Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Yeni ekonomik düzen

Yıldırım Aktuğan
Son güncelleme: 17 Aralık 2025 07:09
Yıldırım Aktuğan
Paylaş
Paylaş

Küresel ölçekte yaşanan ekonomik krizler, genellikle büyük dönüşümlerin de habercisidir.

Bu tür kaotik süreçler, küresel ekonomide zamanla biriken sorunları ve teknoloji ile istihdam arasında artan uyumsuzluğu açığa çıkarır. Ancak bu kaotik ortam, aynı zamanda verimsiz yatırımların tasfiyesi ve sermayenin yeniden yapılanması için uygun ortam yaratır.

Krizin faturasını ödeyen ise değişen üretim ve finansman yapısına ayak uyduramayan işletmeler ve dolayısıyla çalışanlardır. Ekonomi literatüründe bu konuyla ilgili pek çok analiz bulmak mümkün olsa da, biz bu dönüşümü büyümenin dinamikleri ve ekonomi politikaları penceresinden inceleyeceğiz. Böylece, günümüz dünyasında bir iki ülke dışında tamamen benimsenmiş olan piyasa ekonomisinin neden her ülkede benzer süreçler izlemediğini, bazı ülkelerin neden neredeyse rakipsiz bir konuma sahip olduğunu ve diğerlerinin neden sadece üretim ikamecisi olduğunu daha rahat anlayabiliriz.

2008 yılının Eylül ayında bütün dünyayı sarmalına alan küresel mali kriz, kısa vadeli ekonomik ve toplumsal etkileri bir yana bırakılırsa, aslında yirmi birinci yüzyılın kalan bölümüne damgasını vuracak sınai ve teknolojik dönüşümün (Dördüncü Sanayi Devrimi’nin) yerleşmesini sağlayan bir doğum sancısından başka bir şey değildi.

Kriz öncesi ve sonrasını incelediğimizde dikkatimizi çeken en belirgin gelişme, başta Amerika olmak üzere birçok gelişmiş ülkede krizden önce var olan irili ufaklı çok sayıda banka ve şirketin yerini kapanma veya birleşmeler yoluyla devasa ölçekte banka ve şirketlerin alması oldu. Bunun nedeni, yeni ekonomik yapının; ileri teknoloji ile üretim yapma olanaklarına sahip güçlü firmalara, bunların yatırım ve Ar-Ge harcamalarını destekleyecek güçlü finans kurumlarına ve yüksek vasıflı iş gücüne ihtiyaç duymasıdır.

Bu dönüşümün başlangıcı, yarı iletken teknolojisinin keşfi ile hayatımıza giren bilgisayarların sanayi ile buluştuğu 1970’li yılların ortalarına kadar gider. Bu süreci doğru okuyan ülkeler, 1980’li yıllardan itibaren birçok yapısal reforma imza atarak altyapı ve insan kaynaklarının bu değişime ayak uydurmasının önünü açtılar. Bu sancılı dönüşüm yaşanırken, sanayi üretiminin ucuz iş gücü ve hammadde kaynaklarına sahip diğer ülkelere kaydığını gözlemledik. Bu dönemde sağlanan kolay finansman imkânları ve artan yabancı yatırımlar, bu ülkelerde büyümenin temel dinamiği haline geldi.

Ancak şimdi durum değişiyor. Teknoloji üretmek yerine satın alıp ucuz iş gücü ile üretim yapan ve sadece katma değer satan ülkeleri ciddi bir sorun bekliyor. Çünkü düne kadar en önemli üretim faktörü olan insanın yerini bugün akıllı makineler, sensörler ve üretken yapay zekâ almaya başladı.

Bu gelişme şüphesiz en büyük darbeyi sermayenin küreselleşmesine vurdu. Çünkü sermayenin ucuz iş gücü olan yerlere göç etme nedeni ortadan kalktı ve üretim, ucuz işçiliğe ihtiyaç duymayan, tüketime en yakın ve en vasıflı mühendislik/yazılım bilgisine sahip bölgelere geri dönmeye başladı.

Kritik sorular ve kalıcı kalkınma

Dünyanın neresinde olursa olsun bir ülkenin yeni dünya düzenindeki konumunu anlayabilmek için sorulması gereken anahtar sorular şunlar olmalı:

1-Büyüme modeli diğer ülkelerden yatırım çekmeye mi dayanıyor?

2-Sanayi üretimi diğer ülkelerin taleplerine göre mi belirleniyor?

3-Üretimde kullanılan teknoloji ithal ediliyor mu?

Eğer bu sorulardan en az birinin cevabı “evet” ise, bu ülkeyi 21. yüzyılda ciddi sorunlar bekliyor demektir. Emeğin ve sermayenin bilgi ile buluşmasını sağlayacak yapısal dönüşümleri gerçekleştiremeyen, temel hak ve hürriyetler, demokrasi, çağdaş hukuk sistemi gibi 20. Yüzyılda çözülmüş olması gereken konularda sorunlar yaşayan ülkelerin 21. yüzyıl üretim ilişkilerine uyum sağlaması mümkün görünmemektedir.

Unutulmamalıdır ki, kalıcı ve sürdürülebilir ekonomik büyümenin ana motoru üretim, ticaret ya da inşaat değil, inovasyondur. İnovasyonun ana kaynağı ise nitelikli ve yetişmiş insan kaynağıdır. Sermayenin küreselleşmesi süreci sona ererken, rekabetin artık akıllı makineler üzerinde yoğunlaşacağı belli olduğuna göre; hala vakit varsa yapılabilecek en anlamlı kalkınma hamlesi, nitelikli insan sermayesi ve inovasyona dayanan büyüme modelini benimsemek ve ülke kaynaklarının büyük bölümünü eğitim ve  teknoloji altyapısına yöneltmek olacaktır.

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanYıldırım Aktuğan
Takip et:
1958 yılında İzmir’de doğan Yıldırım Aktuğan, 1982 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünü tamamlamasının ardından iş hayatına 1984 yılında Başbakanlık Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarlığı’nda başlamıştır. 1989 yılında Müsteşarlık bursu ile Boston Üniversitesinde Finans alanında yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra Müsteşarlıkta çeşitli kademelerde yönetici olarak görev yapmıştır. Yurtdışında Şikago ve Tokyo’da ekonomi müşaviri olarak görev yapan Aktuğan, ayrıca Eti Bor A.Ş.de Yönetim Kurulu üyeliği ve Halk Bankası’nda Denetim Kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuştur. Müsteşarlıktan ayrıldıktan sonra bir süre Çeşme Belediye Başkan Yardımcılığı ve Çeştur A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanlığı görevlerini yapan Aktuğan halen Çeşme ilçesinde Kurumsal Yönetim Danışmanı olarak görev yapmaktadır.
Önceki Makale Bugünkü köşe yazıları
Sonraki Makale Gülşah Durbay’ın portresi

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Devşirme kızlara niçin Arap adları verilmiş?

Metin Gülbay
30 Ocak 2026
ManşetSerbest Kürsü

Türkçe ve Japonca akraba mı?

Halil Ocaklı
30 Ocak 2026
Serbest Kürsü

YDÜ Hastanesi’nde bir garip muamele

Alper Eliçin
27 Ocak 2026
Serbest Kürsü

Ah özgürlük vah özgürlük!

Tijen Zeybek
26 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?