Pazartesi, 2 Kas 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
EditörKöşe Yazıları

İnsanlar da kapılar gibi 

Erdal Çolak
Son güncelleme: 28 Ekim 2026 19:16
Erdal Çolak
Paylaş
Paylaş

Kapı, insanlık tarihinin en eski ve en derin sembollerinden biridir. Sadece bir giriş çıkış noktası değildir; bir sınırdır, bir davettir, bir koruma ve bazen de bir dönüşüm anıdır.

İnsan, yaptığı her yapıya kendi ruhundan bir parça bırakır. Bu yüzden kale kapısı güvenliği, saray kapısı gücü, müze kapısı geçmişi, ev kapısı ise sıcaklığı anlatır. Sertçe çarpıldığında sınırın ne olduğunu size öğretebilen tek alet kapıdır.

İki dünyayı aynı anda tutan tek nesnedir. Ne tam içeridedir ne tam dışarıda. Bu yüzden bütün kültürlerde aynı anda hem kutsal hem de tekinsizdir. Tapınakların kapısı alçak yapılır ki giren başını eğsin; evlerin eşiğine basılmaz ki saygı sürsün. Kapı bir tahta parçası olarak değilde; onu bir kavram olarak düşünür. 

Kapıyı açmak dünyaya çıkmaktır, kapatmak kendine çekilmektir. Her açış bir dışa taşma, her kapatış bir içe dönüştür. Bazen de bir evin kapısı açık olduğu için zulmeder insana. Yasak olduğu için değil, giremediğin için. Ömrün boyunca sadece senin için yapılmış bir kapının önünde beklediğini ve son anda kapandığını fark edersin. Açık kapı davettir, aralık kapı tereddüttür, kapalı kapı reddir. Tokmağın sesi bile bir ruh halidir.

 O kapıda kul olmak en yüksek mertebedir, çünkü kul olmak aşağılanmak değil, bir yere ait olmaktır. Modern şehir romanları ise bütün bir kimlik arayışını eski apartman kapıları, han geçitleri ve paslı demir kapılar üzerinden anlatır. Halk bunu çoktan özetlemiştir zaten: Bir kapı kapanır, bir kapı açılır. Kapıyı çalan değil, açan bilir. Kapının en güçlü hali açılmayan kapıdır. Açılan kapı hikâyeyi bitirir, açılmayan kapı hikâyeyi başlatır.

Resimde ise kapı, ressamın izleyiciyi içeri sokma hilesidir. Romantik manzaralarda içerisi karanlık, dışarısı aydınlıktır ve insan hep eşikte durur. Sürrealist bir tabloda gündüz gökyüzünün altında gece gibi duran bir kapı görürsünüz; gerçeklik orada kesilir. Modern bir işte ahşap bir kapıya iki küçük delik açılır ve eğilip bakmanız istenir; artık sanat size bakmıyordur, siz gizlice bakıyorsunuzdur. Yalnızlığı anlatan tablolarda hep açık ama kimsenin girmediği kapılar vardır; ışık içeriden dışarı vurur ama sokak boştur. Minyatürlerde, cennetin kapısı altın varakla, çift kanatlı ve kilitsiz çizilir. Cennetin kapısı kilit tutmaz. Estetik olan kapının kendisi değil, ardında bıraktığı meraktır. Sanatta merak ettirir, edebiyatta kaderi ayırır, felsefede özgürlüğü seçtirir.

Kapıların en büyük sırrı şudur: Sadece binaların değil, insanların da kapıları vardır. Her insanın dışarıya gösterdiği bir kapısı, içinde sakladığı odaları vardır. Kimi insan kolay açılır, kimi insan yıllarca kapalı kalır. Kimi insanın kapısından girince huzur bulursun, kimisininkinden girince kaybolduğunu hissedersin.

Bazı insanlar alışveriş merkezi kapısı gibidir. Sürekli açıktırlar, herkes girer çıkar. Herkese gülümser, herkesle konuşurlar. Kalabalıkları vardır ama yalnızlıkları da büyüktür. Çok insanın uğradığı her yer, her zaman gerçek bir yuva değildir. Bazı insanlar herkese açık görünür ama kimseyi gerçekten içeri almaz.

Bazı insanlar banka kapısı gibidir. Güvenliklidir, kontrollüdür, herkese hemen açılmaz. Önce güven ister, zaman ister, samimiyet ister. Böyle insanlar belki kolay dost edinmezler ama kapılarını açtıklarında içeride büyük bir sadakat ve sağlamlık vardır.

Kimi insanlar saray kapısı gibidir. Uzaktan görkemli, etkileyici ve ulaşılması zor görünürler. Büyük sözleri, büyük makamları vardır. Fakat bazen büyük kapıların ardında küçük dünyalar, küçük kapıların ardında ise büyük gönüller bulunur. Çünkü insanın değeri kapısının büyüklüğüyle değil, içindeki zenginlikle ölçülür.

