Salı, 6 Eki 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
GünlükManşet

Köşe yazılarında bugün

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 6 Ekim 2026 06:22
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

‘Eyalet sistemine geçebiliriz’-Orhan Bursalı (Cumhuriyet)

“Arşiv unutmaz derler ya, epey süre önce kupür kesip saklama alışkanlığım vardı, birikmiş kupürleri temizlerken yukarıdaki gazete kesiği elime geçti. Aha dedim ne kadar güncel. 28 Mart 2013 Perşembe tarihli Cumhuriyet’in 5.sayfa haberi. Gazetenin kendisine bakamadım, belki birinci sayfada manşete çekilmiş olabilir.

2013 biliyorsunuz, daha önce gizli yürütülen Oslo görüşmelerinden sonra gündeme gelen 1. çözüm süreci zamanları. Anlaştık denerek Dolmabahçe Sarayı’nda iktidar ve Kürt tarafı varılan mutabakatı açıkladıktan sonra, Cumhurbaşkanı Erdoğan kısa süre sonra bunu kabul etmedi ve masayı devirdi.

Peki neden? 2015 yılı seçim yılıydı. Varılan anlaşmaya seçmen mesafeli ve tepkiliydi. Hem de aylar süren akil adamların halkı ikna etme toplantıları ülke çapında yapılmasına rağmen. Cumhurbaşkanı belki de seçimleri kaybedebileceğini görmüştü.

Ama masayı devirmeden önce Erdoğan, yeni bir anayasayı gündeme getirmiş, Cumhuriyetin 100. yılını kastederek “2023 yılında eyalet sistemi konuşulabilir” demişti. Ona göre güçlü devletler için eyalet sistemi bölünme sorunu yaratmazdı. Belediyeler Yasası nedeniyle AKP milletvekillerine yaptığı konuşmadan:

“Osmanlı’da bir güçlü devlet olarak eyalet sistemi vardı. Çok sayıda eyalet vardı. Ben 2023’te başbakan olursam bunu düşünürüm, tartıştırırım, konuşurum. 2023’te Türkiye çok güçlü bir devlet haline gelecek, zenginleşecek.”

2013’te de süreç İmralı ile birlikte yürütülüyordu. Öcalan, Erdoğan’ın seçimlerde başkan olmasını destekleyeceklerini belirtiyor, buna karşılık Kürt bölgesinde hatta kendi savunma birlikleri dahil özerklik istiyordu: Dış politika ve milli savunma hariç.

Erdoğan o tarihte yalnızdı. Bahçeli en büyük düşmanıydı, Öcalan’ı asmaktan bahsediyor, seçim meydanlarında idam ipi sallandırıyordu. Hey gidi günler! Şimdi ise İmralı’nın en büyük dostu.

Erdoğan her zaman yaptığı gibi, kendisine en uçtan gelen eleştirilerin sorumlusu olan MHP’yi de AKP yanına çekecekti. Tıpkı, Soylu ve şimdiki Meclis Başkanı Kurtulmuş ve başkaları gibi. Bu konuda ustadır.

Bugün de iktidar savcıları aracılığıyla, belediyelerde YENİ Parti ve CHP’li meclis üyelerini çeşitli araçlar kullanarak AKP saflarına çekmekte ve seçimlerde kaybettiği belediyeleri bir bir devşirmektedir.”

Fon krizinin öncekilerden farkı ne?-Deniz Zeyrek (Nefes)

“AK Parti iktidarı 2002 yılından bu yana birçok krizle karşılaştı. Her seferinde de bu krizlerden kaynaklanan bir “mağduriyet” ve bu mağduriyeti yaratmakla suçladığı bir “öteki” üretti.

