Çarşamba, 7 Oca 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Köşe Yazıları

İran sokakları neden yine karıştı?

Metin Duyar
Son güncelleme: 3 Ocak 2026 16:58
Metin Duyar
Paylaş
Paylaş

İran’da sokakların yeniden hareketlenmesi, tek bir kıvılcımla açıklanabilecek bir olay değil; daha çok uzun süredir biriken ekonomik, toplumsal ve siyasal basıncın belirli anlarda yüzeye çıkma biçimi olarak okunmalı.

Son haftalarda yaşananlar ne ani bir rejim krizine ne de kendiliğinden gelişmiş bir kaos hâline işaret ediyor. Görünen tablo, sistemin kendi içinde taşıdığı gerilimlerin artık bastırılamayacak ölçüde görünür hâle gelmesi.

Ekonomik zemin bu sürecin en belirleyici katmanını oluşturuyor. Enflasyonun kalıcı biçimde yüksek seyretmesi, ulusal para biriminin değer kaybı ve özellikle genç nüfus açısından derinleşen işsizlik, gündelik hayatı giderek daha kırılgan hâle getiriyor. Dış yaptırımlar bu tabloyu ağırlaştırıyor; ancak ciddi uluslararası basında da vurgulandığı gibi, yaptırımlar artık tek başına açıklayıcı değil. Asıl sorun, yaptırımların yarattığı baskının içeride nasıl yönetildiğiyle doğrudan ilişkili. Gelir dağılımındaki adaletsizlik, devlet kaynaklarının dar bir çevrede toplanması ve yaşam maliyetinin hızla artması, toplumsal sabrı aşındıran temel dinamikler olarak öne çıkıyor.

Bu ekonomik sıkışmaya eşlik eden ikinci katman, toplumsal kontrol ve gündelik özgürlük alanlarıyla ilgili. 2022’deki protesto dalgasından bu yana özellikle kadınların kamusal alandaki varlığı ve gençlerin yaşam tarzı üzerindeki baskılar zaman zaman geri çekilmiş gibi görünse de ortadan kalkmış değil. Dönemsel olarak artan denetimler, ahlaki ve kültürel normların sert biçimde uygulanması, sokakta hissedilen gerilimi yeniden üretiyor. Buradaki mesele yalnızca bireysel özgürlükler değil; devlet ile toplum arasındaki mesafenin giderek büyümesi ve bu mesafenin kapatılmasına dair inancın zayıflaması.

Üçüncü ve çoğu zaman gözden kaçan boyut ise siyasal temsil krizi. Protestolara katılan kesimler büyük ideolojik sloganlardan çok, “duyulmama” hissini dile getiriyor. Reform kanallarının tıkalı olduğu algısı, seçimlerin gerçek bir değişim üretmediği düşüncesi ve karar alma süreçlerinin kapalı yapısı, sokakları bir tür alternatif ifade alanına dönüştürüyor. Bu nedenle eylemler klasik muhalefet hareketlerinden farklı bir görünüm sergiliyor; daha dağınık, liderlikten yoksun ve yer yer çelişkili bir yapı ortaya çıkıyor.

Bu iç dinamikler, bölgesel gerilimlerden tamamen bağımsız da değil. Orta Doğu’da süregelen çatışmalar, İran’ın dış politikadaki konumlanışı ve sürekli bir dış tehdit algısı, devletin güvenlik merkezli reflekslerini güçlendiriyor. Bu durum, iç siyasette esneklik alanını daraltıyor. Güvenlik dili hâkim oldukça, toplumsal taleplerin ifade edilebileceği kanallar daha da sınırlanıyor. Toplum açısından bu durum, ekonomik yüklerin ve siyasal baskının “olağanüstü koşullar” gerekçesiyle sürekli ertelenmesi anlamına geliyor.

Ciddi dış basında altı çizilen önemli bir nokta da şu: İran’daki bu dalga, dış müdahale ya da yönlendirmeyle açıklanamayacak kadar yerel ve içsel bir karakter taşıyor. Elbette bölgesel gerilimler ve uluslararası söylemler ortamı etkiliyor; ancak sokaktaki itici güç, doğrudan gündelik hayat deneyimlerinden besleniyor. İnsanlar büyük jeopolitik hesaplardan ziyade, yarınlarını nasıl kuracaklarını sorguluyor.

Bütün bu tabloya bakıldığında, İran’da yaşananlar bir “isyan anı”ndan çok, süreklilik taşıyan bir huzursuzluk hâli olarak tanımlanmalı. Sokaklar zaman zaman sakinleşebilir, güvenlik önlemleri geçici bir durgunluk yaratabilir. Fakat altta yatan yapısal sorunlar çözülmedikçe bu tür dalgaların tamamen sona ermesi beklenmiyor. Sistem ayakta duruyor; ancak toplumla arasındaki mesafe daralmıyor.

Bu çerçevede İran’daki sokak hareketliliğini ani bir kopuş anı olarak değil, süreklilik kazanan bir yapısal gerilim biçimi olarak okumak daha isabetli görünüyor. Güvenlik önlemleriyle sağlanan dönemsel durgunluklar, sistemin işleyişine dair temel soruların ertelendiği bir zaman kazanımı yaratıyor; ancak bu durum, toplumsal taleplerin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor. Aksine, ekonomik kırılganlıklar, siyasal temsil kanallarındaki daralma ve bölgesel baskıların iç siyasette yarattığı sıkışma, bu taleplerin daha parçalı ve öngörülmesi güç biçimlerde yeniden ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.

İran bugün ne bir rejim çöküşü eşiğinde ne de istikrarlı bir denge noktasında duruyor. Daha çok, bastırılmış toplumsal enerjinin kontrollü alanlara sığmadığı, fakat henüz kurumsal bir dönüşüme de evrilmediği uzun bir ara evrede ilerliyor. Bu ara evrenin ne yönde sonuçlanacağı ise sokakların anlık hareketlerinden çok, devlet ile toplum arasındaki mesafenin nasıl ele alınacağına bağlı görünüyor.

Fotoğraf: aljeezera.com

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiJeopolitik
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanMetin Duyar
Takip et:
Orta Doğu siyaseti, insan hakları ve ekonomi-politik alanlarında çalışan akademik bir yazar olarak, toplumsal eşitsizliklerin yapısal nedenlerini irdeleyen metinler kaleme almaktadır. Yazılarında yalnızca güncel gelişmeleri değil, bu gelişmelerin tarihsel ve kuramsal arka planını da analiz eder. Devlet, yurttaşlık ve adalet kavramlarını ele alırken; baskı rejimlerinin ideolojik işleyişini ve insan haklarının nasıl ihlal edildiğini sorgulayan eleştirel bir bakış açısı sunar. Medya Günlüğü’ndeki yazılarında, okuyucuyu gündemin ötesine taşıyan bir düşünsel derinlik ve tutarlı bir perspektif hedeflenmektedir.
Önceki Makale Rusya’da Hizb-ut Tahrir operasyonu
Sonraki Makale Venezuela’ya Amerikan saldırısı!

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

Köşe YazılarıManşet

Marx haklı mıydı?

Metin Duyar
7 Ocak 2026
Köşe YazılarıManşet

İnsan olmak insana yetmiyor

Erdal Çolak
7 Ocak 2026
Köşe Yazıları

Venezuela operasyonu: Yeni dünya düzeninin ayak sesleri 

Aydın Sezer
6 Ocak 2026
EditörKöşe Yazıları

BOP: Komplo değil başarısız bir emperyal çerçeve

Metin Duyar
5 Ocak 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?