Salı, 18 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Rus doğal gazı ve tarihin değişen akışı

Mehmet Doğan
Son güncelleme: 9 Haziran 2026 15:04
Mehmet Doğan
Paylaş
Paylaş

2005 yılı itibarıyla Gazprom’un iletim sistemine yılda yaklaşık 54,5 milyar metreküp Orta Asya gazı giriyordu.

Bu gaz; Türkmenistan’ın Devletabat, Özbekistan’ın Gazlı ve Kazakistan’ın bazı sınır sahalarından gelen üretim akışlarının birleşimiyle, kuzeye Rusya üzerinden Ukrayna’ya ve oradan da Avrupa’ya ulaşıyordu. Bu yapı, Sovyet döneminden kalma bütünleşik gaz şebekesinin doğal bir devamıydı. Ancak 2006 yılı, bu dengelerin sonsuza kadar değişeceği bir dönüm noktası oldu.

O yıl, Çin devreye girdi. Türkmenistan, Özbekistan ve Kazakistan ile uzun vadeli anlaşmalar imzalayarak, Asya Gaz Boru Hatları Sistemi’ni (AGP-Lines A, B, C) ve onu tamamlayan BBS hattını inşa etti. Böylece Orta Asya’dan Çin’e taşınacak toplam gaz miktarı 70 milyar metreküpe kadar çıktı. Rusya, birkaç yıl içinde Orta Asya gazından neredeyse tamamen mahrum kaldı.

Sovyetler Birliği, gaz şebekesini inşa ederken bir gün dağılacağını hiç düşünmemişti. Bu yüzden sistem, merkezî bir akıl ve karşılıklı bağımlılık üzerine kurulmuştu. Türkmenistan ve Özbekistan sahalarından çıkan gaz, yalnızca Orta Asya için değil, Rusya’nın kendi iç dengesi ve Avrupa’ya arz güvenliği için de vazgeçilmezdi.

Boru hatlarının fiziksel bir kapasitesi vardı, gazın yalnızca üretilmesi değil, taşınabilmesi gerekiyordu.

Rusya, her ne kadar devasa rezervlere sahip olsa da, iletim topolojisi buna izin vermiyordu. Orta Asya gazı olmadan, Rusya’nın özellikle güney ve batı bölgelerini kendi kuzey sahalarından (Yamal, Nadym-Pur-Taz, Urengoy vb.) beslemesi teknik olarak zordu.

Bu durum, Rusya’yı 2000’li yılların ortasında yeni bir stratejik zorunlulukla karşı karşıya bıraktı: Eğer Ukrayna üzerinden gaz göndermek giderek daha riskli hale geliyorsa ve Orta Asya’dan gelen gaz da Çin’e yönelmişse, Avrupa’ya giden akışın alternatif bir güzergâha ihtiyacı vardı.

İşte bu zorunluluk, Bovanenkovo sahasının geliştirilmesi ve bu gazın Baltık Denizi üzerinden Almanya’ya ulaştırılması kararını beraberinde getirdi. Rusya’nın Ukrayna’yı baypas etmesi, her ne kadar dışarıdan bakıldığında bir “politik tercih” gibi görünse de aslında fiziksel bir zorunluluğun sonucuydu.

Yamal Yarımadası’ndaki yeni sahalardan, özellikle Bovanenkovo’dan üretilen gazı mevcut şebeke üzerinden Ukrayna’ya yönlendirmek teknik olarak mümkün değildi.

İletim sistemi kuzey-batı akışına göre tasarlanmış, Orta Asya gazının yokluğunda bu yeni debiyi güney koridoruna aktarmak için yeterli kapasite ve yönlendirme altyapısı oluşturulamamıştı.

Bu nedenle Baltık Denizi altından uzanan hat, sadece jeopolitik bir proje değil, enerji mühendisliğinin dayattığı zorunlu bir çözüm olarak ortaya çıktı. Nord Stream (Kuzey Akım) bu yönüyle, mühendisliğin siyaseti şekillendirdiği ender örneklerden biri haline geldi.

