32.6 C
İstanbul
12 Haziran 24, Çarşamba
spot_img

İnsani mi değil mi?

Yapay zekânın işler üzerine etkileri konuşulmaya devam ediyor. Kimilerine göre yapay zekâ insan kaynaklarını (İK) daha da insancıllaştırdı.

İK’nin ağır yükü İK’cilerin üstünden kalktı; bu durum, İK’cilerin çalışanlarla daha insancıl ilişkiler kurabilmesi için vakit ayırabilmesini sağladı. Kimilerine göre ise, İK’nin yapay zekâlaşması, daha fazla yapay zekâ hayranlığı getirdi; böylelikle, insani olan özellikler, birer veriye dönüşerek teknik bir olaya çevrildi. Tersine bakış, İK’nin yapay zekânın sağladığı verilerle çalışanları daha iyi anladığını ileri sürüyor. Buna göre, İK metinlerinin yazılması için üretici yapay zekâ kullanılacak. Bu, çalışanların performans başarılarını takdir edecek daha uygun metinler çıkarılmasını sağlayacak.

Buna benzer klasik bir tartışma, yapay zekânın işlerimizi elimizden alıp almayacağı. Öncelikle burada bir yanlış anlama var: Otomasyonla yapay zekâ karıştırılıyor. Rutin işler için otomasyon, insan yaratıcılığı gerektiren işler için yapay zekâ kullanılıyor. Dolayısıyla, soru, iki ayaklı: Yapay zekâ ve otomasyon, işlerimizi elimizden mi alacak?

Birinci görüş öyle diyor; bunun müthiş bir işsizlik yaratacağını söylüyor. Başka bir görüş, öyle diyor ama bunun insanların maaşlarını sabit tutarak daha az çalışmaları, böylece arkadaşlara, eşe dosta, boş zaman etkinliklerine daha çok vakit ayırabilmeleri anlamına geldiğini ileri sürüyor. Üçüncü bir görüş ise, bu durumun işsizlik yaratacağını; ancak yeni iş kolları ortaya çıkararak, bunu telafi edeceğini söylüyor. Üçüncüler bu durumu Sanayi Devrimi’ne benzetiyor. Dördüncü bir görüş, yapay zekâ ve otomasyonun insanın yerini almayacağını, cep telefonları gibi onun yardımcısı olacağını söylüyor. Böylelikle yapay zekâ ve otomasyon kullanmayı öğrenenler işlerini koruyacak, diğerleri işsiz kalacak. Bu, bir uyum meselesi…

Yine benzer bir biçimde, yapay zekâ ve otomasyonun doktorları daha da insanileştireceği söyleniyor; çünkü iş yükleri azalınca hastalarla daha insancıl ilişkiler kurma şansı elde edecekler. Ancak, şu da var ki, hastanelerde uygulanan neoliberal model, görülen hasta sayısına göre performans değerlendirilmesi yapılması, şu kadar dakikada şu kadar hasta görme zorunluluğu, bu yapay zekâ özgürlüğü anlatısına engel. Demek ki, yapay zekânın olumlu etkileri için, gerekli ekonomik ve hukuksal düzenlemelerin de yapılması gerekiyor. Yoksa, doktorlukta çok değişen bir şey olmayacak.

Kaynak: https://www.raconteur.net/talent-culture/how-artificial-intelligence-is-making-hr-more-human

Ulaş Başar Gezgin

1978 İstanbul doğumlu. Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 23 yıl ders verme deneyimine ve Yeni Zelanda (doktora), Avustralya (ortak proje) ve Latin Amerika’da (gazetecilik) araştırma deneyimine sahip bir akademisyen-yazar. Eğitimini Darüşşafaka (1989-1996), Boğaziçi Üniversitesi (Eğitim Bilimleri (Psikolojik Danışmanlık), lisans, 2000; Sosyal Psikoloji, yüksek lisans 2002), ODTÜ (Bilişsel Bilimler, doktora, 2006) ve yurt dışında (2009, üniversite düzeyinde ders verme yetkisi, Avustralya; Darmstadt Teknik Üniversitesi, Şehir Plancılığı, yüksek lisans, 2011) tamamlayan Gezgin’in toplam 116 kitabı bulunmaktadır. 2014’te Türkiye’de doçent, 2017’de yurt dışında profesör olmuştur. Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü, şarkı, deneme, yazınsal inceleme, öykü, film öyküsü, film çözümlemesi, tiyatro oyunu, masal ve roman türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri ve şarkıcıları Türkçeye kazandırmaktadır. Çeşitli çalışmaları 13 dile (Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, İtalyanca, Portekizce, Rusça, Japonca, Vietnamca, Tayca, Gürcüce ve Azerbaycan Türkçesi) çevrilmiştir.

Ulaş Başar Gezgin
1978 İstanbul doğumlu. Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 23 yıl ders verme deneyimine ve Yeni Zelanda (doktora), Avustralya (ortak proje) ve Latin Amerika’da (gazetecilik) araştırma deneyimine sahip bir akademisyen-yazar. Eğitimini Darüşşafaka (1989-1996), Boğaziçi Üniversitesi (Eğitim Bilimleri (Psikolojik Danışmanlık), lisans, 2000; Sosyal Psikoloji, yüksek lisans 2002), ODTÜ (Bilişsel Bilimler, doktora, 2006) ve yurt dışında (2009, üniversite düzeyinde ders verme yetkisi, Avustralya; Darmstadt Teknik Üniversitesi, Şehir Plancılığı, yüksek lisans, 2011) tamamlayan Gezgin’in toplam 116 kitabı bulunmaktadır. 2014’te Türkiye’de doçent, 2017’de yurt dışında profesör olmuştur. Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü, şarkı, deneme, yazınsal inceleme, öykü, film öyküsü, film çözümlemesi, tiyatro oyunu, masal ve roman türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri ve şarkıcıları Türkçeye kazandırmaktadır. Çeşitli çalışmaları 13 dile (Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, İtalyanca, Portekizce, Rusça, Japonca, Vietnamca, Tayca, Gürcüce ve Azerbaycan Türkçesi) çevrilmiştir.

İlginizi Çekebilir

4,757BeğenenlerBeğen
678TakipçilerTakip Et
11,500TakipçilerTakip Et

Popüler İçerikler