Berlin’deki Carnegie Rusya Avrasya Merkezi’nin internet sayfasında Andrey Dagayev imzasıyla yayınlanan analiz:
Daha önce yalnızca küresel ısınma bağlamında manşetlere çıkan Grönland, şimdi ABD Başkanı Donald Trump’ın ada üzerinde kontrolü ele geçirmenin yollarını araştırmasıyla dünyanın ilgi odağı haline gelmiş durumda.
ABD Başkanı, Çin ve Rusya’nın Arktik’te ABD’nin kuzey sınırına tehlikeli düzeyde yakın bir varlık artırmasına engel olmak için böyle bir adımın gerekli olduğunu savunuyor. Ancak şimdilik Washington’un hamleleri, Moskova ve Pekin’in Grönland’daki son derece sınırlı etkisinden daha istikrarsızlaştırıcı görünüyor.
Trump’ın Grönland’a ilgisi anlaşılabilir. Danimarka’ya bağlı bu özerk bölge önemli bir jeostratejik noktada bulunuyor. Arktik’te yaz deniz buzlarının azalmasıyla birlikte Grönland, ABD–Kanada Kuzeybatı Geçidi ve Transpolar Deniz Rotası dahil potansiyel olarak önemli deniz ticaret yollarının kesişim noktasında yer alacak.
Ada aynı zamanda buz tabakasının altında kayda değer maden rezervlerine sahip. Geri çekilen buzullar demir cevheri, grafit, tungsten ve diğer kaynak yataklarını ortaya çıkarıyor. En önemlisi ise Grönland, dünyanın sekizinci en büyük nadir toprak metalleri rezervine sahip; bu da onu yüksek teknoloji ve savunma sanayii tedarik zincirlerinde hayati bir halka haline getirebilir.
ABD açısından Grönland aynı zamanda kuzey savunma hattı işlevi de görebilir. Ada halihazırda ABD’ye ait Pituffik Uzay Üssü’ne ev sahipliği yapıyor; bu üs ABD’ye doğru fırlatılan füzelerin yörüngelerini izliyor. Ancak ABD ve diğer güçlerin artan ilgisine rağmen Grönland’ın kendi bölgesel çıkarları ve geleceğine dair kendi vizyonu var.
Danimarka’nın 2009 tarihli Grönland Öz Yönetim Yasası, dış politika ve savunma kararlarını Kopenhag’a bırakırken, doğal kaynakların yönetimi konusunda Grönland’a geniş yetkiler ve belirli ölçüde uluslararası hareket alanı tanıyor. Danimarka, adayı NATO ve Arktik’teki statüsünü güçlendirmek için aktif biçimde kullanıyor, ancak bunu yerel yönetimle yakın iş birliği içinde yapıyor.
Adanın hedefleri, 2024 tarihli “Dünyada Grönland: Bizsiz Bizim Hakkımızda Hiçbir Şey” başlıklı Arktik strateji belgesinde ortaya kondu. Bu belgede Grönlandlı yetkililer, kritik altyapının güçlendirilmesini, adanın daha fazla askerileştirilmesinin önlenmesini, bölgesel gerilimlerin azaltılmasını ve Arktik’in bir barış bölgesine dönüştürülmesini öncelik olarak belirledi. Bu amaçlar doğrultusunda mevcut bölgesel yönetişim ve güvenlik mimarisi Grönland için uygun görülüyor.
Adanın başlıca yatırım ortakları sübvansiyon sağlayan Danimarka ve askeri ile ekonomik kalkınmada çıkarı olan ABD. Sınır ve kıta sahanlığı anlaşmazlıklarının kademeli çözümü, Grönland’ın en yakın komşuları olan Kanada ve Norveç ile Arktik çevre koruması, balıkçılık ve bilimsel araştırma alanlarında iş birliğini genişletmesi için fırsatlar yaratıyor. Ne Çin ne de Rusya Grönland’ın kilit ortakları sayılabilir.
Çin’in Grönland’daki varlığı en çok kritik maden çıkarımı bağlamında tartışılıyor. 2016’da Çinli Shenghe Resources, Greenland Minerals and Energy adlı madencilik şirketinden pay satın alarak adanın güneyindeki büyük Kvanefjeld yatağında nadir toprak metalleri ve uranyum çıkarma hakkı elde etti. Bu, gelecekte daha fazla Çin sermayesinin çekilme potansiyeline örnek olarak sunulmuştu.
Ancak son on sekiz yıldaki Arktik’teki Çin yatırımlarını inceleyen çalışmalar, Grönland’da Çinlilerin dahil olduğu potansiyel madencilik projelerinin hiçbirinin hayata geçirilmediğini gösteriyor. 2022’de çevresel kaygılar nedeniyle madenciliğin yasaklandığı Kvanefjeld yatağı da buna dahil.
