Çin Halk Cumhuriyeti’nin Avrupa’ya ihraç ettiği ürünler çoğunlukla deniz yoluyla taşınıyor. Çin limanlarından kalkan devasa gemiler 30-40 günlük bir yolculuktan sonra Avrupa’ya varıyor.
Peki bu süre en fazla 25 güne inebilir mi?..
Bu soruya verilecek “evet” yanıtı gerçek olmak üzere.
İklim bilimciler en geç 2035 kışında Kuzey Buz Denizi’ndeki suların kış aylarında da buz tutmayacağını ileri sürüyor. Bu tarihi birkaç yıl geriye alanlar bile var. Ama en geç 2035 yılında Çin’in devasa kargo gemileri kuzeydeki bu su yolunu kullanarak Avrupa’ya 15 gün erken varacak. Şu anda nisan ve eylül ayları arasında geçiş yapılabilen Kuzey Buz Denizi en geç 2035 yılında 12 ay ulaşıma açık hale gelecek deniyor.
Şu anda Süveyş Kanalı üzerinden yürüyen ulaşım 21 bin kilometrelik (km) bir yolun kat edilmesini gerektiriyor. Oysa Arktik yolu 12800 km. Bu rotanın navlun süresini 15 gün kısaltarak Çin ihracat ekonomisine milyarlarca dolar tasarruf sağlayacağı da ileri sürülüyor.
Çin için inanılmaz bir rüya gibi değil mi?
Yani ABD’nin var gücüyle engellemeye çalıştığı Çin’in Kuşak Yol (karadan) Projesine de gerek kalmayacak gibi görünüyor. Çin’i kara yoluya Afrika ve Avrupa’ya bağlayacak bu yol üzerindeki ülkeler son hızla alt yapılarını hazırlama telaşı içindeyken birden farkına varacaklar ki buna hiç gerek yokmuş, çünkü Çin hiç kimseye beş kuruş para ödemeden kendi kargo gemileriyle Avrupa’nın kuzey limanlarına 25 günde tüm ürünlerini indirebiliyormuş.
Diğer yandan Malakka Boğazı’nın da her an yeni gelişmelere gebe olduğu İran Savaşı dolayısıyla görüldü yani Çin bunu gördü.
Onun için Arktik yolu muazzam bir şans Çin için…
Peki bu muhteşem düş reel yaşamda gerçek olabilir mi?
İşte burada yaşamın acı gerçekleri Çin’in karşısına devasa bir beton blok gibi dikiliveriyor.
Aslında Çin kuzeye 2018 yılından beri gözlerini dikti ve Arktik İpek Yolu inşa edeceğini, “Arctic Policy White Paper” belgesinde açıkladı.
Ama bize çok inanılmaz gelen kuzey yolunun Çin’e sağlayacağı avantajların gerçek olamayacak kadar güzel olduğunun Pekin de farkında.
Hangi engeller var peki?
Birinci sırada Rusya var.
Kuzey Buz Denizi’nin Asya kıyılarına neredeyse tamamen egemen olan Rusya şu anda bile envanterindeki en az on nükleer buzkıran gemisiyle bölgede hareket egemenliğine sahip. ABD’nin yalnızca nükleer dört buzkıran gemisi olduğunu belirteyim. Rusya Federasyonu bu arada kuzey filosunu da sürekli güçlendiriyor.
Çin’in Arktik geçiş konusunda Rusya’ya bağımlı hale gelmesi beklenemez. Bu yüzden Çin lideri Şi Cinping 2014 yılında Çin’i bir kutup gücü yapma hedefini açıkladı. Çin’in 2018’de “Arctic Policy White Paper” belgesinde açıkladığı gibi kendisini yakın Arktik-devlet ilan etmesinin de pek hükmü yok.
Çünkü Çin’in ilan ettiği şeyin uluslararası hukukta yeri yok. Üstelik “yakın Arktik-devlet” söylemi Kuzey Buz Denizi’ne kıyısı olan ülkelerin egemenlik haklarını tanımama anlamına geliyor. Rusya bu yoldan geçecek yabancı gemilerin önceden izin almasını, Rus pilotaj hizmeti kullanmasını, özel sigorta yaptırmasını daha şimdiden zorunlu tutuyor.
İkinci engel ise olağan şüpheliler.
NATO 2021’den beri Norveç ve Grönland açıklarında düzenli tatbikatlar yapıyor. Trump Amerikası bu konuda nasıl davranır bilinmez ama bu konuda hiçbir şey yapmamaları da beklenemez.
Kanada’nın da Çin’in Arktik su yolunu kullanmasına sessiz kalmayacağı tahmin ediliyor. Hele ki ABD’nin nefesini ensesinde hissettiği bir dönemde. ABD’nin narsist başkanı Trump biliyorsunuz Kanada’nın ABD’ye katılmasını istemişti.
Eh söylemeye gerek yok ki ABD’nin de Çin’in atakları karşısında bir kenarda durmayacağı söylenebilir.
İşin bir de çevre boyutu var.
Çin’in yalnızca su yolunu kullanmak gibi bir amacı yok. -Belki- Rusya ile iş birliği içinde Kuzey Buz Denizi kıyılarında da yeraltı kaynaklarını çıkarma ve işlemek gibi amaçları da var. Bu da oralarda binlerce yıldır yaşayan halkları doğrudan etkileyecek. Sözünü ettiğimiz bölge yani literatürde Arktik Okyanusu olarak geçen bölge tam 14 milyon 90 bin kilometrekarelik bir alanı kapsıyor.
Arktik bölgesinde Rusya Federasyonu içinde Sahalar (Yakutlar), Evenkiler, Evenler, Hantılar, Yukagirler, Nenetsler, Çukçiler, Kanada, Grönland ve Alaska’da İnuitler ve Yupikler, İsveç, Norveç, Finlandiya ve Rusya’nın Kola Yarımadası’nda Samiler yaşıyor (bu bölgede toplam 4 milyon insan yaşadığı tahmin ediliyor).
Onların geçimlerini sağladıkları denizlerin ve karaların yani ormanların kirlenmesi kesinlikle dikkate alınması gereken bir sorun olarak ortaya çıkacak gibi görünüyor. Ren geyiği çobanlığı yapan halkların bu yeşil alanlara kesinlikle çok ihtiyacı var.
Arktik Denizi’nde birçok balık ve kuş türü yanında memeli de yaşıyor. Örneğin kutup ayıları, foklar, morslar, belugalar (beyaz balina) ve narvaller (deniz gergedanı) milyonlarca yıldır bu denizi yurt bilmiş. Kuzey Buz Denizi’nin su yolu olarak yoğun biçimde kullanılmaya başlanmasının bu halkların ve hayvanların ve de doğanın yok olması anlamına geleceğini tahmin etmek bir kehanet sayılmasa gerek.
Görüldüğü gibi sorun yalnızca Çin ile ilgili değil, insanlıkla ilgili.
Doğa ve insanlar mı dikkate alınacak vahşi kapitalizmin ilkeleri mi?
Bu kararı verecek olanların kapitalistler olacağı belliyken sorunun yanıtının da ne olacağını artık biliyorsunuz.
Herkese keyifli günler…
Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
