25 C
İstanbul
14 Haziran 24, Cuma
spot_img

İbadet, ticaret, turizm

Menzil Cemaati’nin 1993 yılından bu yana liderliğini yapan, “Gavs-ı Sani” olarak anılan ve cemaat içinde “Seyyid Abdülbaki El Hüseyni” mahlasını kullanan Abdülbaki Erol, Perşembe sabahı en az 250 bin kişinin katıldığı bir törenle köyü Menzil’de defnedildi.

İstanbul’da Çarşamba günü tedavi gördüğü hastanede 74 yaşında hayatını kaybettiği açıklanan Erol’un cenazesi gece saatlerinde karayoluyla Adıyaman’ın Menzil Köyü’ne getirildi. Yol boyunca çakarlı araçların eşlik ettiği cenaze, Menzil Köyü’ndeki “Markat-ı Şerif” denilen yerde toprağa verildi. Cenazede Adıyaman Valisi Osman Varol, Adıyaman Belediye Başkanı Süleyman Kılınç ve Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici de yer aldı.

Menzil Köyü’ndeki cenazede yaşananlara DW Türkçe ekibi de tanıklık etti. Cenaze töreninin ardından Menzil Köyü’nün merkezinde camide açıklama yapan Erol’un büyük oğlu Muhammed Mübarek, “tövbe yetkisi”nin üç oğluna verildiğini, üç ismin köydeki üç ayrı camide “irşat” faaliyetlerini sürdüreceğini söyledi. Bu açıklamasıyla cemaatin üçe bölündüğüne işaret eden Muhammed Mübarek, bugüne kadar “verilen tövbelerin ve zikirlerin iptal edildiğini” ve “tümünün yenilenmesi gerektiğini” dile getirdi. İsteyen cemaat üyesinin istediği camiye bağlanacağını ifade eden Mübarak, cemaate “Üç ismin arkasından konuşmayın, fitneye alet olmayın” şeklinde bir uyarıda da bulundu. Konuşmanın ardından Abdülbaki Erol’un üç oğlu, ayrı ayrı camilere gitti. Erol’un oğulları Muhammed Fettah, Muhammed Saki ve Muhammed Mübarek, camilerine gelen binlerce kişiye uzattıkları ipleri tutturarak “tövbe ettirme” seansı gerçekleştirdi.

Başka yerlerden cenaze için Menzil’e gelmek isteyen cemaat üyeleri ise kilometrelerce araç kuyruğu oluşturdu. Bu nedenle araçlarını yol kenarında park eden cemaat üyeleri, tarlalardan yürüyerek Menzil’e ulaştı. Jandarma Trafik görevlileri, yol boyunca görev yaptı. Abdülbaki Erol’un ölümü nedeniyle Menzil’deki bütün dükkanlar kapatıldı. Yine köyün içinde bulunan ve tatil köyü olan Buhara Evleri’ndeki hizmetler de durduruldu. Buraya tatile gelenler, eşyalarını toplayarak köyden ayrıldı.

Peki son yıllarda adı sık sık duyulan, liderinin cenazesi bu denli yankı uyandıran ve kayda değer bir ekonomik gücü olduğu da bilinen İslamcı Menzil Cemaati kimdir? Cemaatin adını aldığı köy, Menzil, nasıl bir yerdir? DW Türkçe, Menzil Köyü’ne gitti.

Nakşibendi Tarikatı’nın Halidiyye koluna bağlı olan Menzil Cemaati, Türkiye’nin en büyük cemaatlerinden biri. Cemaat, özellikle Gülen yapılanmasının 15 Temmuz 2016 darbe girişimiyle birlikte tasfiye edilmesi sonrası devlet kadrolarında önemli bir güce ulaştı. 14 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleyen cemaat, dini faaliyetlerinin dışında televizyonculuktan pazarlamaya, gıdadan özel hastaneye, online alışverişten kariyer sitesine kadar birçok ticari alanda varlık gösteriyor. Bu nedenle de “holdingleşen cemaat” eleştirilerine neden oluyor.