Ve işte bu noktada akla gelen o basit ama derin soru: Eğer Çin Orta Asya gazını kendi yörüngesine çekmemiş olsaydı, bugün yaşanan savaş çıkar mıydı?

Tarihin akışı bazen görünür sebeplerden çok görünmeyen sebeplere dayanır.

Belki de Ukrayna’daki savaşın kıvılcımı, yıllar önce Orta Asya’nın çöllerinde, Galkınış’ın ilk kuyusu açıldığında tutuşmuştu.

Fotoğraf: hhpress.am

***

Mehmet Doğan’ın diğer yazılarını okumak için tıklayın

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiEnerjiRusya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMehmet Doğan
Takip et:
Doğal gaz ve enerji sektöründe uluslararası düzeyde tanınan bir uzman olup, enerji değer zincirinin tüm aşamalarını kapsayan 35 yılı aşkın deneyime sahiptir. Halen GazDay Energy Consultancy şirketinin Kurucu Ortağı ve Genel Müdürü olarak görev yapmakta olup, uzmanlık alanları arasında doğal gaz piyasaları, LNG, gaz altyapıları, enerji yatırımları ve enerji dönüşümü stratejileri bulunmaktadır. Kariyeri boyunca petrol ve doğal gaz arama-üretim faaliyetlerinden enerji üretimine, boru hatlarından LNG altyapılarına kadar enerji sektörünün farklı segmentlerinde görev alan Doğan, Türkiye, Rusya Federasyonu, Kazakistan ve Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) coğrafyasında birçok büyük ölçekli enerji projesinde üst düzey teknik ve yönetsel sorumluluklar üstlenmiştir. Özellikle Gazprom iştirakleri ile gerçekleştirilen doğal gaz altyapı projelerinde ve Bechtel-Enka Ortak Girişimi bünyesindeki önemli yatırımlarda liderlik görevlerinde bulunmuştur. Son yirmi yıl içerisinde BP, Shell, TotalEnergies, ENI, Uniper, SOCAR, Mitsui, Mitsubishi, Sumitomo Corporation ve Dünya Bankası gibi dünyanın önde gelen enerji şirketleri ve uluslararası kuruluşlarına enerji piyasaları, yatırım stratejileri, proje geliştirme ve enerji dönüşümünün ekonomik boyutları konusunda danışmanlık hizmetleri vermiştir. Uzmanlık alanları arasında LNG ve küçük ölçekli LNG uygulamaları, doğal gazın katma değerli kullanımı ve ticarileştirilmesi (gas monetization), yeşil hidrojen, biyometan, sürdürülebilir denizcilik yakıtları ve bölgesel enerji piyasalarının geliştirilmesi yer almaktadır. Son dönemde Dünya Bankası liderliğinde yürütülen enerji dönüşümü çalışmalarında aktif rol almakta; Türkiye Açık Deniz Rüzgâr Enerjisi Yol Haritası Projesi ile düşük ve sıfır karbonlu yakıtlar, sürdürülebilir limanlar ve denizcilik sektörünün karbonsuzlaştırılmasına yönelik uluslararası çalışmalara katkı sağlamaktadır. Doğal gaz piyasaları, enerji güvenliği ve enerji dönüşümünün ekonomik boyutları konularında dünyanın farklı bölgelerinde düzenlenen uluslararası konferans ve forumlarda düzenli olarak konuşmacı ve panelist olarak yer almakta; küresel enerji sektöründeki dönüşüme ilişkin görüş ve deneyimlerini uluslararası paydaşlarla paylaşmaktadır.
Önceki Makale İşte Cumhuriyet’in ilân belgesi
Sonraki Makale Rusların BMW aşkı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

İklim krizi çocuklara da tehdit

Mustafa Böğürcü
18 Ağustos 2026
EditörSerbest Kürsü

Musk’ın 3. Dünya Savaşı kaygısı

Andrew Korybko
17 Ağustos 2026
Serbest Kürsü

Tarihi bilmek tarihten ders almak…

Gürsel Demirok
17 Ağustos 2026
Serbest Kürsü

“Modifiye” insanın yükselişi

Tijen Zeybek
16 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?