Türk pop müziğinin yeni kuşak temsilcilerinden Manifest, Türkiye’de yakaladığı başarıyı uluslararası alana taşımak istiyor. Altı genç kadından oluşan grup, 16 Ekim 2026’da Londra’daki Wembley Arena’da verdiği ilk İngiltere konseriyle bu hedef doğrultusunda önemli bir adım attı.
BBC Türkçe’nin haberine göre grup, Londra’da geçirdiği haftalar boyunca yalnızca konser hazırlıkları yapmadı; İngiliz müzik sektöründen isimlerle bir araya geldi, ilk İngilizce şarkısını yayımladı ve uluslararası dinleyici kitlesine ulaşmak için yeni çalışmalar yürüttü.
Manifest’in hikâyesi, 2025’in başında yayımlanan televizyon yetenek yarışması Big5 Türkiye’ye dayanıyor. Yarışma sırasında adaylar, gruba katılabilmek için aylar süren bir eleme ve hazırlık sürecinden geçti. Tanınmış müzisyenlerin de yer aldığı jüri ve mentorluk ekibinin katkısıyla altı kişilik kadro oluşturuldu.
Grup; Esin Bahat, Hilal Yelekçi, Lidya Pınar, Mina Solak, Sueda Uluca ve Zeynep Sude Oktay’dan oluşuyor.
Manifest, 7 Şubat 2025’te yayımladığı “Zamansızdık” adlı şarkıyla müzik dünyasına adım attı. Pop, dans ve R&B unsurlarını bir araya getiren grup, sahne performansları ve koreografileriyle kısa sürede geniş bir dinleyici kitlesine ulaştı.
Manifest’in başarısında sosyal medya ve dijital müzik platformlarının da önemli payı var. BBC’nin haberinde grubun Spotify’da aylık altı milyondan fazla dinleyiciye ulaştığı belirtiliyor.
Hedef dünya sahneleri
Manifest’in uluslararası açılımı, Londra’da yayımladığı ilk İngilizce şarkısı “TRALALA” ile yeni bir boyut kazandı. Şarkının video klibi, yayımlandığı gün YouTube’un günlük müzik videosu listesinde Shakira ve Taylor Swift’in videolarını geride bırakarak ilk sıraya yükseldi.
Grup üyeleri, İngiltere ve ABD gibi büyük müzik pazarlarında sahne almayı hedefliyor. Ancak uluslararası başarı arayışları yalnızca İngilizce şarkılar üzerinden ilerlemiyor. Üyeler, Türkçe müziği de dünya dinleyicisine tanıtmak istediklerini vurguluyor.
Lidya Pınar’ın BBC’ye verdiği mesajlardan biri bu yaklaşımı özetliyor: Grubun amacı, dünyanın farklı ülkelerindeki dinleyicilere Türkçe şarkılar söylemeyi de sevdirmek.
Manifest’in müzikal ilham kaynakları arasında Türkiye’den Hepsi, uluslararası alandan ise Spice Girls gibi kadın grupları bulunuyor. Bu tercih, grubun hem Türkiye’deki pop müzik geleneğiyle bağ kurma hem de uluslararası kadın gruplarının sahne kültüründen yararlanma arzusunu yansıtıyor.
Wembley konserinde kendi şarkılarının yanı sıra One Direction’ın “Story of My Life”, Spice Girls’ün “Wannabe” ve Pussycat Dolls’un “Hush Hush” parçalarını da seslendirdiler.
Wembley’de Türkçe mesaj
Manifest’in Wembley Arena’daki ilk İngiltere konseri, grubun kariyerinde yeni bir aşamaya işaret ediyor. Konser, yalnızca Türkiye’den gelen bir müzik grubunun yurt dışında sahne alması bakımından değil, Türkçe pop müziğin uluslararası dinleyicilere ulaştırılması açısından da önem taşıyor.