O ötekine yönelik halk tepkisi, iktidarın o krizlerden siyasi olarak güçlenerek çıkmasını sağladı. Hatırlayın lütfen:

– İlk sorun Türk Silahlı Kuvvetleri’ydi. İktidar, başörtüsü meselesi, 27 Nisan bildirisi, Cumhurbaşkanı seçimindeki 367 krizi, kapatma davası gibi AK Parti aleyhine girişimleri çok iyi bir propaganda malzemesine dönüştürdü. Bu krizlerdeki “sivil iktidara karşı vesayet kurmaya çalışan silahlı kuvvetler” AK Parti iktidarı için “mağduriyete sebep olan öteki” idi. Bu ötekine olan tepki halkın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a verdiği desteği büyüttü.

– Bir sonraki kriz kaynağı Gezi olaylarıydı. İktidar bu defa Gezi Parkı eylemlerini ve toplumsal muhalefeti “mağduriyete sebep olan öteki” olarak ilan etti. AK Parti tabanı bir defa daha iktidar etrafında toplanmıştı.

– Gezi olaylarına paralel gelişen bir krizin kaynağı da FETÖ meselesi oldu. MİT krizi, 17-25 Aralık ve dershane krizi o dönemde yaşandı. Böylece yeni bir “mağduriyete sebep olan öteki” çıkmıştı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra halk bir defa daha o ötekine karşı iktidarın etrafında kenetlendi.

– Önemli bir kriz kaynağı da PKK’ydı. Çözüm sürecinin başarısız olması, terör saldırılarının yoğunlaşması, meskûn mahal çatışmaları milletin huzur ve güven arayışını güçlendirirken, AK Parti bir defa daha iktidara geldi. 2015 yılında olduğu gibi 2023 seçimlerinde de iktidarın en büyük propaganda konusu “terörle mücadele” olmuştu.

– AK Parti iktidarı boyunca bir başka “öteki” de “dış güçler” kavramıydı. Başımıza gelen her kötülüğün kaynağı dış güçlerdi ve o dış güçler AK Parti iktidarının Türkiye’yi süper güce dönüştürmesini engellemek için elinden geleni yapıyordu. Uzmanlar, AK Parti’nin seçim kampanyalarında “bayrak etrafında toplanma” ve “dış güçlere meydan okuma” kavramlarının en az beş puan oy getirdiğini söylüyordu.

Son yaşanan fon krizini önceki krizlerden ayıran en önemli fark işte bu “öteki” kavramıydı.

AK Parti kurmayları Erdoğan’a “bu kriz öncekilerden farklı” derken işte bu noktaya dikkat çekmiş.

Bu defa “öteki” ilan edilecek bir yapı yoktu.

Kriz bizzat AK Partililer tarafından yaratılmıştı ve AK Parti içinde konuşuluyordu. Sadece mağdurlar değil, AK Parti’ye de zarar veriyordu.”

Siyasi sorumluluk kimin?-Fikri Sağlar (BirGün)

“Artık mesele yalnızca birkaç hakemin bahis oynayıp oynamadığı değildir…

Mesele; “bu düzenin nasıl oluştuğu ve yıllarca nasıl denetlenmediğidir…”

Bugün Merkez Hakem Kurulu (MHK) Başkanı Ferhat Gündoğdu dahil beş kişinin tutuklandığı bir hakem soruşturmasıyla karşı karşıyayız… Soruşturmada; “hakemlerin klasmanları, atamaları, puanlamaları, sınav süreçlerine ve bazı maçların yönetiminde yapılan kayırmalar ile hakem hatalara ilişkin iddiaları kapsadığı açıklanıyor…”

Aynı günlerde 448 kulüp yöneticisinin bahis nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kuruluna sevk edilmesi ise sorunun boyutunu daha da derinleştiriyor…

O halde artık, sorular tek tek kişilere değil, sorumluluk zincirinin tamamına yöneltilmelidir! Hakemlerden sorumlu olan MHK’dır!

Peki MHK’dan kim sorumludur? MHK yönetiminin sorumluluğu TFF’dedir! TFF’nin üzerinde kamu adına gözetim ve spor politikası sorumluluğu taşıyan kurum ise “Gençlik ve Spor Bakanlığıdır!” Soralım; bu kurum bu güne kadar  ne yapmıştır???

