Norveçli filozof Wessel Zapffe’nin insanın doğadaki yerini ve bunu kavrayışını anlatabilmek için kullandığı bir metafordur İrlanda geyiği.
Geyik gerçektir, yaşamıştır ve sonra da tıpkı dinozorlar gibi yok olmuştur. Ancak yok oluş sebebi değişen doğa koşulları değil, bizzat kendi varlığına içkin bir özelliktir. Zapffe insanın sonunun da tıpkı İrlanda geyiği gibi olacağını söyler.
İrlanda geyiğinin neslinin tükenmesinin sebebi onu çok güçlü ve yenilmez kılan olağanüstü boynuzlarıdır. Bunlar bir hata, bir sapma olarak evrimsel süreçte aşırı büyümüşlerdir. İki buçuk metreye varan uzunluğu ve korkunç ağırlığı ile bu boynuzlar o kadar devasa bir boyuta ulaşmıştır ki bir süre sonra hayvan artık kafasını kaldıramaz, ormanlık alanlarda hareket edemez ve beslenemez hale gelmiştir. Kendi “gelişiminin” kurbanı olmuştur. Zapffe’ye göre insanın kendisini yok edecek boynuzları ise beynidir. İnsan beyni de tıpkı İrlanda geyiğinin boynuzları gibi evrimsel bir aşırılıktır. Bu bilinç düzeyi insanın hayatta kalması için gerekenden ve insan varlığının taşıyabileceğinden çok ağır bir yüktür. Doğa, insana ihtiyacından çok daha fazla bir farkındalık (hiper farkındalık) vermiştir.
Diğer hiçbir canlı varoluşunu sorgulamaz ve varlığına anlam yüklemeye çalışmazken; insan, bu aşırı gelişmiş beynin ürettiği bilinç yüzünden doğanın sınırlarını aşarak, varlığına/kozmosa bir anlam, sonsuzluk arayışına sürüklenmiştir. Bu zihin hali ise insanı kalıcı bir melankoliye, kaygıya ve varoluşsal acıya sürükler. Zapffe buna “Kozmik Panik” adını verir ve bu tanım literatüre geçer.
Özetle Zapffe, insanın kendi gelişmiş bilincinin altında ezilen trajedi dolu bir canlı olduğunu anlatmak için kendi gücü tarafından ezilen ve nesli tükenen İrlanda geyiğini örnek gösterir. Zapffe’nin bu varoluşsal trajediden kaçınmak için insanların geliştirdiğini söylediği dört savunma mekanizması vardır. Bunlar, izolasyon, inanç, meşguliyet ve yüceltme mekanizmalarıdır.
Günümüzde insanların nasıl olup da bir takımın, bir siyasi partinin, bir dinin, bir liderin, bir davanın, bir ideolojinin esiri olabildikleri sorusuna kafa yoranlar bir de bu açıdan bakabilirler. Dahası; şehirleştikçe, doğadan koptukça, artan psikolojik rahatsızlıklar ve yalnızlık duygusu, bağımlılıklar, şiddete eğilim konularına kafa yoranlar için de Zapffe ufuk açıcı olabilir. Neden gökyüzünün ötelerinden bir tanrı, olmadı başka gezegenlerden uzaylı, olmadı kâhin, olmadı kral, olmadı imparator, reis, başkan istiyor insan. Gelsin ve cümle âleme bir ayar versin diye değil mi?
Ayarı doğa verecek gene. Ya da tanrı. Hem de imparator, bakan, başbakan, mafya babası, Elon Musk, Trump vs. ayırmadan. Çocuk, yaşlı, engelli, sağlam, ünlü, ünsüz de ayırmadan.
***
Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:
