Cuma, 14 Ağu 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Serbest Kürsü

Kasım ayında erken seçim olur mu?..

Gürsel Demirok
Son güncelleme: 29 Temmuz 2026 23:23
Gürsel Demirok
Paylaş
Paylaş

Bu köşede daha önce yayımlanan yazılarımda, CHP’nin bütünlüğünün korunmasının, parti içinde birlik ve beraberliğin sağlanmasının önemine dikkat çekmiştim.

CHP gibi köklü, demokratik gelenekleri güçlü ve çok sesli bir partiyi yönetmenin hiçbir zaman kolay olmadığını; farklı görüşleri, farklı siyasi eğilimleri ve güçlü kişilikleri ortak bir hedef etrafında buluşturmanın ciddi bir liderlik becerisi gerektirdiğini ifade etmiştim.

Hem Kemal Kılıçdaroğlu hem de Özgür Özel kanadından beklenenin sağduyulu bir liderlik anlayışı sergilemeleri, yaşanan sorunları diyalog yoluyla çözmeleri ve parti içindeki gerilimi artıracak söylem ve eylemlerden kaçınmaları gerektiğini vurgulamıştım.

CHP’ye gönül veren milyonlarca insanın beklentisinin ise parti içi tartışmalar değil; ekonomiye, hukuka, sosyal politikalara ve dış politikaya ilişkin güçlü çözüm önerileri duymak olduğunu belirtmiştim. Muhalefetin toplum nezdinde güven veren ve iktidara hazır bir alternatif görüntüsü oluşturmasının önemine dikkat çekmiştim. Cumhur İttifakı’nın erken seçim kararı alma ihtimalinden söz etmiştim.

Ne var ki beklenen uzlaşma sağlanamadı. Aksine, yaşanan gelişmeler CHP’deki ayrışmayı daha da derinleştirdi ve siyaset yeni bir döneme girdi.

Kurulan Yeni Parti’ye siyaset hayatında başarılar diliyorum. Partiyi kuran kadrolar önemli ve zor bir sorumluluk üstlenmiş durumda. Yeni partiye yönelik beklentilerin ve umutların oldukça yüksek olduğu görülüyor.

Diğer taraftan CHP ise yeni üyelerle farklı bir görünüm oluşturma çabasında. Bu süreçte kamuoyunda çeşitli tartışmalar yaşanıyor. Bazı medya organlarında, İstanbul’da yapılan üye katılım töreni ile ilgili farklı iddialar gündeme getirildi. Bu iddiaların doğruluğu ise kamuoyunun takdirindedir.

Tam da bu ortamda eski milletvekili ve siyasi analist Feyzi İşbaşaran’ın sosyal medya platformu X’te yaptığı bir değerlendirme dikkatimi çekti. İşbaşaran özetle şu olasılık üzerinde duruyor:

Terörsüz Türkiye’ye ilişkin çerçeve düzenlemenin TBMM’den geçmesinin ardından Meclis’in Kasım 2026’da erken seçim kararı alabileceğini; muhalefetin bölünmüş görüntüsünün iktidarın elini güçlendirebileceğini; yeni kurulan partinin seçimlere katılım bakımından hukuki engellerle karşılaşabileceğini; bunun da muhalefetin seçim performansını olumsuz etkileyebileceğini öne sürüyor.

İşbaşaran ayrıca, seçim sonrasında ekonomik bazı adımların atılmasının da iktidarın seçim stratejisinin bir parçası olabileceği değerlendirmesinde bulunuyor.

Elbette bunların tamamı bir siyasi analiz ve olası senaryodan ibaret. Gerçekleşip gerçekleşmeyeceğini bugün kimse kesin olarak bilemez.

Bu değerlendirmelerin ardından kamuoyunda da farklı yorumlar yapılıyor. Kimi bu senaryonun gerçekleşmeyeceğini umut ettiğini söylerken, kimi de muhalefetin bu ihtimali dikkate alması gerektiğini savunuyor. Bazıları ise yeni partinin kurulurken tüm hukuki ve siyasi ihtimallerin hesaplanmış olabileceğini düşünüyor.

Feyzi İşbaşaran da söz konusu değerlendirmelerinin bir temenni değil, muhalefeti olası risklere karşı uyarmayı amaçlayan siyasi bir analiz olduğunu ifade ediyor.

