İngiliz gazeteci Jason Corcoran‘ın The Moscow Times gazetesinde yayımlanan makalesi:
Yıllar boyunca Kremlin gür bir sesle dolar çağının sona erdiğini ilan etti. Kremlin’e göre, dolar ABD’nin zararlı gücünün bir silahıydı ve Rusya, yeni ve egemen bir finansal düzen kurarken Amerikan parasını artık bir kenara bırakacaktı.
Doların terk edilmesi ya da “dolarsızlaştırma” sadece bir politika değil, bir kaderdi. Moskova, Washington’un artık üstünlüğü elinde tutmadığı çok kutuplu bir sisteme doğru dünyaya öncülük edecekti. Rus devlet medyasına göre, doların yakın bir gelecekte gerilemesini kaçınılmazdı.
Ama şimdi bir ters köşe geliyor!
Tüm o meydan okuyan, göğüs kabartan söylemlerin ardında, Rusya’nın Batı’nın yaptırımları kaldırıldığı takdirde “zehirli” dolar ödeme sistemine geri dönmeyi değerlendirdiği bildiriliyor.
Bloomberg’e göre, Kremlin’de hazırlanan bir belge Washington ile olası uzlaşı alanlarını ortaya koyuyor. Bunlar arasında dolar ödeme sistemine yeniden katılmak, ortak petrol ve gaz projeleri yürütmek, kritik minerallerde iş birliği yapmak, nükleer enerjide ortaklık kurmak ve hatta Rusya’ya dönen ABD şirketlerine ayrıcalıklı koşullar sunmak yer alıyor.
Bedeli mi?
Yaptırımların kaldırılması ve dolar işlemlerine yeniden erişim.
Eğer Bloomberg’in haberi doğruysa, Kremlin öyle köklü bir geri dönüşü değerlendiriyor ki neredeyse trajikomik sayılabilir. Yıllarca dolar karşıtı söylemler, finansal egemenlik vurgusu ve Washington’un parasal hegemonyasının çöküşüne dair iddialardan sonra, Moskova’nın yeniden dolar sistemine dönmeyi düşünmesi dikkat çekici.
Doları jeopolitik bir silah olarak nitelendiren aynı yönetim, şimdi kendi söylemini çekip eleştirdiği sisteme yeniden adım atmaya hazır görünüyor.
Ukrayna’nın işgalinden bu yana Devlet Başkanı Vladimir Putin, dolar merkezli finansal sistemi Batı’nın ekonomik savaşının omurgası olarak tanımladı. Rusya, ticareti ruble ve yuan ile yapma çabalarını hızlandırdı, altın rezervlerini artırdı ve alternatif ödeme sistemlerini teşvik etti.
Arka arkaya düzenlenen BRICS zirvelerinde Moskova, doların hakimiyetini zayıflatmayı ve Bretton Woods sistemine rakip bir finansal yapı kurmayı hedefleyen kampanyanın öncülerinden biri olarak kendini konumlandırdı.
Ancak bu hedef savaş öncesine dayanıyor. Dolar bağımlılığını azaltma çabaları, 2000’lerin ortasındaki petrol patlamasına kadar uzanıyor. Artan enerji gelirleri Kremlin’i rubleyi güçlendirme ve Moskova’yı küresel bir finans merkezi haline getirme konusunda cesaretlendirmişti.
O dönemde yatırım forumlarında, Maliye Bakanı Aleksey Kudrin gibi yetkililer Rusya’nın dolar bağımlılığını azaltma, rubleyi uluslararası ticarette öne çıkarma ve Moskova’yı finans merkezi yapma planlarını anlatıyordu.
Ancak bu hedefler pek az kişi tarafından yakın vadede gerçekleşebilir görülüyordu. Daha çok panel tartışmalarında dile getirilen, somut bir dönüşüm planından ziyade teorik bir vizyon gibi duruyordu.
2008 ekonomik krizinden sonra bu yaklaşım bir stratejiye dönüştü. Doların hakimiyeti yalnızca rahatsız edici değil, aynı zamanda Rusya’yı şoklara ve yaptırımlara açık hale getiren yapısal bir zafiyet olarak görülmeye başlandı.
Teknik bir önlem olarak başlayan bu yaklaşım, zamanla tarihsel bir kaçınılmazlık anlatısına dönüştü. Doların düşüşü kesin diye sunuldu ve Rusya’nın da mimarları arasında olduğu yeni bir finansal düzenin doğduğu iddia edildi.
Ancak retoriği bir kenara bırakırsak, söz konusu Kremlin belgesi farklı bir tablo çiziyor. Buna göre dolar sistemine yeniden entegrasyon, Rusya’nın ödemeler dengesi ve döviz piyasalarını istikrara kavuşturabilir. Yani bu, ideolojiden ziyade zorunluluğun dili.
İşte çelişki burada keskinleşiyor. Doların terk edilmesi yalnızca çeşitlendirme değil, aynı zamanda Amerikan hegemonyasına karşı bir direniş ve stratejik duruş olarak sunulmuştu. Yetkililer bunu Batı’nın baskısından kurtuluş olarak tanımlıyordu.
Ancak finansal sistemler öfke veya basın açıklamalarıyla değişmez. Doların gücü likidite, hukuki öngörülebilirlik ve ABD sermaye piyasalarının derinliğine dayanır.
Enerji sözleşmeleri hâlâ büyük ölçüde dolar üzerinden fiyatlanıyor. Emtia piyasaları dolar cinsinden işlem görüyor. Bankalar dolar üzerinden borçlanıyor, risklerini hedge ediyor ve işlemlerini gerçekleştiriyor. Örneğin Çin yuanının daha fazla kullanımı gibi alternatifler var amak daha sınırlı ve siyasi olarak dengesiz.
Pratikte Rusya’nın doğuya yönelimi, finansal bağımsızlık sağlamaktan çok Pekin’e bağımlılığı artırdı. Yuan kullanımı, Moskova’yı ekonomik gücü ve pazarlık kapasitesi çok daha yüksek olan bir ortağa daha sıkı bağladı.
Çeşitlendirme olarak sunulan bu süreç, zaman zaman Washington’dan Pekin’e bağımlılığın transferi gibi göründü.
Peki bu durum BRICS’in büyük projesi için ne anlama geliyor? En iyi ihtimalle bu vizyonu “hedef” seviyesinde bırakıyor; en kötü ihtimalle ise doların hakimiyetine gerçek bir alternatifin olmadığını örten bir kağıttan kaplan olduğunu ortaya koyuyor.
BRICS, yerel para birimleriyle ticaret ve yeni rezerv mekanizmalarını dolar merkezli sistemin alternatifi olarak sunuyordu. Ancak en güçlü savunucularından biri yaptırımlar kalktığında dolara dönmeye hazır olduğunu ima ediyorsa, dolar karşıtı politika yapısal bir dönüşüm planından çok, bir pazarlık aracına benzemeye başlıyor.
Fotoğraf: RİA Novosti
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