Adıyaman’ın Kahta ilçesi sınırları içinde bulunan Menzil Köyü de cemaatin sahip olduğu ticari zenginliği yansıtıyor. “Köy” görünümünden çok, özel kurulmuş bir beldeyi andıran Menzil’de modern ve bakımlı binalar dikkat çekiyor. Bir yanda ibadet, bir yanda ticaret, diğer yanda da turizm aynı anda yapılıyor.

Adıyaman’a 80 kilometre uzaklıktaki Menzil Köyü’ne giderken Kahta’dan sonra zaman zaman tek şeritli yollardan geçiliyor. Ancak bu tek şeritli ve bozuk şehirlerarası yol, Menzil Köyü yoluna dönülmesiyle birlikte değişiyor. Burada Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapılan çift şeritli modern bir yol dikkat çekiyor.

Menzil’e girildiğinde gelenleri, hemen solda bir otogar ve küçük bir sanayi karşılıyor. Bu otogar, cemaatin firması olan Haşemi Turizm tarafından işletiliyor. Buradan Türkiye’nin dört bir yanına otobüs seferleri düzenlenebiliyor. Otogarda ayrıca Türk Hava Yolları’nın (THY) da bir masası bulunuyor.

Köyde neredeyse her işyerinin adı Menzil. Köyün ana caddesinde lokanta, market ve eczane Menzil adıyla faaliyet yürütüyor. Markette bilinen ürünlerin yanı sıra Menzil şirketlerinin ürettiği ürünler de satılıyor. Bu bölgede bekleyen Menzil’e bağlı güvenlik görevlileri de hem trafiği yönetiyor hem de ilçeye giren çıkanları kontrol ediyor.

Menzil’e bağlılığını bildirmek ve “tövbe etmek” için gelenler ise köyde aynı zamanda tatil yapıyor. Menzil Köyü içerisinde yer alan Buhara Evleri bu amaçla yapılmış. Devre-mülk şeklinde satın alınabilen bu evlerde, ücret karşılığında da kalınabiliyor. İçinde hamam, havuz, sauna, aquapark ve termal suyun bulunduğu Buhara Evleri 41 bloktan oluşuyor. Köy merkezi ile Buhara Evleri arasındaki gölet ise ayrıca dikkat çekiyor. Sonradan yapıldığı anlaşılan göletin kenarında “Menzil Şeyhi” için özel bir yer de yapılmış.

Köyde görüntü çekmek aslında yasak. Görevliler sık sık buna ilişkin uyarılarda bulunuyor, duvarlarda da uyarılar yer alıyor. Köyün neredeyse her yanı güvenlik kameralarıyla izleniyor. Ancak sokaklarda zaman zaman fotoğraf çekenlere rastlanıyor. DW Türkçe ekibinin bulunduğu sırada İsmailağa Cemaati’nde “hoca” olduğunu belirten bir kişi de Menzil’i gezdi, ardından anı fotoğrafları çektirdi. Menzil’e yalnızca cemaat üyeleri değil, farklı tarikatların mensupları da geliyor.

Çocuklar ücretsiz çalıştırılıyor

Menzil Köyü’ndeki dükkânlarda çalışanlar ise yine cemaat üyeleri. Bunlardan bazıları aileleriyle köydeki evlerde kalıyor. Bu kişiler maaş karşılığı çalışırken özellikle çocuklar Menzil Çay Ocağı ve lokantasında ücretsiz görev yapıyor.

Menzil sokaklarında erkekler genellikle takkeli, şalvarlı ve uzun kollu gömlek, kadınlar ise çarşaf giyiyor. Köyün temizliği ve her türlü bakımı cemaat üyeleri tarafından yapılıyor.

Cemaat üyeleri ibadetini ise Menzil’in merkezindeki büyük camide gerçekleştiriyor. Burada her namaz saatinin ardından “tövbe seansı” yapılıyor. Son yıllarda cemaat lideri Erol’un hasta olması nedeniyle namazları oğulları kıldırıyordu. Camide bulunan görevliler ise cemaat üyelerinin giriş çıkışını yönetiyor. Sabah ve ikindi namazlarından sonra caminin yanındaki aşevinde ücretsiz çorba ve ekmek dağıtmak ise gelenek olmuş.

