Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 5 Aralık 2025 15:02
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

5 Aralık 1934’ten bugüne kadın hakları-Zülal Kalkandelen (Cumhuriyet)

“Yıl 1934. Tam 91 yıl önce bugün Türkiye’de Cumhuriyet Devrimi’nin en büyük adımlarından biri atıldı; laik Cumhuriyet sayesinde kadınlara ulusal ölçekte seçme ve seçilme hakkı verildi. Kadınlar, 7 Aralık’ta İstanbul’da büyük bir yürüyüş düzenleyerek bu hakkı sahiplendiklerini en güçlü şekilde ortaya koydu.

AKP iktidarının 23 yıldır yönettiği ülkemizde kadın hakları gerici siyasal İslamcı ideolojinin topyekûn saldırısı altında. Ne hazindir ki günümüz Türkiye’sinde kadınlara sokak ortasında tecavüz girişiminde bulunanlar ve şiddet uygulayanlar, kadınları katledenler serbest bırakılırken, kadınlar bir doğum makinesi yerine konulup eve hapsedilmek istenirken, Medeni Yasa’daki hakları hedef alınırken genç Cumhuriyet kadınlara laf atanlar hakkında derhal soruşturma başlatıp 3 aydan 6 aya kadar hapis cezası almalarını sağlıyor, kadınları sosyal hayatta öne çıkaran yasaları ardı ardına yürürlüğe sokuyordu.

AKP döneminde, ilerlemesi gereken hemen her konuda olduğu gibi kadın haklarında da son hızla gerileyen Türkiye’de yaşanan bir olaydan söz edeceğim. Bu olay, nereden nereye geldiğimizi göstermesi açısından son derece çarpıcı.

41 yıl önce, 1984 yılında, yine bir 5 Aralık günü, heykeltıraş Prof. Dr. Hüseyin Gezer imzalı “Atatürk ve Kadın Anıtı”, Kadıköy Söğütlüçeşme’deki istasyonun dinlenme yeri olan TCDD’ye ait alana yerleştirildi. Eşitlik ve özgürlüğü sembolize eden anıt, üzerinde kadınların seçme ve seçilme hakkını kazanımının 50. yıldönümünü işaret eden 5 Aralık 1984 tarihi yazan bir kaide ile bir Atatürk rölyefi ve başörtüsünü çıkaran bir kadın heykelinden oluşuyordu.

Bu anlamlı anıt, 4 Temmuz 2016’da saldırıya uğradı; başörtüsünü çıkaran kadın heykeli yere yıkılmış olarak bulundu, Atatürk rölyefi de yok olmuştu. Kaide ise 2022’de Söğütlüçeşme istasyonunun altında çevre katliamına yol açarak inşa edilen AVM projesi sırasında kepçelerin altında kaldı.

Heykel, büyük bir rastlantı sonucunda, 2024 yazında bir Kadıköylü tarafından, Kadıköy Belediyesi İçerenköy deprem enkaz eğitimi alanındaki eğitimlere katıldığı sırada, kaidesiz olarak bulundu. Ancak o günden beri yerine tekrar konulmadı.

“Atatürk ve Kadın Anıtı”nın başına gelenlerin, kadın haklarını simgeleyen bir yapıtın parçalanıp ortadan kaldırılmasından öte bir anlamı var; yaşananlar, kadın haklarının kol kola ilerleyen gericilik ile sermaye rantına nasıl kurban edildiğini gösteriyor!”

Gülistan Kılıç Koçyiğit: Öcalan’a göre Suriye’de Şara bir diktatöre dönüşebilir; AKP mutfağında pişen bir anayasaya onay vereceğimizi düşünmek bizi tanımamaktır-Cansu Çamlıbel (T24)

“Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu, AKP, DEM Parti ve MHP’den birer üyenin dahil olduğu heyetin, 24 Kasım’da İmralı’da PKK lideri Abdullah Öcalan’la gerçekleştirdiği görüşmenin ardından dün ilk kez toplandı. Ve Öcalan ile konuşulanların sınırlı bir versiyonu Meclis’te okunmuş oldu. Öcalan ile görüşen meclis heyetinin DEM Partili üyesi ve partisinin Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit de bu oturumdaydı ve ‘özet’ metne itirazları Meclis Başkanlığı tarafından dikkate alınmayan siyasetçilerden biriydi.

