Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Devşirme kızlara niçin Arap adları verilmiş?

Metin Gülbay
Son güncelleme: 30 Ocak 2026 19:05
Metin Gülbay
Paylaş
Paylaş

Otmanlı İmparatorluğu’nda sultan eşleri bilindiği gibi esir alınan veya köle olarak toplanan Müslüman olmayan kızlardan olurdu.

Bunların en gözdesi yani padişahın en beğendiğine ise “haseki” adı verilirdi. Bu kadın eğer erkek çocuk doğurursa Haseki Sultan olarak anılırdı. Tabii öncesinde bu kızlar Müslüman yapılır ve bir dizi eğitimden geçirilirdi. Haseki sultanlar Müslüman yapıldığında ilk iş onlara ad vermek olurdu. Bu adlar da genellikle İslam kadınlarının ve özellikle de peygamberin eşlerinin adlarından biri olurdu.

Niçin Türk kökenli bir imparatorluğun imparatoriçelerine ünlü Türk kadın sultanlarının adları değil de Arap kadınların adları veriliyor diye sormayın çünkü bende bunun yanıtı yok. Tarihçiler birçok neden sıralıyor ama hiçbiri gerçek anlamda bu soruya yanıt vermiyor.

Otmanlı’nın Müslüman yaptığı Hristiyan esirler arasından seçilen kızlardan bazılarını bir süre sonra imparatoriçe yapması bazı tarihçilerin de ilgisini çekmiş durumda. Lucienne Thys-Şenocak da onlardan biri. Asıl adı bilinmeyen ve Hadice Turhan Sultan adı verilen genç henüz 12 yaşında esir edilen bir Rus kızıydı. İstanbul’a getirilen Rus esir kız dönemin sultanı 4. Murad’ın annesi Kösem Sultan’ın hizmetine verilmişti. Sarayda yükselerek Sultan İbrahim’e bir erkek çocuk doğurdu ve tabii ki Haseki Sultan oldu. Bizim Deli İbrahim diye bildiğimiz eşi ölünce de Valide Sultan olarak tahtı oğlu adına yönetti. 1648’de Valide Sultan olan bu Rus kızına niçin Hadice adı verilmişti ya da diğer esir kızlara niçin peygamberin çevresinden olan veya olmayan Arap kadınların adları veriliyordu, işte yazarın sorduğu bu soru benim de çok dikkatimi çekti ve bu yazının konusu oldu.

İsterseniz Lucienne Thys-Şenocak’ın bu konuda ne dediğine bir bakalım:

“Osmanlı saltanat ailesi kadınların yazıtlarında ve vakıf belgelerinde kendileriyle bağlantı kurdukları kadınların başında Müslümanlığın ilk dönemlerindeki ünlü ve dindar kadınların, özellikle de Hz. Muhammed’in ünlü eşlerinin ve akrabalarının adları geliyordu: Hadice, Ayşe, Fatma ve Zeynep. Bir başka deyişle, Osmanlı saray kadınlarının etkinliklerini meşrulaştıracak kadın selefler, geçmişteki Türk soylu pek çok kadın hami arasından değil, onların çağdaş yapı projelerine hem Eski Çağ havasını, hem de dindarlığın ağırlığını katan ilk dönem İslam dünyasının bu adları arasından seçildi. Osmanlı öncesinde Selçuklu kadınları Anadolu’daki eski başkentlerde etkin olarak mimarlığı himaye etmiş, pek çok bina yaptırmışlardı. Bunların önemli bir örneği olan Mahperi, Sultan 1. Alaeddin Keykubat’ın eşi ve 2. Gıyaseddin Keyhüsrev’in annesiydi. Kendisi beş kervansaray yaptırmış ve Kayseri’de cami, medrese, hamam ve türbeden oluşan külliyesiyle büyük bir toplumsal dinsel vakıf kurmuştu. Gene de Osmanlı kadınları himayeci etkinliklerinin retoriğini biçimlendirmede en çok yakın geçmişteki Osmanlı seleflerinden ya da ilk Müslüman kadınlardan yararlandı. Asıl adı bilinmeyen Turhan Sultan’a Hz. Muhammed’in ilk eşi Hadice’nin adı verilmişti. 3. Murad’ın hasekisi olan ve valide sultan olarak Eminönü’deki Yeni Valide Camisi’nin yapımını başlatan Safiye Sultan, Hz.Muhammed’in 11. eşinin adını taşıyordu.”1

Görüldüğü gibi yazar da soruyu soruyor ama yanıtını veremiyor. Ama bu soruyu sorduğu yapıt bambaşka bir konuyu işliyor. Okumak için vakit kaybetmemenizi önerdiğim bu yapıtın özgün adı “Ottoman Women Builders; The Architectural Patronage of Hadice Turhan Sultan”

Kitap Yayınevi yapıtı özgün yayının 2006’da basılmasından üç yıl sonra 2009’de Türkçeye çevirterek “Hadice Turhan Sultan, Osmanlı İmparatorluğu’nda Kadın Baniler” adıyla yayınladı.

