Geçmiş fiyat artışlarının gelecekteki fiyat ve ücret beklentilerini belirlemeye başlamasına “enflasyon ataleti” ya da “yapışkanlaşması” diyoruz.
Oysa normal ve istikrarlı bir ekonomide beklenen, kararların rasyonel beklentilerle (yani geleceğe dair doğru öngörülerle) belirlenmesidir. Türkiye’de yaşanan faiz şokunun ardından hızla yükselen enflasyon, beklentilerin rasyonellikten uzaklaşıp tamamen geçmiş fiyat artışlarına endekslenmesi sonucunu doğurdu.
Merkez Bankası analizlerine göre, beklentilerin geçmiş enflasyona olan duyarlılığı son beş yıllık dönemde belirgin şekilde artmış durumda. Yani, bugün yaşanan bir puanlık enflasyon artışı, geleceğe yönelik beklentilere eskiye göre çok daha güçlü yansıyor.
Bunun temel nedeni uygulamaya konan rasyonel politikalara dönüş süreci, iş dünyası ve hane halklarını ikna etmeye yeterli gelmedi. Bir gecede alınan irrasyonel kararların tekrar yaşanması ihtimali, ekonomideki belirsizliği kalıcı hale getirdi. Bu ekonomik belirsizlik, fiyatlara yüksek bir risk priminin eklenmesi sonucunu doğurdu.
Türkiye’nin enflasyonla mücadelede kalıcı başarı sağlayamamasının temelinde yatan, ekonomik programın bütünsel eksikliği ve inandırıcılık sorunudur. Ekonomi yönetimine olan güven geri gelmediği sürece belirsizlik fiyatlaması devam eder. Belirsizlik enflasyonu besler, enflasyon belirsizliği besler ve böylece fiyat artışı beklentisi kalıcı hale gelir. Bu, enflasyonla mücadelenin psikolojik ayağının en zayıf noktasıdır.
Para politikasının aynı anda hem enflasyonu düşürme hem de rezervleri artırma gibi çapraşık ve çatışan hedeflere odaklanmak yerine enflasyonla mücadelede tek bir hedefe (fiyat istikrarı) odaklanması gerekir. Ayrıca enflasyonun bir “yaşam biçimi” olmaktan çıkıp, yalnızca bir ekonomik veri haline dönmesi için, programın bütünsel ve sarsılmaz olması şarttır.
Enflasyonla mücadelede başarı sadece faiz artışıyla değil, şu yapısal adımlarla sağlanabilir:
- MB bağımsızlığını pekiştiren net adımlar: Merkez Bankası’nın politika araçlarını özgürce kullanacağına dair piyasaya tam güvence verilmesi.
- Hukuk reformu: Adil ve hızlı çalışan bir hukuk sistemine yönelik reformlar (özellikle yabancı yatırımcı için kritiktir).
- Sıkı mali disiplin: Kamu harcamalarının kontrol altına alınması ve mali disiplinin sıkı tutulması.
Türkiye, bu yapısal adımları atarak ve beklentileri yönetme kapasitesini geri kazanarak, enflasyon ataletinin kısır döngüsünü kalıcı olarak kırabilir. Aksi takdirde, yüksek enflasyon, maalesef sadece bir istatistik olmaktan çıkıp, yaşam maliyetini sürekli yukarı çeken bir kader olmaya devam edecektir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