Koçyiğit ve DEM Parti İmralı’ya gidip dönüldüğünden beri tüm tutanakların bir an önce hem kamuoyuyla hem de Meclis’te Komisyon üyeleriyle şeffaf şekilde paylaşılmasını savunuyordu. Meclis Başkanlığı, iktidar bloğunun tercihiyle, en azından Meclis zemininde Öcalan’ın sözünü sınırlandırmış olsa da Koçyiğit görüşmenin çok önemli bir bölümünü zaten geçen hafta Mezopotamya Haber Ajansı’na yaptığı açıklamayla kamuoyuna duyurmuştu. Şimdi mecliste konuşulmayanların ince detaylarını da bu söyleşide okuyacaksınız.

Gülistan Kılıç Koçyiğit’in aktarımlarına göre Meclis’te okunan ‘özet’in en fazla perdelediği şey Öcalan’ın Suriye’ye dair yorumları. Gülistan Hanım bunun neden yapıldığını anlamadığını söylese de benim anladığım ne AKP ne de MHP, Öcalan’ın Suriye’nin geçici lideri Ahmed El Şara konusundaki ‘diktatörleşebilir’ vurgusuyla birlikte SDG’ye önerdiği yolun detaylı tartışılmasını istemiyor. Zira Koçyiğit, YPG’nin de PKK gibi kendisini lağvedeceğine dönük bir cümlesini duymadıklarını anlatıyor. Belki de iktidar cenahının Öcalan’dan 24 Kasım’da duymayı beklediği asıl cümle buydu ya da buna yakın bir işaret bekleniyordu. Oysa Öcalan şu analizi yapmayı tercih etmiş: “Eğer Suriye de demokratikleşme olmazsa Şara da Esad gibi bir diktatöre dönüşebilir. Suriye’de sistem yine bir diktatörlüğe dönüşecekse de Kürt güçleri bunun bir parçası olmayacaktır.”

Belli ki süreç, iç politika kaynaklı çekişmelerden belki daha çok Suriye kaynaklı bir türbülanstan geçecek…

–24 Kasım gününe dönersek, sanıyorum herkesin aklında en çok kalan şey Adalet Kalkınma Partili heyet üyesi Hüseyin Yayman’ın sizler İmralı’da birlikteyken kendisini arayan gazetecilere “Ben gitmedim” demesi oldu. Gerçek birkaç saat içinde Meclis Başkanlığı açıklamasıyla ortaya çıksa da Yayman’ın tavrının neden olduğu soru işaretleri ortadan kalkmış sayılmaz. Bu tavrı DEM Parti olarak nasıl yorumladınız?

-Biz bu ziyareti gizli kapaklı, utanılacak, sıkılacak bir ziyaret olarak hiçbir zaman düşünmedik. Oldukça meşru, gayet açıktan yapılması gereken bir ziyaret olduğunu düşünüyoruz. Gidiş kararı Komisyon’da nitelikli çoğunlukla alındı. Basına açıklanan bölümde de her parti kendi görüşünü açıklıkla kamuoyuna da ifade etti, gidilmesi gerektiğini düşünenler de gidilmemesi gerektiğini düşünenler de. O anlamda aslında kamuoyunun görmediği ya da bilmediği bir tablo da yok. Bu sürecin sonunda da net bir şekilde Ada’ya gidilmesinin koşulları oluşmuş oldu.

Tabii ki gittiğimiz gün, güvenlik gerekçesiyle önceden kamuoyuna duyurulmadı. Ama biz ziyaretin gerçekleşmesinin ardından, ilk andan itibaren, Meclis Başkanlığı tarafından mutlaka basın duyurusu yapılmasını gerektiğini söyledik. Bu duyuru da nihayet akşam saatlerinde yapıldı. O arada günün trafiği içinde “Gitmedik, orada değiliz” gibi beyanları doğru bulmadık. İllaki bir şey demek zorunda değildik. Yani heyetteki hepimiz telefonlarına çok sayıda mesaj geldi, çok arayan oldu. Ama Meclis Başkanlığı’nın duyurusundan önce yapılanı doğru bulmadım, bulmadığımı da söyledim. Diğer arkadaşımız ise bunu tercih etmedi. O anlamda da bir talihsizlik oldu.”

Bahçeli’nin ortağını sürece ikna etme vakti-Fehmi Koru (Karar)

“Aslında herkes bir gerçeğin farkında: Türkiye’nin birikmiş pek çok sorunu var ve değişmekte olan dünyanın önüne sunduğu fırsatlardan yararlanabilmesi için mutlaka bunlardan kurtulunması gerekiyor.

Sorunlarını geride bırakmış bir Türkiye, siyasilerin her fırsatta vaat ettikleri türden, dünyanın en itibarlı ülkeleri arasına ilk sıralardan girecektir.

