4 dakikalık mutluluk-Turgay Demir (Fotomaç)
“Çölde kutup ayısına denk gelen bahtsız Bedevi, Bizim Çocuklar’ın yanında piyango talihlisi gibi kalır…
Futbolumuz çok ciddi bir kaostan geçerken Millî Takım da adeta bir korku tüneline girmiş gibi. Sahadaki oyun zaman zaman umut verse tabelada hep hüsran yazıyor maalesef. Dün gece Bologna’da topla daha çok oynadık, daha fazla atak yaptık, daha çok pozisyon bulduk ama yine kaybettik. İtalya ilk geldiği pozisyonda golü buldu. Bu golün altından kalkmamız 61 dakika sürdü, mutluluğumuz ise sadece dört dakika… Oyuna bakarsak Yunus ve Aral kanatlarda uçurtma gibi gittiler. Ferdi, Salih, hatta Abdülkerim öne çıkıp gol aradılar. Defalarca rakip ceza sahasına kadar geldik ama boşuna..
Futbolda rakip kaleye gitmek elbette önemli fakat oraya neden gittiğinizi de göstermeniz gerekiyor. Gol atamıyorsanız, bütün o istatistikler anlamsız kalıyor. Çünkü futboldaki tek gerçek istatistik tabelaya yazılandır, diğerleri değil. Montella artık gitmeli… Bu takımı bilmem kaç maçtır santrforsuz oynatması ve sürekli devşirme santrfor arayışlarına girmesi, onun en büyük hatalarından biri. Bu seviyede, üstelik deplasmanda oynanabilecek iyi oyunlardan birini oynadığımız halde üç gol yiyip sadece bir gol atabiliyorsak ben en başta hocaya bakarım.”
A Ligi başka bir seviye-Mert Aydın (Milliyet)
“Milli maç arasını pek de sükunet içinde geçirmiyoruz. Bir yandan Uluslar Ligi maçlarını kaybediyoruz bir yandan da hakemler ve onları yöneten MHK ile ilgili suçlamaları dehşet içinde izliyoruz. Böyle bir ortamda Ali oynamış, Veli oynamamış, santrforsuz olmuyor, kolay gol yiyoruz gibi laflar da anlamsız kalıyor.
Bologna’da sakatlar ve cezalılar nedeniyle idealin çok dışında bir 11’le başladık. Aslında İtalya da… Onlar da rotasyon yapmışlardı. Hem de geniş bir rotasyon.
Aslında bu maçtaki hikayemiz çok da farklı değil öncekilerden. Topu ayağımıza aldığımızda iyiyiz güzeliz ama o top bir türlü içeri girmiyor. Rakibin ilk ciddi atağı kalemizde gol oluyor.
Türkiye, bu sıkıntıyı Dünya Kupası’ndan beri yaşıyor. Top rakipteyken daha rahatız sanki.”
Montella’nın arkadaşları milli kulübü!-Uğur Meleke (Hürriyet)
“11 günde 4 müsabaka oynadık. 360 dakikanın 260 dakikasını mağlup geçirdik. Kalemizde 11 gol gördük. Dört yenilgi aldık. Daha üzücü olansa şu: 44 tane de oynasak hepsini kaybedecek gibiydik maalesef.
Ev sahibi olduğumuz Fransa ve İtalya maçlarında 5-4-1 oynadık. Neden 5-4-1 oynadık, beşli savunma ile neyi amaçladık, biz henüz bunu anlamaya çalışırken Cuma gecesi Belçika deplasmanına klasik 4-2-3-1 ile çıktık. Dünse Bologna deplasmanında 3-4-1-2 şeklinde dizildik; on numarada İrfan, çift santrfor rolünde de Aral-Yunus…
Peki Montella’nın 4 maçta 3 farklı formasyon kullanmasının sebebi ne? Henüz ideal dizilişimizi bulamamış olması mı? Milli kadronun birden fazla formasyonu başarıyla oynayacağını düşünmesi mi? Yoksa oyuncular eksildikçe yaşanan çaresizlik mi?
Yanıt hepsi olabilir. Ama hiçbiri bu istikrarsız oyunun, organizasyon eksikliğinin gerekçesi olamaz. Maç kaybedebilirsiniz ama bir kimliğiniz, oyun tanımınız olmalı. Çok dağınık gözüküyor bizim takımımız.”
Şahsiyetli mücadele sergilediler-Ömer Üründül (Sabah)
“Uluslar Ligi A Grubu’ndaki 4. maçı da yenilgi ile kapattık. Dün gece rekor sayıda önemli oyuncularımız eksikti. Buna rağmen futbolcularımız korakor şahsiyetli bir mücadele sergilediler.
Ama değiştiremediğimiz makus talihimiz var; o da kolay goller yemek. Dün yine bu tarzda 3 gol yedik. Bunun dışında İtalya’nın Uğurcan’ın kurtardığı bir tane net pozisyonu var. Biz ilk yarıda 25 dakika oyunu karşı alanda oynadık, 5 korner kazandık. Ama hiçbir şekilde üretemedik. Zaten bu boy vasatisi ile kornerlerden gol çıkarmak tesadüfe bağlı olurdu. İkinci yarının ilk bölümünü de iyi oynadık. Aral ile iki pozisyon bulduk, sonra Aral ile golü bulduk. Ama kısa süre sonra yine yenik duruma düştük.”
İlgili haber:
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