BBC’nin aktardığına göre konseri izleyenler arasında Londra’da yaşayan Türk hayranlar da vardı. Bazı izleyiciler için bu etkinlik, Türkiye’deki müzik ve sanat ortamına ilişkin tartışmalar nedeniyle ayrıca anlam taşıyordu.
Grubun hedefleri arasında daha büyük uluslararası sahnelerde yer almak da bulunuyor. Üyelerden Hilal Yelekçi, Wembley sonrasında Coachella gibi büyük festivallerde sahne alma isteklerini dile getirdi.
Bu hedeflerin gerçekleşmesi elbette müzikal üretimin devamına, uluslararası tanıtıma ve farklı ülkelerde kalıcı bir dinleyici kitlesi oluşturulmasına bağlı. Wembley konseri bu açıdan bir sonuçtan çok, uzun bir yolculuğun başlangıcı olarak görülebilir.
Türkiye’deki tartışma
Manifest’in yükselişi, Türkiye’de yaşadığı hukuki süreç nedeniyle kesintiye uğrama tehlikesiyle de karşılaştı.
Grup, 2025’te İstanbul’da verdiği bir konserin ardından sahne kıyafetleri ve koreografileri nedeniyle “hayasızca hareketler” ve teşhircilik iddialarıyla soruşturma konusu oldu. Tartışma, yalnızca grubun sahne tercihleriyle sınırlı kalmadı; sanat özgürlüğü, kadınların kamusal alandaki görünürlüğü ve kültürel normlar üzerine daha geniş bir tartışmaya dönüştü.
BBC Türkçe’nin aktardığına göre mahkeme, grup üyelerinin her birine üç ay 22 gün hapis cezası verdi; cezalar ertelendi. Yurt dışına çıkış yasakları da kaldırıldı.
Soruşturma ve yargılama, sanatçıların sahne performansları üzerindeki hukuki sınırlar ve ifade özgürlüğü konusunda eleştirilere yol açtı. Şarkıcı Ceylan Ertem de süreci kadınların özgürlüğü ve sahne sanatları açısından eleştiren isimler arasında yer aldı.
Manifest üyeleri BBC’ye verdikleri röportajda hukuki süreç hakkında konuşmak istemedi. Bunun yerine, müzik yapma ve genç kızlara ilham verme hedeflerini öne çıkardılar. Üyeler, kendilerini izleyen gençlerin de şarkı söylemek veya dans etmek isteyebileceğini ve kendilerinden güç alabileceklerini umduklarını belirtti.
Yeni kuşağın temsilcisi
Manifest’in hikâyesi, Türkiye’de dijital platformlar aracılığıyla hızla büyüyen yeni müzik projelerinin imkânlarını gösteriyor. Bir televizyon yarışmasından doğan grup, kısa sürede büyük konser salonlarında sahne alma ve uluslararası pazara açılma hedefi geliştirdi.
Bununla birlikte grubun yolculuğu, popülerliğin tek başına başarıyı garanti etmediğini de ortaya koyuyor. Uluslararası alanda kalıcı olmak için güçlü şarkılar üretmek, sahne performansını geliştirmek, farklı dinleyici gruplarıyla bağ kurmak ve müzikal kimliği korumak gerekiyor.
Manifest’in önündeki temel sınav, Türkiye’de kazandığı ilgiyi uluslararası ölçekte sürdürülebilir bir kariyere dönüştürmek. Grubun Türkçe şarkıları dünyaya ulaştırma hedefi gerçekleşirse, başarı yalnızca altı genç müzisyenin kariyerini değil, Türkiye pop müziğinin uluslararası görünürlüğünü de etkileyebilir.
Wembley’deki ilk İngiltere konseri, bu hedefin henüz başlangıç aşamasında olduğunu gösteriyor. Manifest’in bundan sonraki yolculuğu, uluslararası dinleyicinin ilgisini ne ölçüde kalıcı hale getirebileceğine bağlı olacak.
Fotoğraf: Manifest X hesabı
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
