İngiltere’nin köklü klüplerinden Tottenham, Premier Lig’deki üst düzey takımlarda görmeye pek alışık olmadığımız bir süreçten geçiyor.
Oysa, Yunanistan doğumlu Avustralyalı teknik direktör Ange Postecoglou’nun Haziran 2023’te takımın başına geçmesi eski görkemli günlerin başlangıcı olarak görülmüştü. Postecoglou ilk sezonunda Tottenham’ı Premier Lig’de beşinciliğe taşıdı. Takım hücum futboluyla dikkat çekiyor, sezonun ilk bölümünde uzun süre zirve yarışının içinde kalıyordu. Hatta kendisi de iki kez “ayın menajeri” seçilmişti.
Ancak ikinci sezon tam tersine döndü.
Tottenham 2024-25 sezonunu 17. sırada tamamladı. 38 maçta 22 yenilgi aldı; bu, kulübün Premier Lig tarihindeki en yüksek mağlubiyet sayısıydı. Buna rağmen Avrupa’da işler farklıydı. Tottenham, finalde Manchester United’ı 1-0 yenerek Avrupa Ligi’ni kazandı ve kulübün 17 yıllık kupa hasretine son verdi.
Ama ortaya futbol dünyasında pek alışık olunmayan bir tablo çıktı: Tottenham, Avrupa şampiyonu olduktan sadece 16 gün sonra Postecoglou ile yollarını ayırdı.
Frank dönemi
Postecoglou’nun yerine Thomas Frank geldi.
Brentford’da başarılı yedi yıl geçiren Danimarkalı teknik direktör, Tottenham’daki ilk dört Premier Lig maçının üçünü kazanarak iyi bir başlangıç yaptı. Fakat kısa süre içinde işler yeniden tersine döndü.
Frank, 38 maçta 13 galibiyet, 11 beraberlik ve 14 yenilgi aldı. 11 Şubat 2026’da Newcastle United’a karşı alınan 2-1’lik yenilginin ardından görevine son verildi. Tottenham o sırada Premier Lig’de 16. sıradaydı ve düşme hattının yalnızca beş puan üzerindeydi.
Yerine bu kez Igor Tudor geldi.
Ama Tudor macerası çok daha kısa sürdü. Hırvat teknik direktör yalnızca 44 gün ve yedi maç görev yaptı. Bu yedi maçın beşini Tottenham kaybetti. 22 Mart’ta Nottingham Forest’a evinde 3-0 yenilen takım 17. sıraya gerileyince Tudor ile de yollar ayrıldı.
Böylece Tottenham, daha bir sezon bile tamamlanmadan iki teknik direktör değiştirmişti ki bu genelde Türk takımlarında görmeye alışık olduğumuz bir tabloydu.
De Zerbi geldi ama…
Mart 2026’nın sonunda göreve Roberto De Zerbi getirildi.
İtalyan teknik direktörün ilk hedefi açıktı: Tottenham’ı küme düşmekten kurtarmak. Nitekim takım sezonun son maçında Everton’ı 1-0 yenerek Premier Lig’de kaldı. Böylece ligi üst üste ikinci kez 17. sırada tamamladı. 38 maç sonunda 10 galibiyet, 11 beraberlik ve 17 yenilgiyle 41 puan topladı.
Yani Postecoglou döneminin sonunda başlayan sorunlar, Frank ve Tudor dönemlerinde ortadan kalkmadığı gibi De Zerbi’nin gelişiyle de çözülemedi.
Üstelik Tottenham yeni sezon öncesinde kadroyu büyük ölçüde değiştirmiş ve transferlere yaklaşık 300 milyon sterlin harcamıştı.
Fakat sonuç yine değişmedi.
Kriz sürüyor
Tottenham cumartesi günü kendi sahasında bu kez Aston Villa’ya 3-2 yenildi.
Takım maçın son bölümünde Conor Gallagher ve Jan Paul van Hecke’nin golleriyle skoru 3-2’ye getirdi ancak beraberliği bulamadı.
Bu sonuçla Tottenham, Premier Lig’deki ilk beş maçında da galibiyet alamadı. İki puanda kalan Londra ekibi, 2008’den bu yana ligdeki en kötü başlangıcını yaptı. Üstelik son 25 Premier Lig iç saha maçında yalnızca üç galibiyet alabildi.
Daha da ilginci, Tottenham’ın ligdeki ilk golleri ancak maçın 86. dakikasından sonra geldi.
De Zerbi maçtan sonra son derece kızgındı. İtalyan teknik direktör, takımının performansını eleştirirken özellikle savunmadaki disiplinsizliğe dikkat çekti.
Sorun nerede?
Son iki yılda Postecoglou, Thomas Frank, Igor Tudor ve De Zerbi olmak üzere dört farklı teknik direktör görev yaptı. Buna rağmen takımın ligdeki sorunları büyük ölçüde devam etti.
Postecoglou döneminde Avrupa Ligi kazanıldı ama ligde 17. sıraya düşüldü.
Frank döneminde Avrupa’da başarılı sonuçlar alınırken Premier Lig’de takım düşme hattına yaklaştı.
Tudor yalnızca 44 gün dayanabildi.
De Zerbi ise geçen sezon takımı kümede tuttu ama Tottenham yine 17. sırada kaldı.
Şimdi de yeni sezona beş maçta iki puanla başlanmış durumda.
Dolayısıyla Tottenham’ın yaşadığı problemi yalnızca “yanlış teknik direktör” meselesi olarak açıklamak kolay değil.
Sürekli değişen kadro, sakatlıklar, teknik direktör değişiklikleri ve oyun anlayışındaki farklılıklar takımın istikrar kazanmasını zorlaştırıyor. Nitekim Premier League’in Postecoglou döneminin ardından yaptığı değerlendirmede de Tottenham’ın son 66 lig maçında 34 yenilgi aldığı ve sakatlıkların önemli sorunlardan biri olduğu belirtilmişti.
Tottenham şimdi yeniden bir dönüm noktasında.
Kulüp yaz transfer döneminde büyük para harcadı. Yeni bir teknik direktör var. Yeni oyuncular var. Ama sahadaki sonuçlar henüz değişmiş değil.
Tottenham, İngiliz futbolunun büyük kulüplerinden biri, 1950-51 ve 1960-61 sezonların İngiltere lig şampiyonluğu bulunuyor. Buna karşılık 1992’de başlayan Premier League döneminde şampiyonluk yaşayamadı. En iyi derecesi 2016-17 sezonundaki ikincilik. Buna rağmen Tottenham, Arsenal, Chelsea, Liverpool ve Manchester United gibi kulüplerle birlikte Premier League’in kuruluşundan bu yana hiç küme düşmeyen altı takımdan biri.
İşte, yeniden görkemli günlere dönüş umuduyla başlayan ama kısa sürede hayal kırıklığına dönüşen yeni sezonda taraftarının aklındaki soru yine aynı:
Ne olacak bu Tottenham’ın hali?
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
