Cumartesi, 24 Eki 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörSerbest Kürsü

Küresel öfkenin eşiğinde

Adil Gürkan
Son güncelleme: 24 Ekim 2026 16:08
Adil Gürkan
Paylaş
Paylaş

Avrupa’da ve Meksika’da sokaklar öfkeye ve ateşlere teslim olmuş durumda. Bu patlamalar, küresel bir huzursuzluk dalgasının habercisi gibi duruyor.

Ekonomilerin tekelleşmesi ve eşitsizlik, iklim krizinin patlattığı kıtlık dalgası, düzensiz göçler, dijitalleşmenin vardığı aşırı gözetim baskısı, toplulukları sokaklara itiyor.

Gelecekte daha sert gösteriler patlayabilir mi?

Avrupa’da yükselen enflasyon ya da Latin Amerika’daki kronik yoksulluk ortak bir paydadan beslenmektedir. Bu da sistemsel tükenmişliktir.

Milyarlarca insan geleceğe güvenememe ortak noktasında buluşmakta ve meşru siyasetten sokaklara kaymaktadır. 

Ekonomik, kültürel ve dijital bağlantısallık sayesinde, bir sokaktaki eylem birkaç dakika içinde Dünyanın her tarafına yayılmaktadır. 

Gelecekte sert gösterileri neler tetikleyebilir?

10 ile 20 yıla dönük projeksiyonlar oldukça fırtınalı zamanları işaret ediyor. Gerek çevresel ve gerekse toplumsal ölçekte ortaya konan öngörüler arasında şunlar var;

İklimlere bağlı mültecilik. Azalan kaynaklar için kapışmalar. Su paylaşımındaki riskler,

Gelişmiş merkezlere yönelecek göçler, sınır güvenliği önlemlerini sertleştirecek. Yerleşikler ile göçmenler arasında çatışmalar patlayabilecektir.

Yapay zekanın hızlandıracağı istihdam krizi bütün meslekleri tehdit ediyor. 

Sosyal güvenliğin zayıfladığı biz düzende, geniş kitleler hayatta kalma içgüdüsü ile sokaklara taşabilecek ve zaman zaman şiddete başvuracaklardır.

Orta sınıflar eriyor. En alt sınıflar gittikçe kalabalıklaşıyor. 

Demokratik kurumlara saygı azalıyor.

Radikalleşme nereye kadar uzanır?

Geçmişte, kalabalıklar genellikle reform talepleri ile sokağa çıkardı. 

Gelecekte bu talepler aşırı uçlara savrulabilir. Gösteriler kimlik değiştirebilir. 

Yerel ve küresel kurumların işlevselliğinin kaybolması, kitlelerin barışçıl müzakereye olan inancını tüketebilir.

Kamunun, artan kitlesel öfkeye karşı, yapay zeka destekli gözetim sistemlerini devreye sokması ve şiddet temelinde önlemler alması, eylemcilerin daha da radikalleşmesine neden olabilir. Şiddet karşılıklı bir sarmala dönüşebilir. 

Dünya bir yol ayrımında mı?

Avrupa’da ve Meksika’daki ayaklanma benzeri gösteriler münferit olaylar mıdır? 

Böyle bir teşhis riskleri hafife almak olur. Zira bu gürültü küresel sistemin çatırtısıdır.

İnsanlık, 10 ile 20 yıl arasında daha kitlesel, daha sert gösterilerin patlamasına hazır olmak zorundadır. Şiddet bütün dünyayı sarabilir. 

Bu kaçınılmaz bir son mudur? Asla. Bu tablo mutlak bir kader değildir.

Şiddetin önü alınabilir.

Öncelikle küresel servetin, ülkelere ve insanlara daha adil dağıtıldığı bir model geliştirilmeli ve tartışmasız biçimde uygulanmalıdır.

İklim krizine karşı cesur adımlar şimdiden atılmalıdır. 

