Rus siyaset adamları ve uzmanlar, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının Orta Doğu’daki kırılgan güç dengesini bozacağı ve gelişmelerden Türkiye’nin de olumsuz etkilenebileceği değerlendirmesinde bulundu.
Senato (Federasyon Konseyi) Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Grigoriy Karasin, İran’dan kaynaklandığı iddia edilen varoluşsal tehditlere yönelik demagojik atıfların yanlış göründüğünü ve çok az kişiyi ikna ettiğini söyledi.
Karasin, Telegram hesabından yaptığı paylaşımda şunları yazdı:
“ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırganlığına ilişkin haberler, Orta Doğu’da ve genel olarak dünyada öngörülebilir ilişkilere dair umutlara acı bir darbe vurdu. Anlaşılan, kabalık bazı ülkeler için devletler arası sorunları kendi takdirlerine göre çözme alışkanlığı ve davranış biçimi haline geliyor. Uluslararası hukuk ve ülkeler arası ilişkilerdeki temel etik unutulmuş durumda.”
News.ru haber sitesinin sorularını yanıtlayan Parlamento (Duma) Uluslararası İlişkiler Komisyonu Başkanı Leonid Slutskiy de şu değerlendirmeyi yaptı:
“ABD, Tahran’da rejim değişikliği sağlamak için İran’a saldırdı. Cenevre’de İran nükleer dosyası için yapılan görüşmeler, bu çerçevede ortaya atılan ‘önleyici saldırılar’ veya ‘Amerikan vatandaşlarını koruma’ söylemleri de, Tahran’da rejim değişikliğini yapmak için bir perdelemeydi. Karşılıklı saldırılar, Orta Doğu’da istikrarsızlığa yol açabilir.”
Vedomosti gazetesine konuşan Rusya Orta Doğu Çalışmaları Merkezi Başkanı Murad Sadigzade, ABD’nin İsrail yönetiminin etkisiyle İran’a karşı askeri bir harekat başlattığın söyledi. Sadıgzade, “ABD’nin Müslüman müttefikleri, bölgede yeni bir gerginliğe sözlü olarak karşı çıkıyor. Yani, İran gibi bölgesel rakiplerini zayıflatmak için ABD bombardımanlarını gizlice desteklemeye de hazırlar. Ancak, İran’ın yıkılması Orta Doğu’daki kırılgan güç dengesini İsrail lehine bozar, bu da sadece Basra Körfezi’ndeki Arap monarşilerini değil, Türkiye’yi de olumsuz etkileyebilir” dedi.
Orta Doğu’daki çatışmaların uzun sürmeyeceğini belirten Sadıgzade, “Çünkü ABD uzun süreli bir gerginliğe ilgi duymaz. Bölgedeki silah ve mühimmat stokları uzun süreli bir savaş için hazırlanmamış. Washington ayrıca, çatışmaların uzaması durumunda İran’ın Amerikan askeri ve enerji tesislerine ve bölgesel müttefiklerinin tesislerine misilleme saldırılarından da korkuyor” diye konuştu.
Tahran’ın da uzun süreli bir çatışmadan yana olmadığına işaret eden Sadıgzade, “İran ciddi bir ekonomik kriz yaşıyor. Siyasi elit hükümet politikası konusunda bölünmüş durumda. Bu anlamda, Amerikan bombardımanları İran toplumunu parçalamayı da amaçlıyor” görüşünü savundu.
Yüksek Ekonomi Okulu’na bağlı Avrupa ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi uzmanı Lev Sokolşik, Trump’ın İran konusunda diplomasiye meyilli olmadığını ve her zaman askeri baskıyı tercih ettiğini vurguladı.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
