Diller, insanlığın belki de en güçlü buluşu sayılmaya en yakın adaydır ama aynı zamanda sürprizlerle dolu karmaşık sistemlerdir.
Bu sistemler, toplumların düşünsel ve kültürel belleğini taşır; ne var ki bazen aynı ses dizilerinin farklı dillerde bambaşka anlamlara kaydığına tanık oluruz.
Bazı sözcükler vardır ki, bir dilde masum bir anlam taşırken, başka bir dilde kulağa komik, rahatsız edici hatta incitici gelebilecek bir çağrışıma sahip olabilir. Farklı dillerde aynı ya da benzer seslerden doğan anlam farklılıkları, hem diller arası etkileşimi görünür kılar hem de çeviri ve iletişimde ne kadar özenli olunması gerektiğini bize hatırlatır.
Bu benzerlikler kimi zaman gelişigüzeldir; sanki şans, soydaş olmayan iki dilde sözcükleri aynı seslerde buluşturmuş gibi olur. Kimi zaman ise soydaş öğelerde anlam kayması, genişlemesi ya da daralması görülür. Yüzeyde fonetik yakınlık gösteren sözcükler, taşıdıkları anlam düzeyinde tamamen farklılaşmış olarak ortaya çıkabilirler.
İşte yüzeydeki bu benzerliğe karşın anlam düzeyinde ortaya çıkan bu ayrışma, dil bilimde “yalancı eş değerler” ya da yaygın uluslararası terimle “false friends” olarak adlandırılır.
Bu olgunun bazı örneklerinde ödünçleme süreçleri de devreye girer: Bir sözcük başka bir dilden alındıktan sonra öylesine dönüşür ki, zamanla bambaşka, hatta kimi zaman neredeyse tam tersi bir anlama bürünebilir.
Aşağıda, yazılışı ve okunuşu benzer olup anlamları çok farklı bazı örnekler sunuyorum:
- Almancada gift zehir, İngilizcede gift armağan
- Almancada chef patron, İngilizce ve çoğu dilde chef aşçı
- Almancada rat öğüt, İngilizcede rat fare
- Almancada armut yoksulluk, Türkçede armut (meyve)
- Almancada engel melek, Türkçede engel (zorluk)
- Almancada sahne kaymak, Türkçede sahne (gösteri yeri)
- Almancada tabak türün, Türkçede tabak (yemek kabı)
- Fransızcada tortue kaplumbağa, Türkçede tortu çökelti
- Fransızcada gala şenlik, Yunancada gala süt, Türkçede gala ilk gösterim (sanat)
- İngilizcede mist sis, Almancada mist gübre, Norveççede mist kayıp
- İngilizcede fish balık, Türkçede fiş (elektrik fişi/kasa fişi)
- İngilizcede apartment bir daire, Türkçede apartman bina
- İngilizcede market piyasa, Türkçede market dükkân
- Japoncada su sirke, Türkçede su
- Japoncada ben dışkı, Türkçede ben (1. tekil kişi)
- Japoncada boku ben (1. tekil kişi), Türkçede dışkı
- Arapçada zahmet sancı/trafik sıkışıklığı, Türkçede zorluk
- Farsçada beter daha kötü, Türkçede kötü ama Hollandacada beter daha iyi
- Farsçada fenâ yok oluş, Türkçede kötü
- Farsçada ve Türkçede saray (görkemli yapı), Rusçada kulübe
- Macarcada süt pişirmek, Türkçede süt
- Lehçede zawód uğraş, Rusçada zavod fabrika
- Lehçede zapomnieć unutmak, Rusça zapomnit’ hatırlamak
- Rusçada magazin market, İngilizcede magazine dergi, Türkçede ünlü haberleri
- Rusçada durak aptal, Türkçede durak (bekleme yeri)
- Rusçada kulak yumruk, Türkçede kulak (organ)
- Rusçada karga geçimsiz/cadı, Türkçede karga (kuş)
- İspanyolcada burro eşek, İtalyancada tereyağı
- İtalyancada peperoni biber, İngilizcede sucuk dilimleri
- İtalyancada caldo sıcak, Portekizcede çorba, Almancada soğuk
- İtalyancada camera oda, çoğu dilde fotoğraf makinesi
- İtalyancada piano binanın katları/yavaş, Türkçede piyano (enstrüman)
- İtalyancada pasta makarna, Türkçede yaş pasta, Portekizcede klasör, bazı dillerde ise diş macunu
- İsveççede bra güzel, İngilizcede bra sutyen
- Norveççede ve Dancada fart hız, İngilizcede fart yellenme demektir. God fart “iyi yolculuklar” demektir. İngilizce konuşanlar için bu ifadenin ne kadar komik durduğunu düşünün! Bu durum, bazı İskandinav ulaştırma firmalarının slogan değiştirmelerine yol açmıştır.
Bu tür karşılaştırmalar, dillerde ses ile anlam arasındaki ilişkinin değişken olduğunu ve farklı sosyokültürel etkilerle sürekli yeniden biçimlendiğini gösterir.
Diller arasındaki bu ilginç ama bazen kafa karıştırıcı “yalancı eş değerler”, dil öğrenirken hem komik hem de öğretici anlara yol açabiliyor. Dil bilimciler ve dil tutkunları için bu durum, bitmek tükenmek bilmeyen bir keşif alanı sunarken, içinde hâlâ çözülmeyi bekleyen pek çok gizem de barındırıyor.
Not: Yukarıdaki listeyi, kendi notlarımdan ve internette bulduğum farklı verilerden derledim, dolayısıyla eksikleri olacaktır. Örneğin, Gymnasium Almancada lise anlamına gelirken, İngilizcede gymnasium spor salonu demektir. Bu gibi yanıltıcı benzerliklerle ilgili daha fazla örnek eklenerek liste genişletilebilir.
Eğer bu yazıyı sonuna kadar okuduysanız, eminim siz de benzer durumları ilgiyle fark etmiş ve kendi notlarınızı almışsınızdır. Keyifli keşifler!
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
