Cuma, 30 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

‘Tanrım bu bir felaket!’

Cenk Başlamış
Son güncelleme: 27 Ocak 2026 15:46
Cenk Başlamış
Paylaş
Paylaş

Bitkinlikten çökmüş adam zincir yaptığı sigarasından bir nefes daha alırken, “Patlamalar sonrası durumu hemen anladım, bu bir kaza degil, felaketti…” dedi.

Bu sözün sahibiyle ilgili notları aşağı satırlara bırakarak hemen hemen bütün ülkelerde büyük ilgi çeken Çernobil (Chernobyl) dizisine geçelim.

Gösterimi tamamlanan beş bölümlük dizi, 26 Nisan 1986’da, o zamanlar Sovyetler Birliği çatısı altında yer alan Ukrayna’da bulunan Çernobil Nükler Santralinde (resmi adı Vladimir İlyiç Lenin Santrali) meydana gelen korkunç kazayı anlatıyor.

Rus uzmanlar diziye yönelik bazı eleştirilerde bulunuyor, kimi olayların anlatıldığı şekilde ya da zamanda olmadığını söylüyor. Eleştirilerde haklılık payı bulunsa da sonuçta olaylar dramatize edildiği için bunlara göz yumulabilir çünkü Çernobil’in anlatmaya çalıştıkları eksikliklerden ve hatalardan çok daha önemli.

Ancak, illa bir eleştiri yapılacaksa dizinin dili için yapılmalı.

Çernobil’de oyuncuların İngilizce – hem de çoğunun İngiliz aksanıyla- konuşması sakil duruyor. Belli ki, dil konusunda yapımcıların da kafası karışık. Öyle olmasa dizide hemen herkes BBC İngilizcesi konuşurken, Sovyet televizyonundaki haberler Rusça verilmez, kahramanlar Rusça şarkı söylemezdi. Bu dil karmaşasının mantığını anlamak gerçekten zor.

Ama bunlar ayrıntı…

Asıl önemli olan, dizinin başarıyla anlattığı dünyanın ilk nükleer felaketle nasıl karşı kaldığı, mükemmel olmadıklarını için için bildikleri halde Sovyet yöneticilerinin burunlarından nasıl kıl aldırmadığı, kendi halkına ve dünyaya nasıl yalan söylediği. Benzer bir tavrı, 2001 yılında Rus denizaltısı Kursk içindeki 118 denizciyle battığında Devlet Başkanı Vladimir Putin ve diğer yetkililerde de görmüştük. Onlar da faciayı halktan gizlemeye çalışmış, Rusya’nın askeri sırlarını öğrenecekleri gerekçesiyle Batılı ülkelerden gelen yardım çağrılarını önceleri karşılıksız bırakmıştı. Tıpkı Çernobil’den radyasyon taşıyan bulutların Türkiye’ye gelmediğini kanıtlamak için kameraların önünde çay içen bakan gibi… Dizinin kahramanı Valeriy Legasov’un mahkeme sahnesinde bu konuda söylediği çok çarpıcı bir söz var: Söylediğimiz her yalan için gerçeğe borçlanırız.

Başta kahraman itfaiyeciler ve maden işçileri kurtarma görevlilerinin nasıl canla başla çalıştığını-madencilerin soyunma sahnesi hariç- gerçeklere uygun olarak ekrana getirdikleri için dizinin yapımcılarını kutlamak gerekiyor.

Gelelim “Tanrım bu bir kaza değil, felaket” diyen adama.

Bunu söyleyen Anatoliy Dyatlov, beş bölümlük dizide de sık sık gördüğümüz Çernobil’in başmühendisi ve kaza gecesi santralin sorumlusu. Aynı zamanda Sovyet yönetimi tarafından felaketin de sorumlusu olarak gösterilen adam.