Kimileri kutsal bir ibadethanenin kapısı gibidir. O kapıdan giren, bir anlığına dünyanın gürültüsünden uzaklaşır; kendisiyle, inancıyla ve vicdanıyla baş başa kalır. Böyle insanların yanında insan kendini daha sakin, daha değerli hisseder.

Ama hayatın ironisi şuradadır: Bazı insanlar da kutsal bir kapı gibi görünür; sözleri güzel, davranışları gösterişlidir. Sürekli iyilikten, ahlaktan bahsederler. Fakat kapıdan içeri girdiğinde samimiyet yerine kibir, sevgi yerine yargılama bulursun. Çünkü kutsal olan kapı değil, o kapının ardındaki kalptir.

İnnsanların kısmı dergâh kapısı gibidir. O kapıdan giren sadece bir yere değil, kendi içine doğru bir yolculuğa çıkar. Sana tevazuyu, sabrı ve kendini tanımayı hatırlatır. Hayatına girdiklerinde sadece bilgi değil, olgunluk da kazandırırlar. Bazıları ise dergâh kapısı gibi görünür; dışarıdan alçakgönüllü, içeriden kendini üstün gören bir anlayış taşır. Gerçek bilgelik insanı büyütmez, egosunu küçültür.

Kimileri kütüphane kapısı gibidir. Sessizdir ama içinde binlerce hikâye taşır. Onlarla konuştuğunda sadece bir insanla değil, yaşanmışlıklarla karşılaşırsın.

Bazı insanlar müze kapısı gibidir. Geçmişin izlerini taşırlar. Yaşadıkları acılar ve öğrendikleri dersler, içlerinde sergilenen değerli eserler gibidir.

Kimileri gecekondu kapısı gibidir. Gösterişsizdir, sade görünür. Fakat açıldığında sıcaklık, samimiyet ve gerçek insanlıkla karşılaşırsın. Çünkü bazen en eski kapıların ardında en yeni umutlar saklıdır.

Bazı insanlar da kolu olmayan kapılar gibidir. Açılması mümkün görünmez ama seni düşünmeye davet eder. Onların dünyasına güçle değil, anlayışla girilir. Çünkü bazı insanların anahtarı cebinde değil, sabrında ve sevgindedir.

İnsan da bir kapıdır. Kimi dünyaya açılan bir pencere olur, kimi güven veren bir sığınak, kimi ise keşfedilmeyi bekleyen gizemli bir geçit.

Hayat bize şunu öğretir: Her kapı herkese açılmaz. Her açık kapı güvenilir değildir, her kapalı kapı da kötü değildir. Gerçek bilgelik, hangi kapının önünde durduğunu ve hangi kapının ardında gerçek bir değer sakladığını anlayabilmektir.

Bir insanın kapısı ne kadar süslü olursa olsun, asıl önemli olan o kapıdan içeri girdiğinde kalbinde ne hissettiğindir. İnsanın gerçek kapısı yüzünde değil, ruhundadır. Estetik olan kapının kendisi değil, ardında bıraktığı meraktır. Kapı sanatta merak ettirir, edebiyatta kaderi ayırır, felsefede özgürlüğü seçtirir.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
YazanErdal Çolak
Takip et:
Gazeteci-yazar-akade​misyen. Konya’nın Cihanbeyli ilçesine bağlı Kuşça kasabasında 1975’te doğdu. İlk ve ortaöğretimini Konya’da tamamladı, 1996 yılında başladığı Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi’ndeki üniversite, daha sonra Danimarka Kraliyet Okulu’nda (İVA) Copenhagen (The Royal School of Library and Information Science) Kütüphanecilik bölümünde tamamladı. Kütüphanenin Kültüre Etkisi ve Bilginin Bilimselliği üzerine doktora yaptı. Danimarka The Union Press Associat​ion IPC yönetim kurulu üyesi, uluslararası basın yayın kartı sahibi. Kişisel gelişim alanında eğitimler aldı. Psikoterapi Eğitimi sertifikası, Yaşam Koçluğu ve NLP (Zihinsel ve Dilsel Programlama) konusunda diploma sahibi. ”Sonsuzluk İle Hiçlik Arasındaki İnsan” adlı deneme kitabı Dancaya, ”Yalnızlık Aşktır; Yalnızlık, Yokluğun, Hiçliğin Şiirleri” kitabı”. ”Loneliness Is Love” adıyla İngilizceye çevrildi. ”Yüreğim Sensizliğim”, ”Yalnızlık Aşktır”, ”Ben Sana Değil Kendime Geç Kalmışım” adlarında şiir kitapları var. Danimarka’da yaşamaktadır.
Önceki Makale Bugünkü köşe yazıları
Sonraki Makale Lula’nın fendi Trump’ı yendi

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

*Köşe Yazıları

Altın korkuya mı faize mi bakar?

Metin Duyar
2 Kasım 2026
EditörGünlük

Tarihte bu hafta

Medya Günlüğü
2 Kasım 2026
EditörGünlük

“Dünya”nın sahibine gözaltı

Medya Günlüğü
1 Kasım 2026
EditörMG Özel

Ekim ayında çok okunanlar

Medya Günlüğü
1 Kasım 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

imunify-bot-check
Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?