretleri, uzun çalışma saatlerini, insanlık dışı çalışma koşullarını yani kısaca sömürüye baş kaldırmak için başlattıkları grevlerde çıkan yangında hayatlarını kaybetmesi yatar. 

1910 yılında Clara Zetkin’in önerisi ile bir anma günü olarak başlayan süreç 1921 yılında Moskova’da toplanan 3. Enternasyonal’in Uluslararası Komünist Kadınlar Konferansı’nda 8 Mart’ın“Dünya Kadınlar günü” olarak kutlanılması kararlaştırılmıştır.

Yani kökeni; tüketim kültüründen çok, emek, eşitlik ve onurlu bir hak arayışına dayanıyor.

Evet, günümüz dünyasında her özel gün gibi 8 Mart da çiçek kampanyalarına, indirimlere, reklam sloganlarına sıkıştırılabiliyor. Doğal olarak bu durum bir “pazarlama stratejisi” diye adlandırılmasına zemin hazırlıyor. Ama bir şeyin ticarileşmesi, onun doğuş amacını otomatik olarak geçersiz kılmaz. “Anneler Günü” de, “Sevgililer Günü” de benzer dönüşümler yaşadı; yine de kimse anneliğin ya da sevginin varlığını inkâr etmiyor.

Kadınlar için bu konu; gündelik hayatta bitmek bilmeyen mesailer, iş hayatında karşılaşılan gizli engeller, cam tavanlar, ücret farkları, şiddet ve görünmez emek meselesidir. Yoksa yılda tek bir gün kutlama meselesi değildir

Eğer 8 Mart sadece bir buket çiçek verip ertesi gün aynı eril dili ve davranışı sürdürmekse, evet o çiçek bir maskedir. Ama eğer bu özel gün bir öz eleştiri ve farkındalık vesilesi oluyorsa, o zaman anlamlıdır.

Eğer bazıları için 8 Mart sadece bir pazarlama stratejisinden ibaretse, o zaman bugünü kabul etmeyen insanlara 9 Mart’ta eşitliği savunmak adına ne yaptıklarını sormak gerekir. 

Eleştiri, eylemsizliğin kılıfı olmamalıdır.

“Dünya Kadınlar Günü” resmileştirildi diye patriyarkal (ataerkil) kültür, ekonomik eşitsizlik ya da cezasızlık kültürü otomatik olarak ortadan kalkmıyor. Toplumsal şiddet dediğimiz şey; hukuk, eğitim, medya dili, aile içi roller, ekonomik bağımlılık gibi çok katmanlı bir yapıdan besleniyor. Böyle bir sorunun bir “sembolik gün” ile sona ermesini beklemek zaten gerçekçi değildir.

Dünyayı tek başına semboller ile değiştirmek mümkün değildir. Semboller sadece toplumlara ayna tutar. Eğer aynaya bakınca rahatsız oluyorsak, sorun o aynada değil gördüğümüz manzaradadır.

8 Mart olmasaydı durum daha mı iyi olurdu? Muhtemelen hayır. Çünkü bu tür günler tek başına çözüm üretmez ama görünürlük yaratır. Kamuoyu baskısı, istatistiklerin açıklanması, yasaların tartışılması, sivil toplumun güçlenmesi gibi süreçler çoğu zaman bu görünürlük sayesinde ivme kazanır. 

Toplumsal değişim genellikle yavaş ilerler. Zaten kadınların oy hakkı, çalışma hakkı, medeni hakları da bir günde gelmedi; bu haklar onlarca yıl süren mücadelelerin sonucuydu. 

Kadına uygulanan toplumsal şiddetin azalması için verilecek mücadele sembolik günlerden öte, günlük yaşamda somut hukuki, eğitimsel, kültürel ve toplumsal dönüşüm gerektiriyor. Böyle günler, bu sorunla yüzleşmek için kaçırılmayacak bir fırsattır. 

Unutmayalım ki sessizlik, çoğu zaman şiddetin en büyük müttefikidir.

Özetle: Evet, 8 Mart toplumsal şiddeti bitirmedi. Ama zaten onun görevi şiddeti tek başına bitirmek değildir. 8 Mart bir sonuç değil, bir hatırlatmadır. 

Asıl değişim, yılın geri kalan 364 gününde evde kurduğumuz cümlelerde, iş yerinde takındığımız tavırlarda gizlidir. 

Sonuçta zihniyet değişmeden istatistikler değişmiyor, zihniyet değişirse, istatistikler de er ya da geç değişiyor. 

Ve o değişim, sandığımızdan çok daha erken yaşta başlıyor, çünkü değişim bir babanın kızına sunduğu imkanlarda değil, oğluna öğrettiği “saygı” ve “sorumluluk” dilinde saklıdır. Mutfaktaki iş bölümünden, sokaktaki bakışa kadar her şey o çocukluk hafızasında şekillenir.

8 Mart’ın gerçek başarısı, bir sonraki neslin bugünü “hak arama günü” olarak değil “kazanılmış hakların kutlandığı bir bayram” olarak anılmasını sağlamak olacaktır. 

İlgili yazı:

Rus kadınları neden aldatır?

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Yazanİsmail Boy
Takip et:
İstanbul İ.T.İ.A’dan mezun, Koç Üniversitesi İngilizce İşletme (Executive MBA), Galatasaray Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü (Sosyoloji) bölümü mezunu. “Türkiye Üzerine Toplumsal İncelemeler” dallarında yüksek lisans eğitimlerini tamamladı. Kadir Has Üniversitesinden Uluslararası İlişkiler doktora tezi aşamasında ayrıldı. Özel sektörde uzun süre dış ticaret konusunda yöneticilik yaptı. Evli, iki çocuk babası, İngilizce ve Rusça biliyor.
Önceki Makale Mossad’ın sırları ve pişmanlıkları
Sonraki Makale Avrupa’daki emekçi Türk kadınları

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Türkiye’nin kendi zihnine yabancı aydını

Metin Duyar
1 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Hazmedemedikleri gün

Orhan Alpdündar
1 Mayıs 2026
Köşe YazılarıManşet

Emeğin sessiz hikâyesi

İsmail Boy
1 Mayıs 2026
*Köşe Yazıları

“Ağır sıklet” Verşinin Ankara’da

Aydın Sezer
1 Mayıs 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?