“Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür” derler ama Türk dış politikasındaki “U dönüşlerini” takip etmek için balık hafızalı olmamak yetmiyor; sağlam bir mideye de ihtiyaç var.
Çok değil, şunun şurasında 3-4 yıl öncesine gidelim. Kahire yönetimi, Ankara ile masaya oturmak için önümüze iki tane “olmazsa olmaz” dosya koymuştu. Diplomatik nezaketi bir kenara bırakıp açıkça söylemişlerdi:
“Türkiye’deki İhvan (Müslüman Kardeşler) liderlerini ve yayın organlarını paketleyip dışarı atacaksınız. Libya’da bizim oyun planımıza uyacak, ayağınızı denk alacaksınız.”
Ankara’da esip gürleyenler, “Biz darbecilerle konuşmayız” diyenler ne yaptı? Sessiz sedasız, tereyağından kıl çeker gibi Mısır’ın bu taleplerini yerine getirdi. İhvan kadroları nazikçe (!) kapı dışarı edildi, Libya’da ise Mısır’ın “kırmızı çizgilerine” riayet edilmeye başlandı. Yani, “teslimiyet” demeyelim de, “realiteye boyun eğiş” diyelim.
“Sisi mi, Binali mi?” sorusundan “askeri iş birliği”ne…
Hatırlarsınız, 2019 İstanbul seçimlerinde meydanlar şu soruyla inliyordu: “Pazar günü Sisi’ye mi oy vereceksiniz, Binali Yıldırım’a mı?” Ekrem İmamoğlu’nu Sisi’ye benzeten o akıl, bugün Kahire’de Sisi ile el sıkışıp “Yüksek Düzeyli Stratejik İş Birliği” imzaları atıyor.
Daha dün gibi; Berlin’deki Libya Konferansı’nda, “Aynı masada Sisi var, ben o yemeğe oturmam” diyerek salonu terk eden, gurur yapan bir Türkiye vardı. Şimdi ise o masayı bırakın, Sisi ile “Askeri Çerçeve Anlaşması” imzalıyoruz. Evet, yanlış okumadınız. Yıllarca “darbeci ordu” diye şeytanlaştırılan Mısır ordusuyla askeri işbirliği yapacağız.
Ne diyelim? Allah (c.c.) dış politikada kimseyi büyük konuşturmasın.
15 milyar Dolarlık “aşk” ve sağlık turizmi
Şimdi manşetler “Ticaret hacmini 15 milyar dolara çıkaracağız” diye atılıyor. Türk firmalarının Mısır’daki yatırımları 4 milyar dolara yaklaşmış. Hatta Mısır’ın yeni başkentinde “Capital Medical City” kurup, orayı sağlık üssü yapacakmışız.
Yıllarca “Katil Sisi” diyerek kopardığınız ilişkilerin faturasını ödeyen Türk ihracatçısı, şimdi bu “bahar havası” ile nefes almaya çalışıyor. Ama sormazlar mı adama; madem sonunda kucaklaşacaktınız, madem sonunda Mısır İlaç Otoritesi ile bizimkiler “kanka” olacaktı, bu kadar hakareti, bu kadar gerilimi niye yaşattınız?
“Libya’da istikrarın korunması Mısır’la ortak hedefimiz” deniliyor. Yani Mısır’ın desteklediği Hafter güçlerini ve Tobruk Meclisi’ni artık “yok hükmünde” saymıyoruz. Kahire ne derse, o eksende bir “birlik” arıyoruz.
Sonuç: İdeoloji bitti mecburiyet başladı
İmzalanan o uzun anlaşma listesine bakın; bitki karantinasından gençlik spora, veterinerlikten sosyal korumaya kadar her şey var. Al Ahram gazetesi haklı olarak bunu “yıllarca süren gerginliğin ardından son adım” olarak duyuruyor. Onlar için bu bir zafer. Çünkü Türkiye, Kahire’nin ayağına gitti, şartlarını kabul etti ve “beyaz sayfa” açtı.
Gazze meselesinde Mısır ile “ortak duruş” sergilemek elbette önemli. Ancak bölgede oyun kurucu olacağım derken, oyunun dışına itilen Türkiye’nin, şimdi Mısır’ın “bölgesel ağırlığına” eklemlenmeye çalıştığını görüyoruz.
Velhasıl, “Değerli Yalnızlık” masalı bitti, “Zorunlu Dostluk” dönemi başladı. Dün meydanlarda yuhalatılan Sisi, bugün “Kardeşim Sisi” olduysa, bunun adı diplomasi zaferi değil, gerçeklerin duvarına toslama halidir.
Ne diyelim, 15 milyar dolarlık ticaret hedefiniz bol olsun. Ama o Rabia işaretini yapan elleri nereye saklayacaksınız, işte onu tarih yazar.
Ancak, tüm bu bahar havası ve imzaların gölgesinde, basın toplantısında Sisi’nin kurduğu bir cümle var ki, asıl “bam teli” orası. Sisi, “Libya’daki yabancı güçlerin çekilmesi” konusunu bir kez daha, üstüne basa basa gündeme getirdi. “Yabancı güçler” derken kimi kastettiğini anlamak için alim olmaya gerek yok. Biz “anlaştık, barıştık” diye sevinirken, Mısır ajandasındaki o kritik maddeyi masadan kaldırmış değil. Bu da dikkatlerden kaçmasın; zira şeytan ayrıntıda, diplomasi ise söylenmeyenlerde gizlidir. Sisi bu gizliliği bile ihlal etti.
Fotoğraf: Cumhurbaşkanlığı
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