Bugünkü sorunlu Türkiye bile, işte görüyorsunuz, pek çok alanda konjonktürün yararını görüyor.

Sağlıksız da olsa ekonomik olarak büyüyor, kişi başına milli geliri artıyor…

Bir de sorunsuz hale dönüşse ülkemiz, o büyümeden ve gelir artışından yalnızca küçük bir kesim değil, çalışanıyla emeklisiyle bütün vatandaşlar nimetlenecek… Gençler kolayca iş bulabilecek, yaşlanmadan evlenebilecek, bol çocuklu mutlu aileler oluşabilecek…

Gerçek ortada: Ülkemizin birikmiş sorunlarının çözülmesi şart…

‘Terörsüz Türkiye süreci’ boşuna başlamadı. MHP lideri Devlet Bahçeli de, durduk yere değil, herhalde temel gerçeğin farkında olduğu için, süreci başlattı…

Çözüme en ciddi, köklü ve çözülmesi en zor sorundan başlanmış oldu.

Sürece ad olarak ‘Terörsüz Türkiye’ denildi, ama biz aslında daha geniş bir perspektiften bakarak, ona, ‘Sorunsuz Türkiye süreci’nin başlangıcı gözüyle de bakabiliriz.

Peki de, süreç beklendiği gibi gidiyor mu?

Taraf olanlar mutlu-mesut görünseler bile yolda kasisler peydahlandığını gören gözler görebiliyor.

Süreci başlatan MHP genel başkanı Devlet Bahçeli, üç gündür, Türkgün gazetesinin manşetlerini süsleyen görüşleriyle sürecin çerçevesini taraflara bir kez daha hatırlatıyor.

Okuyunca onun böyle bir hatırlatma ihtiyacını neden duyduğunu anlayabiliyorsunuz.

Kendi partisine yakın çevrelerden sürece gelen itirazlara fazla kulak verilmesinden yana görünmüyor MHP lideri; şöyle bir cümlesi yer alıyor mülakatta: “Terörsüz Türkiye hedefini istismar eden sözde milliyetçi geçinenleri de ademe mahkum ediyoruz.”

‘Cumhur İttifakı’ adına çizdiği genel çerçeve de şu:

“Türkiye’nin egemenlik hukukunu, Cumhuriyet’in kurucu ve kuruluş felsefesini zafiyete uğratacak hiçbir yanlışın içinde Cumhur İttifakı olarak yer almayız, alamayız, almayacağız.”

Enflasyon ocakta yüzde 30’un altını görecek-Naki Bakır (Dünya)

“Beklentilerin çok altın­da gelerek sürpriz ya­pan düşük aylık oranla kasımda yüzde 31 dolayına ge­rileyen ve 2025’i yaklaşık bu düzeylerde kapaması bekle­nen yıllık enflasyonda asıl dü­şüş, genel gerileme seyri ya­nında “baz” etkisinin de kat­kısı ile ocak ayında yaşanacak. Şubat başında açıklanacak ocak verisinde yıllık enflasyo­nun uzun bir aradan sonra yüz­de 30’un altını görmesi büyük olasılık.

Parasal sıkılaştırma öncesi Mayıs 2023 itibarıyla tüketici fiyatları (TÜFE) bazında yüz­de 39,59 olan yıllık enflasyon önceki dönemden devren yük­seliş dinamiğini sürdürerek Mayıs 2024’te yüzde 75,45’le zirveyi gördükten sonra, uy­gulanan önlemlerin etkisinin hissedilmesi ile birlikte kesin­tisiz biçimde düşüşe geçmiş­ti. Kasım sonu itibarıyla yüzde 31,07’ye kadar inen yıllık enf­lasyon, son 18 ayda 44,4 puan düşüş kaydetti.

Merkez Banka­sı’nın finansal ve reel sektördeki karar alıcı ve uz­man kişilerle gerçekleştirdi­ği Piyasa Katılımcıları Anke­ti’nin en son açıklanan kasım uygulamasında, aralıkta aylık oran beklentilerinin ortala­ması yüzde 1,16 olarak ölçüldü. Aralıkta aylık oran bu düzeyde gerçekleşirse, geçen yılın aynı ayındaki oranın yüzde 1,03’le daha düşük olması nedeniyle yıllık enflasyonda 2025, yüzde 31,25’le tamamlanacak.

