Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler (BM) 81. Genel Kurulu genel görüşmelerine katılmak üzere New York’a gitti.
Genel Kurul’un bu yılki teması “Güveni Yeniden Tesis Etmek, Dönüşümü Yönetmek: Herkes İçin Sonuç Üreten BM.”
Birleşmiş Milletler’in yapısal sorunları ve özellikle Güvenlik Konseyi’nin işleyişine yönelik haklı eleştiriler bulunmakla birlikte, BM bugün hâlâ uluslararası sistemin en geniş kapsamlı ve alternatifsiz örgütü. Dünyadaki 193 ülkenin tamamını aynı çatı altında buluşturan Genel Kurul, her üye devletin bir oy hakkına sahip olduğu eşsiz bir küresel müzakere platformu.
BM’nin en önemli gücü evrensel meşruiyeti. Siyasi sistemleri, ekonomik güçleri ve dış politika tercihleri birbirinden çok farklı ülkelerin aynı masa etrafında görüşebilmesini sağlar. Devletler arasındaki anlaşmazlıkların diplomasi yoluyla ele alınabileceği sürekli bir kanal oluşturması, özellikle uluslararası gerilimin yükseldiği dönemlerde büyük önem taşır.
İkinci önemli güç, BM’nin uluslararası hukuk ve ortak kuralların oluşturulmasındaki merkezi konumudur. İnsan haklarından savaş hukukuna, mültecilerden deniz hukukuna, kalkınmadan çevrenin korunmasına kadar pek çok alandaki uluslararası norm ve sözleşmenin gelişmesinde BM sistemi önemli rol oynamıştır. Böylece yalnızca güncel krizlere müdahale eden değil, devletlerin davranışlarını belirleyen ortak kuralların oluşmasına katkı sağlayan bir yapı ortaya çıkmıştır.
BM’nin bir diğer güçlü yönü insani yardım kapasitesidir. UNICEF, Dünya Gıda Programı, UNHCR ve Dünya Sağlık Örgütü gibi BM sistemi içindeki kuruluşlar; savaş, açlık, salgın, göç ve doğal afetlerden etkilenen milyonlarca insana ulaşabilmektedir. Devletlerin tek başına mücadele etmekte zorlandığı küresel sorunlarda ülkeler arasında kaynak, bilgi ve yardım koordinasyonu sağlayabilmesi BM’nin en somut işlevlerinden biridir.
Barış ve güvenliğin korunması da örgütün temel görevleri arasındadır. Güvenlik Konseyi siyasi çıkar çatışmaları ve veto nedeniyle zaman zaman hareketsiz kalsa da BM barış operasyonları dünyanın çeşitli çatışma bölgelerinde ateşkeslerin gözetilmesi, sivillerin korunması ve siyasi çözümlerin desteklenmesi amacıyla faaliyet göstermektedir. Barış operasyonlarının finansmanı bütün üye devletlerin ortak sorumluluğundadır.
BM aynı zamanda küresel sorunlara ortak hedefler belirleme gücüne sahiptir.
Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları; yoksulluk, eğitim, sağlık, eşitsizlik, çevre ve iklim gibi birbirine bağlı sorunları ortak bir gündem altında toplamıştır. İklim değişikliği, salgın hastalıklar, yapay zekâ ve dijital yönetişim gibi hiçbir devletin tek başına çözmesinin mümkün olmadığı yeni sorunlar, BM’nin önemini daha da artırmaktadır. Nitekim 81. Genel Kurul Başkanlığının öncelikleri arasında barış ve güvenliğin yanı sıra sürdürülebilir kalkınma, iklim, insan hakları ve yapay zekâ yönetişimi de bulunmaktadır.
Son olarak BM’nin belki de en önemli gücü, yerine aynı ölçekte başka bir kurum konulamamış olmasıdır. BM her krizi çözememekte, hatta bazı büyük krizlerde ciddi biçimde etkisiz kalabilmektedir. Ancak 193 ülkenin aynı sistem içinde temsil edildiği, küresel sorunların tartışılabildiği ve ortak kuralların üretilebildiği başka bir yapı mevcut değildir.
Bu nedenle asıl mesele BM’nin gerekli olup olmadığı değil, 21. yüzyılın güç dengelerine ve ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde nasıl daha adil, temsil kabiliyeti yüksek ve etkili hale getirilebileceğidir. 81. Genel Kurul’un “güveni yeniden tesis etmek” ve “dönüşümü yönetmek” vurgusu da esasen bu ihtiyacı ortaya koymaktadır. Güvenlik Konseyi reformuna ilişkin görüşmelerde de Konseyin günümüz dünyasını daha iyi temsil edecek biçimde genişletilmesi konusunda üye devletler arasında önemli ölçüde ortak görüş bulunduğu belirtilmektedir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
