Cuma, 2 Eki 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
ManşetSerbest Kürsü

Kars’a peyniri kim öğretti?

Adil Gürkan
Son güncelleme: 2 Ekim 2026 12:02
Adil Gürkan
Paylaş
Paylaş

Peynir üretimini bugüne kadar Kars’ın yerli halkının tarihten gelen mahareti sanıyordum. Ama yanlış biliyormuşum. Yeni öğrendim. 

Meğer kuzeyin bilge insanları gelip bu sanatı öğretmişler Kars insanına.

İşte hayat böyle bir şey. Dünyanın bir ucunda yapılan bir keşif eninde sonunda insanlığın ortak yaşam hazinesine muazzam bir katkı olarak kaydediliyor.

Evet.

Bir grup Estonyalı gelmiş. Kars’a yerleşmiş. Mimariden gastronomiye, inançlardan insanlık değerlerine uzanan büyüleyici bir uygarlıklar buluşması gerçekleşmiş.

93 Harbi’nin tetiklediği göç

Tarihe “93 Harbi” olarak geçen 1877- 1878 Osmanlı-Rus savaşının ardından Kars işgal edilmişti. Çarlık Rusyası stratejik bir hamle ile bölgeye farklı milletlerden gruplar yerleştirmeye başladı. Bunların arasında Estonyalı altmış aile de vardı.

Baltık yaşam tarzına sahip olan bu topluluk Kars merkeze bağlı bir köy kurdu. İsmini de “Novo Estonskoye” koydular. Bugünkü adı ise Karacaören.

1930 anlaşması ile Kars yeniden vatan toprağına kavuştu. Estonlar da Türkiye Cumhuriyeti’ni benimsediler. Ülkenin öz evlatları olarak kabul edildiler.

Estonların “peynir devrimi“

Gelelim peynir meselesine…

Kars bugün Türkiye’nin gastronomi başkentlerinden birisidir. Adını bütün dünyaya gravyer ile duyurmaktadır. 

Bu sürece hakkaniyet ile bakmak adına Estonların büyük katkısını mutlaka vurgulamak gerekir. Onlar Kars insanının coğrafi bilincine eşsiz bir beceri kattılar.

İşgal yıllarında, kente İsviçreli peynirci David Moser geldi. Yaylaların bitki örtüsünü ve flora zenginliğini gördükten sonra, İsviçre tipi gravyer üretimi için adım atmıştı. Bu aşamada hayvancılıkta çok ileri seviyede olan Estonlar devreye girmiş.

Rusçada, “imalathane” ya da “fabrika” anlamına gelen “Zavot” (Zavod) kelimesinden esinlenerek kurdukları modern mandıralarla Kars’ın kaderini değiştirmişler. 

Kars’ın Boğatepe köyü (eski adıyla Büyük Zavot), Türkiye’de gravyer peynirinin ilk üretildiği ve bu kültürün doğduğu ikonik merkezdir. 

2.600 metreyi aşan rakımı ve Alpler’i andıran zengin bitki örtüsüyle (flora), köyün peynircilik tarihi uluslararası göçler ve çok kültürlü bir mirasla şekillenmiştir.

Modern hayvancılık ve başarı

Sütün hijyenik koşullarda toplanması, dev bakır kazanlarda ustalıkla işlenmesi ve karanlık mahzenlerde olgunlaştırılması tekniklerini yöre halkına Estonlar öğretmiş.

Bugün sofralarımızın baş tacı olan eski kaşar ve gravyer, o gün devreye giren ortak akıl ve olumlu enerjinin günümüze taşıdığı muhteşem bir mirastır.

Bozkırda bir kuzey ışığı

Bugün Karacaören köyünün sokaklarında gezdiğinizde, o ihtişamlı Baltık evlerinin birçoğunun zamana ve sert kışlara yenik düşerek sessizliğe büründüğünü görürsünüz. 

Fiziksel yapılar yavaş yavaş silinse de, Estonların Kars’a bıraktığı miras asla silinmeyecek kadar derinlere işlemiştir.

