Perşembe, 30 Nis 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Mossad’ın sırları ve pişmanlıkları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 8 Mart 2026 16:35
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

ABD ve İsrail’in İran’a düzenlediği saldırılarda adı yine bolca gündeme gelen Mossad (İstihbarat ve Özel Operasyonlar Enstitüsü) dünyada en çok konuşulan gizli servislerin başında bulunuyor.

1949 yılında kurulan Mossad, istihbarat toplama, gizli operasyonlar düzenleme ve teröre karşı mücadele etme görevlerini üstlenmiş. Wikipedia’daki bilgilere bakılacak olursa, 2.7 milyar dolar bütçesi ve yaklaşık yedi bin çalışanıyla Mossad, Batı’da CIA’den sonra en büyük istihbarat örgütü. Mossad, askeri istihbarattan sorumlu Aman ve iç istihbarattan sorumlu Shin Bet’le birlikte İsrail’in üç önemli örgütünden biri.

Netflix’te son yıllarda Mossad’la ilgili bazı belgesel ve diziler yayınlandı. Tabii, Netflix’ten söz ederken platformun İsrail yanlısı yayın yaptığı suçlamalarını da hatırlatmak gerekiyor. 2024 yılı başlarında yayınlanan 30’dan fazla “Filistin Hikâyeleri” filmi, İsrailli aşırı sağcıların tepkisinin ardından kaldırıldı.

Platformada yayınlanan “Bilinmeyen Yönleriyle Mossad” dizisi, örgütle ilgili sır perdesini aralıyor, elbette olabildiğince.

Dört bölümlük dizi ilk olarak 2017’de yayınlanmış.

Belgesel-dizi, eski Mossad yöneticisi ve çalışanı onlarca kişiyle yapılan söyleşilerden oluşuyor. Elbette, bu kişiler gizli kalması gereken konularda sorular yöneltilince susuyor ya da “Yorum yok” diyor. Çoğu daha önce kamuoyuna yansımış olsa da dizi sayesinde Mossad’la ilgili değişik ve çarpıcı bilgilere ulaşmak mümkün.

Bunların başında, ünlü Nazi komutanlardan Otto Skorzeny’nin 2. Dünya Savaşı’nın ardından Mossad adına çalışması geliyor. Bir başka sansasyonel bilgi ise, Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnasır’ın damadı Eşref Mervan’ın da İsrail’e çalışması. Hatta Mervan, 1973 yılındaki savaş öncesi İsrail tarafını uyarıyor ancak verdiği bilgi zamanında değerlendirilmiyor.

Dizide söyleşi yapılan bir Mossad ajanı, İran İslam Devrimi öncesi bazı İranlıların Mossad’ın Humeyni’yi öldürmesini istediğini ancak kendisinin “Bu dünyanın jandarması biz değiliz” diyerek teklifi kabul etmediğini anlatıyor ve hâlâ bunun pişmanlığını yaşadığını söylüyor.

Aralarında kadınların da yer aldığı, bazıları yüzü gösterilmeyen ajanlar gizli dünyalarıyla, önemi operasyonlarla ilgili çok çarpıcı ayrıntılar anlatıyor. Biri gizli ajanlığı tiyatroya benzetiyor ve hep rol yapmak zorunda kaldığını anlatıyor. İlgi çekici bölümlerden biri de yabancı ülke vatandaşlarından ajan devşirmenin sırlarının anlatıldığı bölüm.

Bir eski yönetici ise, “Son 50 yılda Orta Doğu’da meydana gelen ya da gelmeyen olaylardan Mossad sorumludur” diyerek örgütün gücüne işaret ediyor.

Halkla ilişkiler çalışmasına benzese de bir gizli servisin, hele hele Mossad gibi esrar perdesiyle örtülü bir örgütün iç dünyasına-puslu da olsa- ayna tutan dizi yer yer heyecanlı.

En başarılı ajan

Netflix’te 2019 yılında gösterime giren ve hâlâ yayında olan “The Spy” (Casus) ise, Mossad’ın Suriye’de düzenlediği inanılmaz operasyonu ve örgüt tarihinin en başarılı ajanı kabul edilen Eli Cohen’i anlatıyor.

Ünlü aktör Sacha Baron Cohen’in canlandırdığı Cohen (soyadı benzerliği), İsrail toplumunda “taşralı” kimliği nedeniyle dışlanan Mısır doğumlu bir Yahudi’dir. Bir mağazada çalışmakta, dikiş dikerek eve katkıda bulunan eşi Nadia ile fazlasıyla sıradan ve zor bir hayat sürmektedir. Ama son derece zeki, girişken, dışa dönük, esprili, insanları etkilemesini bilen ve risk almasını seven bir adamdır.