“Menzil Şeyhi”nin saray gibi evi

Caminin bulunduğu bölgede büyük bir “medrese” göze çarpıyor. Burada cemaat üyesi çocuklar, yıl boyunca hafızlık eğitimine alınıyor. Köyde bulunan okul ise bu gösterişle medreseden çok daha küçük. Caminin hemen yanında ise “Menzil Şeyhi”nin sarayı andıran evi bulunuyor. Üç katlı bu evin ikinci katında oluşturulmuş küçük bir balkondan zaman zaman Menzil liderinin “müritlerini” selamladığı ifade ediliyor.

Son yıllarda hasta olan Menzil lideri Abdülbaki Erol, tedavi için İstanbul’da bulunuyordu. Bu sırada da köyde Erol’un altı kişilik halifesi yer alıyordu. Bunlardan üçünü oğulları, diğerlerini ise “Seyda” denilen cemaat yöneticileri oluşturuyordu. Kendilerine “Seyda” diyen cemaatin önde gelen yöneticileri de külliye içerisinde yer alan büyük ve gösterişli evlerde yaşıyor.

Medresenin altında ise köyün mezarlığı bulunuyor. Bu mezarlıkta cemaatin önde gelenleri ve çalışanlarının yanı sıra isteyen üyeleri defnediliyor. Ancak cemaatin tepe yöneticileri ise daha arka bulunan “Markat-ı Şerif” denilen kapalı alanda toprağa veriliyor. Abdülbaki Erol’un cenazesi de işte burada defnedildi.

Erol’un ölümünden sonra üç bölünen ve başa kimin geçeceği bilinmeyen cemaatin nereye savrulacağı ise şimdilik bilinmiyor. Menzil Cemaati ise özerk bir yerleşim görüntüsü veren merkeziyle her geçen gün biraz daha büyüyor.

Nasıl bir dini anlayışı var?

BBC Türkçe’nin haberine göre de, 1970’lerde başlayan, bazılarının mürit olarak bazılarının ise “tövbe almak” amacıyla gerçekleştirdiği Menzil ziyaretleri yıllardır devam ediyor.

Adı köy olsa da burada modern ve ihtişamlı yapılar bulunuyor.

Ancak Menzil bu köyle sınırlı olmayıp, Türkiye’nin birçok yerinde mensupları olan bir oluşum.

Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait olduğu iddia edilen raporda grubun, Avrupa’nın pek çok ülkesinde de tekke adını verilen yerlerde faaliyetlerinin bulunduğu belirtiliyor.

Bu raporda, Menzil’in dini yaklaşımı açıklanırken, Nakşibendi tarikatının devamı olan tasavvufi bir hareket olduğu belirtiliyor.

Metinde, grubun dini anlayışıyla ilgili şu tespitler yapılıyor:

“Bu tür hareketlerde olduğu gibi şeyh önünde tövbe, zikir, vird, hatme, rabıta, vesile, tevessül, şefaat ve hizmet konuları öne çıkmaktadır. Aynı şekilde rüya, keramet ve menkıbeye de büyük önem veriliyor.”

Siyasetle ilişkisi nasıl?

Menzil’in geçmişten bugüne sağ partilerle yakın bir ilişki kurduğu görülüyor.

Akademisyen Niyazi Usta tarafından, Menzil oluşumu mensuplarıyla yapılan saha araştırmasına dayanan ve 1990’larda yayımlanan Menzil Nakşiliği adlı kitapta, yaşlı müridlerin daha çok Refah Partisi’ne, gençlerin ise milliyetçi partilere eğilimi olduğu belirtiliyor.

Bu araştırmada özellikle 12 Eylül darbesi sonrasında Ülkücü gençler arasında bu gruba yönelim olduğu tespiti yapılmış.

