İran’daki gösterilerde son zamanlarda adı giderek sık duyulan Rıza Pehlevi, 1979 İslam Devrimi ile devrilen Pehlevi Hanedanı’nın son şahı Muhammed Rıza Şah Pehlevi’nin en büyük oğlu.
31 Ekim 1960’ta Tahran’da doğan Pehlevi, İran monarşisinin veliaht prensi olarak yetiştirildi. Devrim sırasında henüz 18 yaşındaydı ve ailesiyle birlikte ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. O tarihten bu yana sürgünde yaşıyor.
Devrimin ardından ailesiyle birlikte önce Mısır’a, ardından ABD’ye yerleşen Rıza Pehlevi, eğitimini büyük ölçüde orada tamamladı, siyasi bilimler ve uluslararası ilişkiler alanlarında eğitim aldı. Babasının 1980 yılında hayatını kaybetmesinden sonra Pehlevi yanlıları tarafından sembolik olarak “İran Şahı” ilan edilse de, kendisi uzun yıllardır bu ünvanı fiilen kullanmamayı tercih etti.
Rıza Pehlevi, kendisini İran’da demokrasi, laiklik ve insan haklarını savunan bir muhalif figür olarak tanımlıyor. Son yıllarda özellikle vurguladığı temel nokta, İran’ın geleceğinin monarşi mi cumhuriyet mi olacağına halkın özgür iradesiyle karar vermesi gerektiği görüşü. Bu nedenle kendisini mutlak biçimde “monarşist” bir liderden ziyade, rejim değişimi sürecinde geçiş dönemine katkı sunabilecek bir figür olarak konumlandırıyor.
Pehlevi, İran’daki mevcut siyasal sistemi “teokratik bir diktatörlük” olarak nitelendiriyor ve bu yapının barışçıl yollarla sona erdirilmesini savunuyor. Şiddete dayalı bir iktidar değişimine karşı olduğunu, sivil itaatsizlik ve uluslararası baskının daha etkili olacağını söylüyor.
Muhalefetteki yeri
Rıza Pehlevi, İran muhalefeti içinde en tanınan ama aynı zamanda en tartışmalı isimlerden biri. Destekçileri onu, ülke içinde örgütlü muhalefetin bastırıldığı bir ortamda uluslararası alanda İran halkının sesi olabilecek nadir figürlerden biri olarak görüyor. Eleştirenler ise Pehlevi soyadının İran toplumunda geçmişteki otoriter yönetimi çağrıştırdığını ve bu nedenle geniş bir toplumsal mutabakat yaratamayacağını savunuyor.
Buna rağmen özellikle 2022’de Mahsa Amini’nin ölümüyle başlayan kitlesel protestoların ardından, Pehlevi’nin uluslararası görünürlüğü belirgin biçimde arttı. Avrupa Parlamentosu, ABD Kongresi ve çeşitli uluslararası platformlarda İran’daki insan hakları ihlallerine dikkat çeken açıklamalar yaptı.
Rıza Pehlevi’nin Batılı ülkelerle kurduğu temaslar, İran yönetimi tarafından sık sık “dış müdahale çağrısı” olarak yaftalanıyor. Pehlevi ise yaptırımların ve diplomatik baskının, İran halkını değil rejimi hedef alacak şekilde uygulanması gerektiğini savunuyor. İsrail ve Körfez ülkeleriyle temasları da İran muhalefeti içinde zaman zaman tartışma konusu oluyor.
Günümüzde Rıza Pehlevi ABD’de yaşamını sürdürüyor. Herhangi bir resmi siyasi görevde bulunmuyor; bir parti ya da silahlı yapı yönetmiyor. Buna rağmen, özellikle diaspora içindeki İranlılar arasında etkili bir sembolik figür olmayı sürdürüyor.
Rıza Pehlevi’nin siyasi ağırlığı, büyük ölçüde İran içinde olası bir rejim değişimi sonrası ortaya çıkacak geçiş sürecinde nasıl bir rol üstleneceğine bağlı. Destekçileri onu birleştirici bir figür olarak görürken, eleştirenler İran’ın geleceğinin geçmiş hanedanlarla değil, yeni toplumsal aktörlerle şekillenmesi gerektiğini savunuyor.
Özetle Pehlevi, ne yalnızca bir hanedan mirasçısı ne de klasik anlamda bir muhalefet lideri. İran’daki siyasal dönüşüm tartışmalarında adı sıkça geçse de, ülkenin geleceğinde nasıl bir yer edineceği hâlâ belirsizliğini koruyor. En önemli avantajı ise, muhalefetin bir lideri olmaması; bu da protestocuların onun çevresinde birleşmesi olasılığı gündeme getiriyor.
İlgili yazılar:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
