28 Eylül 1730 gecesi İstanbul’da Osmanlı tarihinin önemli dönüm noktalarından biri yaşandı: Patrona Halil İsyanı, III. Ahmed’in saltanatını sona erdirecek sürecin finaliydi.
İsyanın kökleri aslında birkaç gün öncesine uzanıyordu. 25 Eylül’de Patrona Halil ve beraberindeki isyancılar Beyazıt Camii çevresinde toplandı. Kapalıçarşı’ya girerek dükkânları kapattırdılar, esnafı yanlarına aldılar ve kısa sürede kalabalık bir güç oluşturdular. Ardından Etmeydanı’na geçerek yeniçerilerin de desteğini kazandılar.
İsyanın arkasında yalnızca Lale Devri’nin eğlenceleri ve lüks hayatı yoktu. Uzun süren savaşların getirdiği ekonomik sıkıntılar, yeni vergiler, esnafın yaşadığı sorunlar, devlet görevlerinde belirli çevrelerin öne çıkması ve özellikle İran savaşındaki başarısızlıklar İstanbul’daki hoşnutsuzluğu büyütmüştü.
28 Eylül gecesi III. Ahmed, Üsküdar’daki Hatice Sultan Sarayı’ndan gizlice Topkapı Sarayı’na döndü. Ertesi gün isyancıların taleplerini kabul etmek zorunda kaldı. Sadrazamı Nevşehirli Damad İbrahim Paşa ile bazı yakınlarının öldürülerek isyancılara teslim edilmesine razı oldu.
Ancak bu da isyanı durdurmadı.
III. Ahmed, 2 Ekim 1730’da tahttan çekildi ve yerine yeğeni I. Mahmud geçti. Böylece 1718’de Pasarofça Antlaşması’nın ardından başlayan ve sonradan “Lale Devri” adı verilen dönem sona erdi.
Patrona Halil ise kısa süre içinde İstanbul siyasetinde büyük bir güç haline geldi. Fakat isyanın ardından kurulan düzen de uzun sürmedi. I. Mahmud yönetimi, birkaç ay içinde Patrona Halil ve önde gelen adamlarını ortadan kaldırarak devlet otoritesini yeniden kurdu.
Patrona Halil İsyanı yalnızca bir “saray eğlencelerine karşı halk ayaklanması” olarak değildi. Ekonomik sıkıntıların, savaşların, siyasi çekişmelerin ve toplumsal hoşnutsuzluğun birleştiği bir güç mücadelesiydi.
Ve 28 Eylül 1730, İstanbul’un tarihinde bir dönemin kapandığı günlerden biri olarak kaldı.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