Bazı sorulara hiç yanıt bulamayız çünkü niçinlerine yanıt bulmadan sorular da yanıt bulamaz. Tıpkı bu soru gibi. Ama yanıtını bildiğimiz şey asıl soruya yanıt vermese de bugünkü duruma bir yanıt veriyor. Otmanlılar da benliklerini kaybetmiş bir topluluktu ki zaten köklerine ilişkin araştırmalar onların kendi iddialarının aksine Kayı boyundan olmadıklarını ortaya çıkardı, ama öyle olsalar da durum değişmezdi. Belki onlar da köksüz olmalarının verdiği duyguyla bir tutamak aradılar ve onu da Müslümanlıkta buldular. Ama bunda samimi olsalar yine doğru bir şeyler ortaya çıkardı onu da beceremediler. Hristiyan kızları esir alıp onlara Türkçe öğretirken niyeyse  Türk değil de Arap kadınların adlarını vermek ihtiyacı duydular.

Yine kitaptan aslında haber konusu olabilecek bir alıntı daha yapacağım. Çünkü yerli ve milli teranelerinin (terane: çok yinelendiği, boş olduğu için usanç veren söz) altının temelsiz olduğu ve halkı kandırmaktan başka hiçbir işe yaramadığını gösteren bir alıntı olacak bu.

Otmanlı’nın yaptırdığı kalelerin restorasyonu veya hemen hemen yıkılmış olanların aslına sadık kalarak yeniden yapılması hemen hemen imkansızmış. 

Bunu ben de yeni öğrendim. 

İsterseniz alıntıya geçelim.

“Turhan Sultan bu kaleleri (Çanakkale’deki Seddülbahir ve Kale-i Sultaniye, M.G.) yaptırdığından bu yana Seddülbahir ve Kumkale (Kale-i Sultaniye, M.G.) yerleşim alanlarında meydana gelen değişikliklerin belirlenmesi çeşitli zorluklar içerir. Birincisi, Avrupa’da erken modern dönemden kalma anıtsal yapıların pek çoğuna ilişkin belgeler bulunurken, Osmanlı yapılarının tasarım sürecinin dinamiklerini ve hamiler, yapımcılar ve ustalar arasındaki iletişim mekanizmalarını anlamamıza yardım edecek, Osmanlı mimarlarının elinden çıkmış pek az özgün plân vardır ve hiçbir kuramsal risale yoktur. 

15 ve 16. yüzyıllardan kalmış birkaç Osmanlı yapı plânı örneği, ayrıca çeşitli arşiv belgeleri, tarihçilerin referansları ve minyatür süslemeli yazmalar Osmanlılarda hem mimari çizim hem de maket yapma anlayışının bulunduğunu ve bunun 16. yüzyıl öncesine dayanan bir gelenek olduğunu açıkça ortaya koyar. Ama Osmanlı yapılarının çoğunun inşa plânları elde bulunmadığından, mimari düşüncelerin ve bu düşüncelerin grafik gösterimlerinin Hassa Mimarlar Ocağı’nda yaratıldıktan sonra uzak yerlere nasıl iletildiği konusundaki tartışmalar sürmektedir.” 2

Otmanlı her şeyi kayıt altına almıştır sözü bu durumda boşlukta kalıyor. Demek ki Otmanlı yaptığı işlerde o kadar da titiz değilmiş.

Herkese keyifli günler…

KAYNAKLAR

1-Hadice Turhan Sultan, Osmanlı İmparatorluğu’nda Kadın Baniler, Sf. 99, Lucienne Thys-Şenocak, Kitap Yayınevi

2-a.g.y. Sf.181

Görsel: haberekspres.com

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMetin Gülbay
Takip et:
İlk haberi 1982'de staj yaptığı Nokta İnsanlar dergisinde yayınlandı. Özgür Gündem, Evrensel, Radikal gazeteleriyle, CNN Türk ve Skytürk televizyonlarının kuruluş ekibinde yer aldı. Kırk yılda birçok yayında çalıştı. Gazeteci meslektaşlarıyla birlikte hazırladıkları üç kitap çalışması bulunuyor, dördüncüyü kendi başına yaptı. 2003 sonu ile 2012 başı arasında Dünya Yayın Grubu'nda Ajans Dünya'nın genel yönetmenliğini yürüttü. 2014'te meslektaşı Adnan Genç ile ortakhaber.com haber sitesinin yayınına başladı. 2,5 yıl süren yayını açılan davalar nedeniyle bitirmek zorunda kaldılar. Çeşitli internet sitelerine tarih ve bilim yazıları yazarak emeklilik hayatını sürdürüyor.
Önceki Makale Kremlin’in Suriye planı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetMG Özel

Kremlin’in Suriye planı

Fuad Safarov
30 Ocak 2026
ManşetSerbest Kürsü

Türkçe ve Japonca akraba mı?

Halil Ocaklı
30 Ocak 2026
Beyaz ÖnlükManşet

Ölüme direnme serüvenimiz

Osman Akdemir
30 Ocak 2026

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
30 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?