İngilizce “Kovboy” (cowboy) kelimesi, İspanyolca “vaquero” sözcüğünden geliyor.
Vaca (inek) kelimesinden türeyen bu söz sığır güden kişi anlamını taşıyor. 16. yüzyılda İspanyolların Amerika kıtasına getirdiği hayvancılık kültürü, kovboy geleneğinin temelini oluşturuyor.
Amerikan kovboyları esas olarak 19. yüzyılda, özellikle 1860-1890 yılları arasında ortaya çıktı. Görevleri, büyük sığır sürülerini Texas’tan Kansas ve Wyoming gibi kuzey eyaletlerindeki demiryolu merkezlerine sürmek, hayvanlara bakmak, çitleri onarmak ve zorlu doğa koşullarında çiftlik yaşamını sürdürmekti. Uzun yolculuklar, yalnızlık, sert iklim ve tehlikeler kovboy yaşamının sıradan parçalarıydı.
Kovboylar genellikle özgür ruhlu, dayanıklı ve az konuşan insanlar olarak tanındı. Aralarında beyaz Amerikalıların yanı sıra Afro-Amerikalılar ve Meksikalılar da vardı. Kovboyluk romantik bir hayat olmaktan çok, ağır ve düşük ücretli bir emek işiydi.
Kovboy kültürü, 20. yüzyılın başlarında açık alanların çitlerle bölünmesi, demiryollarının yaygınlaşması ve modern hayvancılığın gelişmesiyle büyük ölçüde sona erdi. Ancak kovboy figürü yok olmadı; bu kez sinema ve edebiyat yoluyla yaşamaya başladı.
Hollywood, 1930’lardan itibaren kovboyları “Vahşi Batı”nın simgesi haline getirdi. Önce John Wayne (aşağıdaki fotoğraf), sonraları Clint Eastwood gibi oyuncularla kovboy, adalet duygusu güçlü, yalnız ama onurlu bir kahraman olarak mitolojik bir karaktere dönüştü. Gerçek kovboy hayatının zorlukları büyük ölçüde sadeleştirilse de, kovboy figürü Amerikan kimliğinin ve özgürlük idealinin kalıcı sembollerinden biri oldu.

Yazılı olmayan 10 kovboy kural:
1-Sert ama adil ol
Bir kovboy, çiftlik hayatının zorlu emeğine ve tehlikelerine dayanabilecek kadar sert; aynı zamanda güven ve saygı kazanacak kadar adil olmak zorundaydı. Bu denge, düzlüklerdeki yaşamın uyum içinde sürmesini sağlayan kovboy yasasını ayakta tutardı.
2-Az konuş çok şey söyle
Kovboy yasasının temel ilkelerinden biri, işlerinin gerektirdiği biçimde doğrudan ve amaca yönelik iletişimdi. Bu anlayış, gerçek karakterin sözlerle değil, eylemlerle ortaya konduğuna dayanıyordu.
3-Yaptığın işle gurur duy
Kovboylar sorumluluğa, dürüstlüğe ve ustalığa değer verir; büyük ya da küçük her işi özenle yapar, ekip arkadaşlarına ve toprağa saygı duyardı.
4-Yapılması gerekeni yap
Bir kovboyun onuru ve gücü, doğru ile yanlışı bilmekten ve şartlar ne kadar aleyhine olursa olsun doğru olanı seçmekten gelir.
5-Başladığın işi bitir
Kovboyların Texas düzlüklerinden kuzeydeki demiryollarına aylar süren yolculukları, pes edenlere göre değildi. Zor zamanlar geldiğinde, herkesin güvenini kazanmanın en kesin yolu kararlı ve güvenilir olmaktı.
6-Sınırı nerede çekeceğini bil
Katı ahlaki ölçütler üzerine kurulu “Batı Yasası”na göre, bir işin kolayına kaçmak, baştan savma yapmak ya da görmezden gelmek kabul edilemezdi çünkü bunlar dürüstlüğü ve güveni aşındırırdı.
7-Verdiğin sözü tut
Bir kovboyun sözü, yazılı bir sözleşmeden daha bağlayıcıdır. El sıkışmanın yasa olduğu bir coğrafyada, verilen sözü bozmak her düzgün insanın güvenini kaybetmek demekti.
8-Bazı şeyler satılık değildir
Cesaret, doğruluk, sevgi, nezaket ve ahlak gibi bir kovboyun onurunu ve yaşam biçimini şekillendiren tüm erdemler ne verilir ne de satın alınır. Bunlar inşa edilir, kazanılır ve asla satılmaz.
9-Marka için sür
İster bir çiftlikte, ister bir toplulukta, ister bir ülke adına olsun, kovboylar sadakat, onur ve bağlılık göstermek için sürer. İtibarları güvenilirlik üzerine kuruludur, eylemleri hizmet ettikleri grubu yüceltir.
10-Dürüst ve cesur yaşa
Eski Batı’nın vahşi sessizliğinde, bir kovboyun işi her an yaralanma ya da ölüm riski taşırdı. Onlar için cesaret, korkunun yokluğu değil, Tanrı, aile, dostlar ya da ülke çağırdığında korkunun içinden geçme iradesiydi. Kanunsuz bir diyarda bile değerlerine sıkı sıkıya bağlı kalmaları gerekirdi.
Fotoğraf: screenrant.com
Yararlanılan kaynak: theepochtimes.com
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
