İnanması güç ama II. Dünya Savaşı’nın üzerinden seksen yılı aşkın süre geçmiş olmasına rağmen Japonya ile Rusya arasında hâlâ resmî bir barış anlaşması imzalanmadı.
Bu ilginç durumun nedeni, iki ülke arasında çözülemeyen Kuril Adaları anlaşmazlığı. Bu durum, teknik olarak iki ülkenin savaş halini hiçbir zaman tamamen sona erdirememesine yol açıyor.
Kuril Adaları, Japonya’nın kuzeyindeki Hokkaido ile Rusya’nın doğusundaki Kamçatka Yarımadası arasında uzanan volkanik bir ada zinciri. Ancak anlaşmazlık, bu zincirin tamamından değil, en güneydeki dört ada üzerinden şekilleniyor. Bunlar, Iturup, Kunaşir, Şikotan ve Habomay.
1855 yılında Rus İmparatorluğu ile Japon İmparatorluğu arasında imzalanan anlaşma ile bu dört ada Japonya’ya bırakılmıştı. Bu statü, II. Dünya Savaşı’nın sonuna kadar devam etti.
Ancak savaşın son günlerinde, 15 Ağustos 1945’te Japonya teslimiyetini ilan ettikten sonra Sovyetler Birliği adaları kontrol altına aldı. Japonya bu durumu “hukuksuz bir işgal” olarak tanımladı, Rusya savaşın galibi olarak bu toprakları meşru şekilde aldığını savundu. Özellikle Yalta Konferansı kararları, Rusya’nın en önemli dayanaklarından biri.
Bu anlaşmazlık nedeniyle Japonya ve Rusya arasında bugüne kadar bir barış anlaşması imzalanamadı. Yani teknik olarak II. Dünya Savaşı iki ülke arasında resmen hâlâ sona ermiş sayılmıyor.
Tokyo, dört adanın tamamı üzerindeki egemenliğinin tanınmasını barış anlaşması için ön şart olarak görüyor. Buna karşılık Moskova, savaş sonrası oluşan statükonun tartışmaya açık olmadığını savunuyor.
Bu nedenle iki ülke arasındaki ilişkiler hiçbir zaman tam anlamıyla normalleşemedi ve sürekli “kontrollü gerilim” düzeyinde kaldı.
“Soğuk Savaş” döneminde iki ülke arasında sınırlı temaslar kurulsa da gerçek bir çözüm sağlanamadı. 1990’lardan itibaren ise daha yumuşak bir dönem başladı. Özellikle karşılıklı ziyaretler ve insani temaslar, sorunun çözümü için bir zemin oluşturma amacı taşıyordu.
Örneğin, eski ada sakinlerinin vizesiz şekilde atalarının mezarlarını ziyaret edebilmesine izin verilmesi önemli bir güven artırıcı adım olarak görülüyordu. Japon kültüründe “memleket” anlamına gelen furusato kavramı, bu ziyaretlerin duygusal önemini daha da artırıyordu.
Japonya’da 2012’de yeniden iktidara gelen Şinzo Abe, Rusya ile ilişkileri geliştirmeyi ve bu sorunu çözmeyi öncelik haline getirdi ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile sık sık görüşerek diplomatik bir ilerleme sağlamaya çalıştı.
Hatta Japonya, adaların iadesi durumunda ABD askerlerinin bu bölgelere konuşlandırılmayacağını garanti etmeye bile hazır olduğunu açıkladı. Ancak tüm çabalara rağmen somut bir ilerleme sağlanamadı.
2019 sonrası müzakereler fiilen durma noktasına geldi. Ardından yaşanan gelişmeler ise çözüm ihtimalini daha da zayıflattı.
2020 yılında Rusya Anayasası’nda yapılan değişiklikle ülke topraklarının devri yasaklandı. Bu düzenleme doğrudan Kuril Adaları’nı hedef almıyor gibi görünse de fiilen bu ihtimali ortadan kaldırdı.
2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ise ilişkilerde kırılma noktası oldu. Japonya’nın Rusya’ya yaptırım uygulaması üzerine Moskova, iki ülke arasındaki vizesiz ziyaret programlarını iptal etti. Böylece taraflar arasındaki son insani temas kanallarından biri de kapanmış oldu.
Jeopolitik dengeler
Günümüzde Rusya’nın Çin ve Kuzey Kore ile yakınlaşması, Japonya’nın güvenlik stratejisini yeniden şekillendirmesine neden oluyor. Japonya, bir yandan askeri kapasitesini artırırken diğer yandan ABD ile ittifakını daha da güçlendiriyor.
Öte yandan Rusya, Japonya’yı artık stratejik bir öncelik olarak görmüyor ve mevcut statükoyu sürdürerek önemli bir bedel de ödemiyor.
Bu durum, tarafların uzlaşma motivasyonunu ciddi biçimde zayıflatıyor.
Kuril Adaları meselesi, günümüzde klasik bir “donmuş çatışma” örneği haline geldi. Yani taraflar arasında açık bir savaş olmasa da, hukuki ve siyasi olarak çözülmemiş bir durum söz konusu.
Bugün gelinen noktada Japonya adaların iadesinde ısrarcı, Rusya ise mevcut durumu tartışmaya kapalı. Jeopolitik koşullar ise uzlaşmayı her geçen gün daha zor hale getiriyor.
Bu nedenle Rusya ile Japonya arasındaki “bitmemiş savaş”, yalnızca tarihsel bir anomali değil; aynı zamanda günümüz uluslararası sisteminin çözemediği sorunlardan biri olarak varlığını sürdürmeye devam ediyor.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