1993 yılında Milliyet ve 32. Gün* için Kiev’de konuştuğumuz Dyatlov aşağıdaki küpürde de yer aldığı gibi kaza sırasında yaşananları bütün ayrıntıları anlatmıştı. Özetlemek gerekirse, o gece santralde bir güvenlik deneyi yapılıyordu ama deney kontrolden çıkmış ve reaktörü durdurması için basılan düğmeyle Çernobil’i koruması gereken çubuklar sıkışmış, bir anlamda santralin kalbine saplanmıştı. Personelin hatası elbette vardı ama asıl suçlu RBMK tipi reaktörlerdeydi, üstelik Sovyet yönetimi kusuru çok önceden biliyordu.

Kazanın baş sorumlularından biri olarak hapis cezasına çarptırılan, kansere yakalandığı için bir süre sonra bırakılan Dyatlov kalan ömründe nükleer santrallerdeki yetersiz önlemleri Rus ve uluslararası kamuoyuna duyurmaya çalıştı, görüşmemizden iki yıl sonra hayata veda ettiği ana kadar.

Çernobil’deki patlamanın etkisini anlatmak için 1945 yılında Nagazaki’ye atılan atom bombasından 300 kat fazla radyasyon yayıldığını söylemek yeterli. Rus yetkililer, ısrarla, kaza sırasında sadece 31, sonrasında ise birkaç bin kişinin öldüğünü öne sürse de Komsomolskaya Pravda gazetesi, kurtarma calışmalarına katılan 834 bin kişiden 55 bininin öldüğünü, 150 bininin sakat kaldığını, bu rakama sivil kayıpların dahil olmadığını yazmıştı. Zaten sonradan görülen kanser vakaları nedeniyle kayıpların gerçek sayısı bilinmiyor.

Şimdi Türkiye’nin Akkuyu’daki ilk nükleer santralini Rus Rosatom şirketi inşa ediyor. Belki  Rosatom Çernobil’i yapmadı ama yapan geleneğin temsilcisi olarak 2007 yılında kuruldu.

Aslında mesele ne Rusya ne de Greenpeace’in 2017 yılında hakkında rapor yayınladığı Rosatom.

Mesele çok basit: Nükleer santralin olduğu yerde potansiyel kaza riski ama teknik sorun ama insan hatası nedeniyle her zaman var, olmadığı yerde hiçbir zaman yok.

Güneş ve rüzgâr başta yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının giderek yayıldığı bir çağda Çernobil dizisi bize nükleer enerjiyi sorgulama olanağı verdi.

* 32. Gün’de yayınlanan Çernobil dosyası ve Anatoliy Dyatlov’la yapılan söyleşi:

EtiketlendiEnerjiRusya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanCenk Başlamış
Takip et:
42 yıllık meslek yaşamının 21 yılını Milliyet gazetesi, CNN Türk ve 32. Gün'ün muhabiri olarak Moskova'da geçirmiş bir gazeteciden medya eleştirileri ve Rusya ağırlıklı dış politika, kimi zaman da gezi ve amatör müzik yazıları. "Sovyetleri Yıkan Darbe: Kuğu Gölü Operasyonu", "Rusya'da Bir Çılgın: Son Çar Jirinovski" ve "Gorbaçov'dan Putin'e...Rusya'nın Sırları" ve "Vladimir Vladimiroviç Putin: Rusya'yı Ayağa Kaldıran Lider" (Okay Deprem'le) kitaplarının yazarı. Sürekli basın kartı sahibi, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti üyesi. https://www.instagram.com/djenkbaslamis/
Önceki Makale Türkiye’de doların serüveni
Sonraki Makale Azeri milyarderden Türklere çağrı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

“ABD’nin saldırganlığı sürecek”

Deniz Yaşayan
30 Ocak 2026
EditörKöşe Yazıları

Şiddetin ekososyolojisi

İnan Özbek
30 Ocak 2026
EditörKöşe Yazıları

İsrail’de normalleşmeyen devlet

Metin Duyar
30 Ocak 2026
Köşe Yazıları

Yasın dili ve insan kalabilmek

İsmail Boy
29 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?