Ancak piyasa katılımcıları­nın kasım için beklediği aylık oran yüzde 1,59 olmasına rağ­men gerçekleşme yüzde 0,87 oldu. Fiyat artışlarındaki iv­me kaybı devam ederse aralık­ta aylık oranın anketle belirle­nen oranın altında gelme ola­sılığı da bulunuyor. Örneğin aylık oranın yüzde 1 olması du­rumunda yıllık enflasyon yüz­de 31 düzeyinde çıkacak.

Merkez Bankası, 2025 için son güncellemesinde tahmin aralığı üst sınırını yüzde 29 olarak öngörmüştü. Kasımda önemli ölçüde yakınsanan bu oranın tutması için aralıkta ay­lık değişimin eksi (-) 0,5 gelme­si gerekiyor, ancak bu yönde bir gelişme olasılığı yok denecek kadar düşük.”

İktidarın kazığı çaktığı yer belli, ya muhalefet: Kartaca yıkılmalı-Yaşar Aydın (BirGün)

“MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin iki gün üst üste Türkgün Gazetesi’nde yayımlanan röportajları ve dün AKP Grup Toplantısı’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamaları, Cumhur İttifakı’nın seçime kadar sürecek stratejik hattını bir kez daha ortaya koydu: Rejim ayakta, ittifak yoluna devam ediyor ve “Terörsüz Türkiye” hedefinden asla vazgeçilmeyecek.

Dış politikada içi boş propagandaya dönük emperyalizm karşıtlığı retoriği; içeride ekonomik büyüme söylemi; bölgesel liderlik iddiası… İki lider de bu başlıkları sürekli yineliyor. 28 Mayıs 2023 seçimlerinin hemen ardından düğmesine bastıkları “bir kez daha seçilme” hedefi; normalleşme hamlesinden, yargı darbelerine, son dönemde gündeme aldıkları “Terörsüz Türkiye” söylemine kadar pek çok adımda kendini gösteriyor.

Yukarıdaki girişi daha net anlatmak için gündelik dilde ‘yön tayin eden kararlı tutumları anlatmak için’ sıkça kullanılan bir ifadeyle söyleyelim: Erdoğan ve Bahçeli, 16 Nisan 2017 referandumundan bu yana “kazığı” tek adam rejiminin inşası için çakmış durumda. AKP ve MHP aktüel gündemlerde  zaman zaman farklı noktalara savrulsalar bile bu temel çizgiden asla geri adım atmıyorlar.

Cumhur İttifakı siyasetinin ana kolonları net. İç ve dış politikası, seçim stratejisi, devlet aygıtının örgütlenmesi… Hepsi rejimin devamı etrafında şekilleniyor.

Bugün karşı karşıya olduğumuz yapı, Cumhuriyet tarihinin en gerici, en baskıcı, en sermaye yanlısı iktidar blokudur. Bu blok, yarattığı rejimin ömrünü uzatmak için eline geçirdiği tüm araçları seferber ediyor.

Peki ya muhalefet? Özellikle Meclis’teki muhalefet partilerinin bu tabloyu görüp ne ölçüde tehdit olarak gördüğü bugün bile muğlaklığını koruyor.

DEM Parti, AKP–MHP iktidarının devletin tüm organlarını ele geçirdiği gerçeğini ısrarla görmezden geliyor; iktidar ile devleti ayırarak devletle “çözüm” masasına oturma stratejisini sürdürüyor. Sürecin başlamasıyla birlikte Dem cenahından Saray rejimiyle mücadele, rejimin değişme talebi neredeyse hiç dile getirilmiyor.

CHP ise, iktidarın kendisini etkisiz hâle getirme girişimleri sonucunda ister istemez rejimin karşısında bir pozisyon aldı. Ancak yakın zamana kadar “rejim değişikliği” talebi parti metinlerinde bile net şekilde kendine yer bulamıyordu. Son kurultayda bu mesele daha net şekilde kayda girdi. Ama hala pratik mücadelenin ana ekseni olabilmiş durumda değil.

Meclis’teki diğer muhalefet partileri de çoğu zaman DEM ve CHP’nin aldığı pozisyona göre duruş aldıkları için özellikle bu konuda tereddütlü ya da daha sesiz bir çizgide kalmayı tercih ediyor.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale “Akbaba Operasyonu”
Sonraki Makale Avrupa ahlaki aktörlüğün son eşiğinde

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Mehmet Şüküroğlu çiziyor

Mehmet Şüküroğlu
30 Ocak 2026
EditörGünlük

Rus sporculara “yarım izin”

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
EditörGünlük

Kadınlara Taliban işkencesi

Medya Günlüğü
30 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?