Sadece seyretmiştir…

Yıllardır futbolun içindeki bahis ve hakem tartışmaları TV ve radyolardan yayımlanır, teknik direktörlerin ve kulüp başkanlarının bağırışları medyada yer alır…

Ama Bakanlıktan hiç ses çıkmaz! Çünkü yetkililer, bu çığlıkları hangi belgelere bakarak izler, yasa ve yönetmeliklere uygun bir denetim yapar mı? Bilinmez…

Sadece  seyretmekle kalır! Dünyada çok nadir rastlanan stat olayları ülkemizde olağan hale geldi… Hatta bir kulüp başkanı maçın hakemini, sahanın içinde yumruklamıştı… Yumruk yiyen hakemin hastane yatağındaki resimleri hatıra olarak kalmış, başkana ise suçun ağırlığını hissettirecek  ceza dahi verilmemişti…

TFF’ye sormak lazım; Şimdiye kadar; “usulsüzlük ve yolsuzluklarla ilgili hangi denetim raporları hazırlanmış ve uyarılar yapılmıştır?  Hangi yöneticiler hakkında işlem talep edilmiştir? Devletin denetim mekanizması, ancak savcılık soruşturma başlattığında mı çalışmaktadır? İşte “siyasi sorumluluk” tam burada başlar…

Bir hakemin yaptığı eylemin hukuki sorumluluğu kendisine ait olabilir, ancak bir MHK yöneticisinin yanlış bir eylemi varsa, onun hukuki ve idari sorumluluğu kurulca  değerlendirilir…  Ayrıca TFF yönetiminin idari sorumluluğu, bakanlık tarafında dikkatlice tartışılır… Ama, bütün bunların üzerinde daha büyük bir soru vardır ki: O da; “Bu sistemin yıllarca denetlenmemesinin siyasi sorumluluğu kime aittir???”

Enflasyonda psikolojik sınır kırıldı-Naki Bakır (Dünya)

“Eylülde TÜFE artışı yüzde 1,84’le beklentilerin altında geldi, yıllık enflasyon yüzde 29,73’le son 57 ayın en düşük düzeyine indi. Enflasyonun ana kaynağı olan gıdada eylülde yaşanan düşüş, endeksteki ağırlığı ile orantılı biçimde aylık manşet enflasyonu aşağı çekti.

Aylık enflasyon, eylülde gıda fiyatlarındaki ge­rilemenin de etkisiyle piyasa beklentilerinin altında gelirken yüzde 29,7’ye düşen yıllık enflasyonda 57 ay sonra ilk kez yüzde 30’un altının gö­rülmesiyle birlikte bu alanda bir psikolojik sınır kırıldı.

Türkiye İstatistik Kuru­mu’nun (TÜİK) açıkladığı ve­rilere göre, eylülde Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) önceki aya göre yüzde 1,84 arttı. Ay­lık artış, Piyasa Katılımcıla­rı Anketinde yüzde 2,12 çıkan beklentinin altında geldi. TÜ­FE’de ocak-eylül dönemindeki kümülatif artış yüzde 24,32’ye ulaştı. Aylık oranın geçen yılın eylül ayındaki yüzde 3,23’ün al­tında kalması, yıllık enflasyonu ağustosa göre 1,78 puan düşü­rerek yüzde 29,73’e çekti. Yıllık enflasyon bundan önce en son Kasım 2021’de yüzde 21,31’le bu seviyenin altındaydı. İzle­yen aylarda yükselişe geçen, 2022 eylülünde yüzde 85,5’i gö­ren enflasyon iniş çıkışlı bir se­yir izlemiş, ancak bu dönemde yıllık bazda hep yüzde 30 bara­jının üzerinde kalmıştı.