Katılımcı ve doğrudan demokrasi mekanizmaları inşa edilmelidir.

Bireysel farkındalık ve toplumsal dayanışma

Bu kriz sarmalına karşı bireysel ölçekte adımlar atılmalıdır. 

Günlük tüketim alışkanlıklarında radikal değişimler şarttır. 

Çevreye bıraktığımız zararlı ayak izleri küçültülmelidir. 

Dayanışma ağları yaygınlaştırılmalıdır. 

Yalnızlaşma duygusuna karşı yerel topluluklara katılmak, komşuluk ilişkilerini canlandırmak ve sivil inisiyatiflerde yer almak somut adımlardır.

Eleştirel düşünceyi benimsemek, kutuplaştırıcı dilleri terk etmek ve yerel üretim kooperatiflerini desteklemek toplumsal direnci artıran adımlardır.

Sivil toplum kuruluşlarına düşen misyon

Bu yapılar, kamu ile dezavantajlı kitleler arasında barış ve güven köprüleri kurabilir ve hayati bir tampon görevi üstlenebilir.

Yasal hakları savunma bağlamında iklim adaleti, gelir eşitsizliği, dijital gözetlemeler gibi alanlarda çözüm üretebilir.

Yoksulların eğitime, sağlığa, besine ve temel kaynaklara erişebilmesi için projeler geliştirip kamu ve toplum ile paylaşabilir.

Kutuplaşmanın derinleştiği zamanlarda, arabulucu olarak devreye girebilirler. Böylece STK’lar barışçıl diyalog kanallarının açık tutabilirler. 

Kitlelerin öfkesi yapıcı bir hukuksal ve demokratik mücadeleye dönüştürülebilir. 

Yoksa…

Not: Bu yazıda, sosyoloji, ekonomi, kitlesel psikoloji, çevre krizleri gibi konu başlıklarında yapay zekadan kaynak araştırması için yararlandım. Ana fikir, gelecekteki tehlikeler ve çözüm tavsiyeleri tamamen bana aittir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAdil Gürkan
Takip et:
1956’da Mengen Hacıahmetler Köyünde doğdu. İlköğrenimini Mengen Cumhuriyet İlkokulunda tamamladı. Darüşşafaka Liseli olmakla gurur duyar. Hacettepe Üniversitesinde turizm ve işletme eğitimi aldı. Turizm ile ilgili olarak ABD- AH & MA Eğitim Enstitüsünden otelcilik diploması vardır. 1987 yılından bu yana turizm ve otelcilik sektöründedir. Genel olarak otel zincirlerinde ve 5 yıldızlı otellerde gelişen kariyerinde Genel Müdürlük yaptı. Bu gün itibarıyla Türkiye’nin büyük bir turizm grubunda Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak çalışmaktadır. Mutfak, bisiklet, şiir, roman, tarih ve arkeoloji, Anadolu otları, mantarları ve orman meyveleri özel ilgi alanındadır. Yaz ve kış denize girmek, uzun mesafe bisiklet sürmek tutkusudur. Hepsinden önemlisi, insan, hayvan ve doğa sevdalısıdır. Ütopyası, savaşsız, sömürüsüz, şiddetsiz bir dünyadır. Yazılarında genellikle insanı gülümsetmeye yönelik mizah kullanır. İnsanları güldürmek iyidir…
Önceki Makale Osmanlı’da “yandaş” düzen
Sonraki Makale Kentleşmek başka kentli olmak başka

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Gazetecilerin yürüyüşünden fotoğraflar

Medya Günlüğü
24 Ekim 2026
EditörKöşe Yazıları

Kentleşmek başka kentli olmak başka

İsmail Boy
24 Ekim 2026
EditörSerbest Kürsü

Osmanlı’da “yandaş” düzen

Halil Ocaklı
24 Ekim 2026
EditörSerbest Kürsü

Diploma mı algoritma mı? 

Nazife İdil Özkol
24 Ekim 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?