Usta, çalışmasında, 1995’teki genel seçimlerde bazı grup mensupların Milliyetçi Hareket Partisi’ne, bazılarının Refah Partisi’ne, bazılarının ise Büyük Birlik Partisi ile ittifak yapması dahil çeşitli nedenlerle Anavatan Partisi’ne oy vereceğinin anlaşıldığını yazıyor.

Fevzettin Erol, Sözcü Gazetesi Ankara Temsilcisi Saygı Öztürk’ün yazdığı Menzil: Bir Tarikatın İki Yüzü adlı kitapta yayımlanan röportajında, babasının yıllar içinde birçok siyasetçi ile iyi ilişkileri olduğunu belirtiyor.

Erol, bu siyasetçiler arasında eski cumhurbaşkanı ve başbakanlardan Süleyman Demirel ve Turgut Özal’ın da bulunduğunu öne sürüyor.

2009’da Kahramanmaraş’ta helikopter kazasında hayatını kaybeden Büyük Birlik Partisi’nin kurucusu ve ilk genel başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nun da yıllarca oluşumla iyi bir iletişimi olduğu iddia ediliyor.

Menzil: Bir Tarikatın İki Yüzü adlı kitapta yayımlanan başka bir röportajda Menzil’in önemli isimlerinden Saki Erol da, “Adnan Menderes’i, Süleyman Demirel’i, Turgut Özal’ı, Mesut Yılmaz’ı sonra da Recep Tayyip Erdoğan’ı destekledik. (…) Hâlâ AK Parti’yi destekliyorum” diye konuşmuş.

Bürokraside kadrolaşma iddiaları

15 Temmuz darbe girişiminden sonra bürokrasiden tasfiye edilen Gülen yapılanması mensuplarının yerine farklı dini oluşumların üyelerinin getirildiği ve “Menzilcilerin” burada kritik bir rol üstlendiği iddiaları son yıllarda gündemde.

“Menzilcilerin”, Sağlık Bakanlığı’nın da aralarında bulunduğu çeşitli kamu kurumlarında kadrolaştıkları öne sürülüyor.

13 Aralık 2016’da dönemin Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Meclis’te Menzil’in bakanlıkta örgütlendiği iddialarına dair soruyu yanıtlamış, iddiaların doğru olmadığını söylemişti:

“Sağlık Bakanlığı eğer herhangi bir grup ya da herhangi bir sebeple liyakat esasına bağlı olmayan görevlendirmeler yapmış olsaydı, bugün Dünya Sağlık Örgütü’nün ve dünyanın en itibarlı tıp dergilerinin takdirle bahsettiği büyük bir dönüşümü gerçekleştiremezdik. Bunlar tamamen hayal mahsulü ifadelerdir.”

Diyanet İşleri Başkanlığı’na ait olduğu öne sürülen raporun son bölümünde Menzil grubuyla ilgili şu ifadeler yer alıyor:

“Son zamanlarda Menzil grubunun bürokraside teşkilatlandığı ve kamuda etkinliğini artırdığı yönünde kamuoyunda bir kanaat dillendirilmeye başlanmıştır. Doğru olması halinde bu tezahürün ülkemizde orta ve uzun vadede sıkıntılara yol açacağı değerlendirilmektedir.”

Gazeteci Saygı Öztürk’ün kitap çalışması sırasında bu tür iddiaları sorduğu “Menzilciler” ise bu iddiaların doğru olmadığını söylemiş.

Abdulbaki Erol’un ölümünden sonra oluşumun çalışmalarının ne yöne gideceği bilinmiyor.

Ancak Erol’un on binlerce kişinin katıldığı cenaze töreni de düşünüldüğünde Menzil, Türkiye’de ilerleyen dönemlerde de üzerine en çok konuşulacak dini oluşumlardan biri olmaya devam edecek gibi duruyor.

(Alican Uludağ, DW Türkçe)

Medya Günlüğü

Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, dilediği konuda özgürce yazmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Medya Günlüğü
Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, dilediği konuda özgürce yazmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

İlginizi Çekebilir

4,757BeğenenlerBeğen
678TakipçilerTakip Et
11,500TakipçilerTakip Et

Popüler İçerikler