Türkiye siyaseti geçmişte birçok kez beklenmedik gelişmelere sahne oldu. Bu nedenle hiçbir ihtimali tamamen dışlamak da, kesin gerçekleşecekmiş gibi görmek de doğru değildir.

Ancak görünen o ki önümüzdeki aylar, hem iktidar hem de muhalefet açısından oldukça hareketli geçecek. Erken seçim kararı alınır mı alınmaz mı, bunu zaman gösterecek. Fakat hangi senaryo gerçekleşirse gerçekleşsin, siyaset kurumunun en büyük sorumluluğu topluma güven veren, kutuplaşmayı azaltan ve demokratik rekabeti güçlendiren bir anlayışı hâkim kılmaktır.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanGürsel Demirok
Takip et:
Emekli diplomat. 1945 yılında doğdu. Darüşşafaka Lisesi'ni 1964 yılında bitirdi. 1968 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun oldu. 1969'da Dışişleri Bakanlığı'na girdi. Türkiye Daimi Temsilciliğinde görevli olduğu yıllarda (1974-1977) BM Genel Kurulu 4, Komite (Decolonisation Committee) Raportörlüğüne seçildi. Kuveyt”in, Irak tarafından işgal edildiği tarihlerde, Kuveyt Büyükelçiliğimiz Müsteşarı idi. 1993-1997 yılları arasında Mainz Başkonsolosu olarak görev yaptı. Bu görevde iken girişimlerde bulunarak Mustafa Kemal Atatürk’ün 1917’de Veliaht Vahdettin ile birlikte Almanya’ya yaptığı ziyaret anısına Türk heyetinin kaldığı görev bölgesindeki Bad Kreuznach Park Hotel‘de 23 Nisan 1997 de Atatürk Salonu açılmasını ve ziyaret anısına otelin girişine bir yazıt konulmasını sağladı. Açılış görkemli bir törenle gerçekleştirildi. Otel bugün Türklerin etkinlikler düzenledikleri bir mekâna dönüştü. 1997 yılında Dışişleri Bakanlığı müşaviri olarak atandı. Bakanlık müşaviri iken, Başbakanlık İnsan Hakları Koordinatör Üst Kurulu Sekreterya Başkanı oldu. 57. Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti döneminde hazırladığı ilerici insan hakları raporu AB Kopenhag Kriterlerinin karşılanmasına yönelik çalışmalarda referans belgesi olarak kullanıldı ve “Demirok Raporu “olarak anıldı. 2000-2004 yılları arasında Zürih Başkonsolosu olarak görev yaptı. Zürih Başkonsolosluğu binasında Park Hotel’deki Atatürk Salonuna benzer bir Atatürk Salonu açtı. Salonda Kurtuluş savaşı ve Cumhuriyetin kuruluş yıllarına ilişkin belge ve fotoğraflar yer almakta. Bu salonda da Türkleri buluşturan etkinlikler düzenlenmekte. Mainz ve Zürih‘te Başkonsolos iken vatandaşlarımızla birlikte olmaya, derneklerinin düzenledikleri etkinliklere katılmaya, çocuklarımızı okullarında ziyaret etmeğe, gençlerin sportif müsabakalarına katılmaya büyük önem verdi. 2004 yılında Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreteri Yiğit Alpogan'ın başdanışmanı oldu, 2005 yılında MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanı olarak atandı ve bu görevindeyken 2010 yılında yaş haddinden emekliye ayrıldı. MGK Araştırma ve Değerlendirme Dairesi Başkanlığı'na atanmış ilk sivil görevlidir. Atatürk’ün Almanya gezisi ve Avrupa’daki Türkler üzerine kitapları var. Emekli olduktan sonra medyada köşe yazıları kaleme almaya başladı .
Önceki Makale Suç dijitalleşti mücadele de değişmek zorunda
Sonraki Makale Haberciler ifadeye çağrıldı

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Serbest Kürsü

Zor kararları MGK mi alacak?

Gürsel Demirok
13 Ağustos 2026
Serbest Kürsü

Kapitalizmin çivisi

Tijen Zeybek
12 Ağustos 2026
Serbest Kürsü

Örgütsel güç nereye taşınacak?

Mustafa Böğürcü
11 Ağustos 2026
EditörSerbest Kürsü

Dijital vatandaşlık

Yıldırım Aktuğan
11 Ağustos 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?