Yıllık enflasyonun yüzde 30’un altına inmesi, ekonomik aktörlerin zihnindeki “enflas­yonist katılık” algısını kıran sembolik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor. Bu dü­şüş, piyasa profesyonelleri için dezenflasyon sürecinin kalıcı hale geldiği yönünde güçlü gü­ven sinyali potansiyeli taşır­ken; şirketlerin önden yükle­meli fahiş zam yapma eğilimini hafifletici ve TL varlıklara olan ilgiyi psikolojik olarak destek­leyici bir gelişme olarak değer­lendiriliyor. Ancak bu kırılma­nın toplumsal tabana yayılması ve kalıcı bir davranış değişikli­ğine dönüşmesi, sokakta hisse­dilen alım gücü istikrarına ve oranların önümüzdeki aylarda da kesintisiz gerilemeye devam etmesine bağlı bulunuyor.”

Oldu olacak 5 Ekim “Enflasyon Bayramı” ilan edilsin!-Alaattin Aktaş (ekonomim.com)

“Yıl 2021, kasım ayı… Yıllık TÜFE artışı yüzde 21,31 düzeyinde… Ama eylül ayındaki faiz indirimi ve devamında ortaya çıkan kur patlaması aralık ayında çok yüksek bir enflasyon geleceğini gösteriyor ve nitekim aralıkta rekor kırılıyor. Aylık enflasyon yüzde 13,58 ve yıllık bazda da yüzde 36,08’e ulaşılıyor.

Sonrasında yüzde 30’un altında bir oranı ara ki bulasın! 2021’in aralık ayından bu yılın ağustosuna kadar geçen dönemde bir daha hiçbir ay yıllık bazda yüzde 30’un altı görülemiyor.

Geliniyor bu yılın eylülüne… Geçen yıl eylüldeki yüzde 3,23 artış yıllık hesaptan çıkıyor, yerine bu yılın eylülündeki yüzde 1,84 giriyor ve yıllık enflasyon da 57 ay aradan sonra yüzde 30’un altına iniyor. Yıllık enflasyon artık yüzde 29,73’tür. Yüzde 30’un altına inilmiştir.

Artık bu oranın açıklandığı 5 Ekim bir şekilde bayram ilan edilmelidir. Artık adına “Enflasyonun Belini Kırma Bayramı” mı denir, “Enflasyonun Başını Ezme Bayramı” mı, bilemem; ama bir ad bulunmalı ve yüzde 30’un altına inilmesi bir şekilde kutlanmalıdır.

Öyle ya, Türkiye neredeyse beş yıldır bu oranı bekliyor. Hele hele geçen yılın şubatında yüzde 40’ın altına inildikten sonra 30’lara takılıp kalınmış. Bir türlü yüzde 30’lar aşağı yönde kırılamıyordu. İşte şimdi o da oldu.

Biraz önce belirttiğim gibi yıllık hesaplamadan geçen yılın eylülündeki görece yüksek yüzde 3,23’ün çıkmasından sonra yerine girecek oranın çok daha düşük olacağı zaten bekleniyordu. Gerçi beklenen TÜİK’in açıkladığı yüzde 1,84 gibi bir oran değildi, ağırlıklı tahminler yüzde 2,2-2,4 dolayındaydı ama yine de tahminlere paralel bir gerçekleşme olduğunda bile yıllık oran gerileyecekti.

Dolayısıyla TÜİK eylül artışını yüzde 1,84 değil de biraz yüksek açıklamış olsa bile çok şey değişmeyecekti. Somutlaştıralım; eylül artışı yüzde 2,05 bile olsa yıllık oran yine yüzde 30’un altına inecekti.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram 

EtiketlendiMedyaPolitika
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale İtalyan medyası ne yazdı?
Sonraki Makale Tele2 Haber Tele3 Haber oldu

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

EditörGünlük

Medyada millî maç yorumları

Medya Günlüğü
6 Ekim 2026
EditörGünlük

“Adanalı” astronot Burnham kimdir?

Medya Günlüğü
6 Ekim 2026
EditörGünlük

Efsane kaleci Datcu kimdir?

Medya Günlüğü
6 Ekim 2026
Günlük

Tele2 Haber Tele3 Haber oldu

Medya Günlüğü
6 Ekim 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?