1960’lı yıllarda Suriye’den İsrail’e sık sık saldırılar düzenlenmesi üzerine Mossad istihbarat toplamak amacıyla Suriye’ye bir ajan yerleştirmeye karar verir. Tesadüfler sonucu Cohen aday olur ve aylarca casusluk eğitimi görür. Bu beklenmedik fırsat topluma kendisini kanıtlaması ve kabul ettirmesi için bir şanstır aynı zamanda.

Mossad yönetimi normalde böyle hassas ve tehlikeli bir operasyon için iki yıl hazırlık yapılması gerektiğini düşünmektedir ancak hükümetin ağır baskısıyla Cohen’i altı ayda hızlandırılmış eğitimden geçirirler.

Sonuçta operasyon başlar ve “Ajan 88” kod adlı Cohen zengin Arap iş insanı Kamil Emin Thaabeth kimliğiyle önce Arjantin’in başkenti Buenos Aires’e gider ve buradaki Suriye diasporasına girer. Hemen ardından Suriye Büyükelçiliği’ndeki bir resepsiyona davet edilmeyi başarır, sonradan iktidara gelecek Büyükelçi Emin el-Hafız ile tanışır, hatta dost olur.

Hafız’ın verdiği referans mektubuyla bir süre sonra Suriye’ye sorunsuz girer ve ithalat-ihracat işleri yapan tüccar görünümüyle kısa zamanda geniş bir çevre edinir. Bu sırada topladığı bilgileri ve fotoğrafları Mossad’a gönderir. Acil durumlarda ise telgrafla haberleşmektedir. “Thaabeth”in beklentilerin çok ötesinde bir başarıyla Mossad’a istihbarat yağdırması şeflerini ve yöneticilerini son derece memnun eder. Cohen o kadar girişkendir ki, ordu komutanın yeğeniyle dost olarak İsrail sınırındaki sivillere kapalı cephe hattını bile ziyaret eder. Suriye’de düzenlenen protesto gösterilerinde içi kan ağlasa da “Kahrolsun İsrail” sloganı bile atar.

Eli Cohen rolünde Sacha Baron Cohen ve gerçek Eli Cohen

Fakat ülkesinden ve ailesinden uzaktaki bu gergim yaşam onda kimlik çatışmasına yol açar, Cohen’le Thaabeth karakterleri iç içe geçer ve bunalıma sürükler. Görevi, ailesi, sadakati, kimliği, yalanla gerçek arasındaki sınırdaki yaşamı ve yakalanma korkusu onu tüketmeye başlar. Bu sırada, Buenos Aires’te tanıştığı Hafız’ın Suriye’de iktidara gelmesini sağlayan bir darbeye destek verir ve hızla yükselmeye devam eder. Yeni lider “kankası” gözüyle baktığı Cohen’e o kadar güvenir ki, onu savunma bakan yardımcısı yapar. Olayların gelişimine bakıldığında Hafız Thaabeth’i belki de halefi bile ilan edecektir.

Böylece ortaya inanılmaz bir durum çıkar: Bir İsrail ajanı Suriye’de gizli bilgilere ulaşabilecek kadar üst düzey göreve yükselmiştir. Mossad bayram etmektedir, Cohen’in sağladığı bilgilerle Suriye’deki stratejik hedefler teker teker yok edilir. Bütün bu süreç boyunca, yani 1961’den 1965’e kadar Suriye yönetimi İsrailli bir Truva atı tarafından kandırıldığının ve içeriden fethedildiğinin farkında bile değildir.

Fakat depresyon içinde sürüklenen Cohen kendini kanıtlama hırsına ve aşırı risk alma tutkusuna bir türlü gem vuramaz ve…

Altı bölümlük diziyi izlemek isteyenler için burada keselim.

“Melek” Mervan

İsrail’le Arap ülkeleri arasında yıllardır devam eden casusluk savaşlarında adı ön sıralarda yer alan Eşraf Mervan’nın kimin adına ajanlık yaptığı bugün bile tartışmalı bir konu.

Netflix’te 2018’de yayınlanan “Angel” (Melek) dizisine de konu olan Mervan’ın hem İsrail’de hem de ülkesi Mısır’da kahraman ilan edilmesi bilmeceyi daha da karmaşık hale getiriyor. Dizide Mervan’ı Tunus asıllı Hollandalı aktör Marwan Kenzari canlandırıyor.