Benzer bir kader, adanın güneybatısındaki Isua yatağında madencilik haklarını satın alan Çinli kömür ve demir madenciliği şirketi General Nice Development Limited’in projesinin yanı sıra, Çin finansmanlı çok sayıda altın ve bakır madenciliği projesinin de başına geldi. Bunun nedenleri arasında düşük kârlılık, Danimarka’nın ihracat kısıtlamaları, teknik sorunlar ve altyapı eksikliği yer alıyor. Çin’in Grönland’daki yatırım projelerine katılımı ayrıca ABD ve Danimarka’dan gelen siyasi baskılarla da sınırlanıyor.
Çin, Arktik politikasının askeri olmayan niteliğini vurgulamak için çaba gösterse de Washington uzun süredir Pekin’in Grönland’daki varlığından endişe duyuyor. ABD yetkilileri, Çin altyapısının ABD’nin kuzey sınırı için risk oluşturduğunu düşünüyor. 2018’de ABD ve Danimarka’nın baskısı altında Grönlandlı yetkililer, Çinlilerin adada üç havaalanı inşa etmesini öngören bir teklifi reddetti.
Çin Grönland ile iş birliğine açık kalmaya devam ediyor, ancak şu anda art niyet şüphesi uyandırmamak için “bekle gör” yaklaşımını tercih ediyor. Ayrıca Pekin, bu kadar uzak mesafede ve bu kadar zorlu iklim koşullarında askeri varlık sürdürmeye yetecek kapasite ve teknolojiye sahip değil.
Rusya’nın Arktik politikası ise Grönland’dan diğer ülkelerden ayrı olarak bile söz etmiyor. Odak noktası Rusya’nın kendi Arktik toprakları ve kaynakları ile Kuzey Deniz Rotası’nın geliştirilmesi. Moskova, Arktik’te egemenliğin önceliğini savunuyor ve Arktik’in bir barış ve iş birliği bölgesi olarak kalmasını destekliyor.
Son yıllarda Rusya, Arktik bölgesindeki askeri yığınağını hızlandırdı; eski askeri üsleri yeniden devreye aldı, Kuzey Filosu’nu güçlendirdi ve yeni altyapı kurdu. Bu durum Washington’da ABD’ye yönelik olası bir saldırının bu yönden gelebileceği endişelerine yol açtı. Kremlin ise NATO ülkelerini bölgeyi askerileştirmekle suçluyor.
Grönland ile Rusya’nın etkileşimi çoğunlukla Arktik Konseyi çerçevesinde dolaylı düzeyde gerçekleşiyor. Ukrayna savaşı öncesinde balıkçılık konusunda bir miktar iş birliği vardı, ancak 2022’den sonra Rusya’nın diğer Arktik ülkeleriyle diyaloğu aniden durdu.
Yine de Moskova’nın Arktik’i ya da Grönland’ı gerçek bir cephe hattına dönüştürme niyetinde olduğuna dair bir işaret yok. Rusya’nın bu alandaki politikası daha çok Batı askeri altyapısına karşı savunma ve caydırıcılık yönünde evriliyor.
Grönland’ın uzun süredir adanın kaynak ve jeostratejik potansiyeliyle ilgilenen ABD ile ilişkilerine gelince, resmi bir ilhak olmadan da bu işbirliğinin önünde ciddi engeller bulunmuyor. 1951 tarihli Grönland Savunma Anlaşması, ABD ordusuna yalnızca Pituffik Uzay Üssü’nü işletme hakkı değil, aynı zamanda Danimarka ve Grönland makamlarını bilgilendirmek kaydıyla başka bölgelerde de varlığını genişletme hakkı tanıyor. Aralık 2025’te Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen bu hakkı teyit etti; yani güvenliğin sağlanması ilhakı gerektirmiyor.
Grönland’daki maden çıkarımındaki sorunlar egemenlik meselelerinden çok ekonomik nedenlerle ilgili. Adanın ilhak edilmesi, yüksek üretim maliyetlerini, lojistik zorlukları, çevresel etkileri vb. ortadan kaldırmayacaktır.
Şu anda Trump, Grönland üzerinde kontrolü yalnızca Amerikan Arktik güvenliğinin garantisi olarak değil, aynı zamanda ekonomik avantajlar elde etmenin anahtarı olarak görüyor. Ancak gerçekte Çin ve Rusya’dan geldiği varsayılan tehditler, hem Grönland hem de Arktik için, adanın pervasız bir şekilde ele geçirilmesi ihtimalinin yarattığı tehlikeden çok daha düşük.
Böyle bir senaryo yalnızca transatlantik ortaklığı zayıflatmakla kalmaz, sınırların revizyonu konusunda son derece tehlikeli bir emsal oluşturur ve Rusya ile Batı arasındaki büyük gerilim dönemlerinde bile bölgede güvenlik ve istikrarı garanti eden Arktik’e özgü ayrıcalık ilkesinin de sonunu getirir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