Terekeme göçü ve Cumhuriyet

1917 Bolşevik Devrimi sonrası Ruslar ve Malakanlar bölgeden çekilince, köye Tiflis’in Borçalı bölgesinden göç eden Terekeme (Karapapak) Türkleri yerleşti.

Köye yeni gelen Türk nüfusu, Malakanlardan kalan eski gravyer atölyelerini, ahşap ekipmanları ve üretim tekniklerini devralarak mandıracılık geleneğini kesintisiz sürdürdü.

1980’lerden itibaren değişen ekonomik koşullar, köylerden kentlere yapılan yoğun göçler ve yerel mandıraların endüstriyel üretime karşı zorlanması nedeniyle Boğatepe’deki peynir üretimi gerileme dönemine girdi. 

Yeniden doğuş ve “Slow Food”

2000’li yılların başında İlhan Koçulu Boğatepe Çevre ve Yaşam Derneğini kurdu. Peynirciliği yeniden canlandırmak için bir kooperatifleşme hareketi başlattı. Köylü kadınların da aktif katılımıyla tıbbi ve aromatik bitki eğitimleri düzenlendi.

Bu çalışmaların ardından, köydeki tarihi zavot binalarından biri restore edilerek Türkiye’nin ilk ve tek Eko-Peynir Müzesi kuruldu. 

Müzede gravyer yapımında kullanılan tarihi aparatlar, Malakan dönemine ait fotoğraflar ve peynircilik tarihi sergilenmektedir.

Boğatepe gravyeri, katkısız geleneksel yöntemlerle üretilmeye devam ederek, dünya çapındaki “Slow Food” listelerine girmeyi başardı.

Kars’ta kesilen her tekerlek gravyer peynirinde, adeta kuzeyden gelen bilgelik ve kardeşlik tadı da vardır.

Bu hikaye sadece bir göçün değil; farklı dünyaların, aynı gök kubbe altında birbirini zenginleştirerek nasıl ortak bir vatan yarattığının en güzel destanıdır.

Not: Görsel yapay zekâyla üretilmiştir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanAdil Gürkan
Takip et:
1956’da Mengen Hacıahmetler Köyünde doğdu. İlköğrenimini Mengen Cumhuriyet İlkokulunda tamamladı. Darüşşafaka Liseli olmakla gurur duyar. Hacettepe Üniversitesinde turizm ve işletme eğitimi aldı. Turizm ile ilgili olarak ABD- AH & MA Eğitim Enstitüsünden otelcilik diploması vardır. 1987 yılından bu yana turizm ve otelcilik sektöründedir. Genel olarak otel zincirlerinde ve 5 yıldızlı otellerde gelişen kariyerinde Genel Müdürlük yaptı. Bu gün itibarıyla Türkiye’nin büyük bir turizm grubunda Kurumsal İletişim ve Eğitim Direktörü olarak çalışmaktadır. Mutfak, bisiklet, şiir, roman, tarih ve arkeoloji, Anadolu otları, mantarları ve orman meyveleri özel ilgi alanındadır. Yaz ve kış denize girmek, uzun mesafe bisiklet sürmek tutkusudur. Hepsinden önemlisi, insan, hayvan ve doğa sevdalısıdır. Ütopyası, savaşsız, sömürüsüz, şiddetsiz bir dünyadır. Yazılarında genellikle insanı gülümsetmeye yönelik mizah kullanır. İnsanları güldürmek iyidir…
Önceki Makale Okey mi? Okey okey…
Sonraki Makale Hruşovka, Stalinka, bu da Putinka

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

ManşetSerbest Kürsü

Aşırı öz güvenin yıkımı

Ahmet Ali Çamlıkaya
2 Ekim 2026
GünlükManşet

Okey mi? Okey okey…

Medya Günlüğü
2 Ekim 2026
GünlükManşet

Havada Sovyetlere dönüş

Medya Günlüğü
2 Ekim 2026
GünlükManşet

Mevlana’nın mirası

Medya Günlüğü
2 Ekim 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?