Dönemin Mısır Devlet Başkanı Cemal Abdünnâsır’ın kızı Mona ile evli olan Mervan kayınpederini Sovyetler Birliği’nden uzaklaştırarak ABD ile yakınlaşmaya, böylece İsrail’le olan sorunları çözmeye ikna etmeye çalıştı. Evliliğe başından beri karşı olan ve Mervan’ın yükselebilmek için kızıyla evlendiğini düşünen Abdünnâsır güvenmediği damadının önerisini kabul etmedi.

Ancak Abdünnâsır’ın 1970 yılında ölümünün ardından yerini yardımcısı Enver Sedat’ın almasıyla Mervan’ın yıldızı parladı ve Devlet Başkanı’nın özel kaleminin başına getirildi. Hem Sedat’a yakınlığı hem de görevi nedeniyle önemli istihbarata sahip olan Mervan Londra’da İsrail gizli servisi Mossad’la ilişki kurdu ve görünüşe göre para için gizli bilgiler vermeye başladı.

Bu sırada, İsrail’in 1967 Savaşı’nda kazandığı toprakları geri almak isteyen Sedat hem savaşa hazırlanıyor hem de Abdünnâsır’dan farklı olarak Tel Aviv üzerinde baskı kurabilmek amacıyla ABD ile yakınlaşmaya çalışıyordu. Mısır ordusu Sina Yarımadası’na karşı sürpriz bir saldırı için hazırlık yapmaya başladı.

Mossad’ın “Melek” ve “Babil” kod adlarını verdiği Mervan, İsrailli ajanlara Sedat’ın Sovyet lideri Leonid Brejnev’le görüşmesinin tutanaklarını vererek örgütün güvenini kazanmaya çalıştı. Hazırladığı raporlar İsrail Başbakanı Golda Meir’in masasına kadar ulaşıyordu. Ancak, Sina’daki saldırının tarihi için verdiği istihbaratın iki kez yanlış çıkması Mossad’ın ona olan güvenini sarstı.

Yine de Mervan, Mısır ve Suriye öncülüğündeki Arap ülkelerinin İsrail için kutsal bir gün olan Yom Kippur’da saldırıya geçeceği konusunda Mossad’ı ikna etmeyi başardı. Ramazan’ın 10. günü olan 6 Ekim 1973 tarihinde Arap ülkeleri Sina ve Golan’da gerçekten de saldırı başlattı. Mervan’ın istihbaratı doğru çıkmıştı ama saldırının başlama saati ile ilgili verdiği bilgi yanlıştı.

25 Ekim’e kadar süren Yom Kippur Savaşı’nda önce Araplar, ardından İsrail başarılar elde etse de çatışmaların çıkmaza girmesinin ardından Birleşmiş Milletler’in çabasıyla ateşkes sağlandı. Savaş, İsrail’le Mısır arasında 1978 yılında Camp David Anlaşması’nın imzalanmasının yolunu açtı. İsrail Sina’dan vazgeçerken Mısır İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi oldu, Sedat İsrail parlamentosunda konuştu.

Tüm bu gelişmelerde anahtar rol oynayan Mervan, 2007 yılında Londra’daki evinin balkonundan şüpheli bir şekilde düşmesi sonucu hayatını kaybetti.

Günümüzde hâlâ yanıtı tam olarak bulunamayan soru ise, Mervan’ın ülkesinin sırlarını para karşılığı İsrail’e satan bir ajan mı yoksa bir plan dahilinde gizli bilgiler sızdıran bir kahraman mı olduğu.

İşin ilginç yanı, Mervan’ın hem İsrail’de hem de ülkesi Mısır’da “kahraman” kabul edilmesi.

Mervan için Kahire’de resmi cenaze töreni düzenlendi, Devlet Başkanı Hüseyin Mübarek, Mossad’ı kastederek, gizemli damadın hiçbir gizli servis için çalışmadığını, ülkesine değerli katkılarda bulunduğunu söyledi.

İsrailliler ise Mervan’ın kendileri için çalıştığında ısrar ediyor.

Dizide bu konu muallakta bırakılıyor.

İlgili yazı:

‘Nefret’in film hâli: Fauda

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitikNetflix
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale Medyada derbi yorumları
Sonraki Makale Tüketim tuzağı mı vicdan aynası mı?

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Halk TV’ye “manidar” veda

Medya Günlüğü
30 Nisan 2026
GünlükManşet

“Gazetecileri engellemeyin”

Medya Günlüğü
30 Nisan 2026
GünlükManşet

“Kardeş izin aldın mı?”

Medya Günlüğü
30 Nisan 2026
EditörGünlük

Köşe yazılarından seçmeler

Medya Günlüğü
30 Nisan 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?