Türkiye’de uzun süredir gündemden düşmeyen en önemli sorun, toplumun büyük kesiminin yaşam standartını aşağıya çeken ve orta sınıfı yok eden hayat pahalılığı.
Fiyat algısının kaybolmasını fırsat bilenlerin zam üstüne zam yaptığı neredeyse gerçeküstü bir dönemden geçiyor ve her ürünü her seferinde daha pahalı almak zorunda kalıyoruz.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) toplumun büyük kesimi tarafından inandırıcı bulunmayan verilerine göre bile geçen ay enflasyon yüzde 4,18 arttı, böylece yıllık enflasyon yüzde 32,37 oldu. Enflasyon Araştırma Grubu’nun (ENAG) verileri ise sırasıyla yüzde 5,07 ve yüzde 55,38.
Türk-İş’in son araştırmasına göre, açlık sınırı 35 bin, yoksulluk sınırı 112 bin lira. Şu anda asgari ücret 28 bin lira, emeklilerin çoğunun maaşı ise 25 bin lira civarında.
Diğer yandan, kısmi ve dönemsel iyileşmelere rağmen aslında enflasyon çok uzun süredir hayatımızın bir parçası. Türkiye’de enflasyonun son 50 yıllık seyri özetle şöyle:
1970’ler
Ortalama enflasyon yüzde15-25 arasında. Bir yandan uluslararası alanda yaşanan petrol krizleri, diğer yandan iç siyasi istikrarsızlıkla enflasyon artık kalıcı hale gelmeye başlıyor.
1980’ler
Ortalama enflasyon yüzde 30-60 arasında. 24 Ocak kararları sonrası serbestleşme yaşandı ama fiyat istikrarı sağlanamadı.
1990’lar
Bu dönemde fiyat artışları yüzde 60-100 arasında. 1994 enflasyon rakamı yüzde 106, 1998’te ise yüzde 85. Böylece Türkiye artık “yüksek enflasyon ekonomisi” olarak anılmaya başlandı.
2001
Enflasyon oranı yüzde 68 oldu. Sistem resetlendi.
2002-2012
“Altın dönem” olarak süreçte tek haneli enflasyona dönüldü, ortalama artış yüzde 8-10 oldu. Böylece Türkiye tarihinde nadir görülen bir ekonomik istikrar dönemi yaşandı.
2013-2019
Enflasyon yeniden tırmanışa geçti, ortalama yüzde 10-20 oldu, kur şokları başladı, çift haneli artış dönemine dönüldü.
2020-2025
2021: yüzde 36
2022: yüzde 64
2023: yüzde 65
2024: yüzde 44
2025: yüzde 30
Bu rakamlar son 20 yılın en sert enflasyon dönemini işaret ediyor.
Son 50 yıllık büyük resme bakıldığında ise, ortalama 30-35 yıllık enflasyon oranı karşımıza çıkıyor. Bu da bize Türkiye’de enflasyon istisna değil, norm olduğunu, düşük enflasyon (2002–2012) görülen dönemin istisnai, yüksek enflasyonun ise sistemik özellikte olduğunu gösteriyor.
Kısacası, Türkiye’de son 50 yılın hikâyesini yüksek enflasyon, bunu takip eden kısa bir istikrar dönemi, ardından yeniden yüksek enflasyon olarak özetlemek mümkün.
İlgili yazı:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
