Perşembe, 12 Mar 2026
  • My Feed
  • My Interests
  • My Saves
  • History
  • Blog
Subscribe
Medya Günlüğü
  • Ana Sayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
  • 🔥
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Font ResizerAa
Medya GünlüğüMedya Günlüğü
  • MG Özel
  • Günlük
  • Serbest Kürsü
  • Köşe Yazıları
  • Beyaz Önlük
  • Mentor
Ara
  • Anasayfa
  • Yazarlar
  • Hakkımızda
  • İletişim
Bizi takip edin
© 2026 Medya Günlüğü. Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak.
Günlük

Günün köşe yazıları

Medya Günlüğü
Son güncelleme: 27 Şubat 2026 19:32
Medya Günlüğü
Paylaş
Paylaş

Cumhur’un yeni formülleri-Sertaç Eş (Cumhuriyet)

“AKP’ye oy vermekten vazgeçen, kararsız kalan büyük bir seçmen kitlesi var. Bu kararsız kitlenin tavrı olasıdır ki yapılacak ilk seçimde iktidarı belirleyecek. 

AKP ve ortağı MHP’nin ilk çabası giden oyların yerine blok olarak bir oy kaynağı bulmak. Bu yöndeki arayışlar sürüyor. İki partinin liderleri; Erdoğan ve Bahçeli, bu amaçla yerel seçimlerde yaşanan hüsranın ardından bu konuya ciddi şekilde kafa yormaya başladılar. Bütün halinde hareket eden tek oy kaynağı olarak DEM Parti seçmeni gözlere kestirilmiş görünüyor. Bu amaçla Meclis’te tokalaşmalarla başlayan ve tam bir yıl önce PKK lideri Öcalan’ın açıklaması ile netleşen süreç yeni sulara açılmak üzere. 

Bunu Bahçeli’nin son grup toplantısında, “Öcalan’ın statüsünün ne olacağının tartışılması gerektiğini” söylemesinden anladık. Öyle anlaşılıyor ki iktidar kafasında Öcalan’a yeni bir statü hazırlamış. Şimdi kamuoyunu hazırlamaya çalışıyor. Çünkü yine Bahçeli, “Öcalan verdiği her sözün arkasında durdu” diyor. Yeni statü ne olacak? 

DEM Parti Öcalan’ın istediği her kesimle özgür iletişiminin olması gerektiğini, bunun sürece faydalı olacağını savunuyor. Öcalan’ın lideri olduğu, “feshedildiği” söylenen PKK sözcüleri ise “Öcalan’a özgürlük” istiyor. Öcalan’ın yeni statüsü, şüphesiz toplumdan, kamuoyundan, seçmenden gelecek tepkilere göre belirlenecek. En azından Cumhur iktidarının ortakları bunun üzerine kafa yorup ona göre bir sınır çizeceklerdir. Peki o zaman bir sonraki aşamaya geçebiliriz. Yeni statüsüne kavuştuktan sonra Öcalan’ın konumu ne olacak? 

Milletvekili olması gerektiğini savunanlar var. “Bir toplum önderi, siyaset üstü akil adam” olmasını önerenler var. Öcalan, kendisi için ne istediği konusuna hiç değinmiyor. Ancak DEM Parti ve örgüt sözcülerinin bu konudaki açıklamalarından çıkarımlar yapılmaya çalışılıyor. 

Kaba taslak 1-1.5 yıl sonra genel seçim olacağını kabul edersek yeni statüsü ile Öcalan’ın seçimlere etkisi merak konusu olabilir. Bu bölümü soruyla kapatalım: Sürecin sağlıklı yürütülmesi gerekçesi ile Öcalan, bir dönem daha Cumhur iktidarının sürmesi gerektiği yönünde destek açıklar mı? 

Yani soru yerinde durmuyor ki gelip takılıyor aklımıza…”

AYM’nin Terazisi: Bir kefede titizlik diğer kefede sessizlik-Deniz Zeyrek (Nefes)

“Anayasa Mahkemesi Başkanı Kadir Özkaya önceki akşam Ankara gazetecileriyle iftarda buluşarak AYM’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Özkaya’nın yaptığı konuşmanın ayrıntılarını haberimizde bulabilirsiniz. Ben, gözlemlerimi ve önemli konularda söylediklerini buraya taşıyıp yorumlayacağım.

Toplantıdan çıkardığım sonuç şu:

AYM’nin terazisinin bir kefesinde titizlik ve çalışkanlık var. Diğer kefesinde ise (siyasi baskıların da etkisiyle ortaya çıkan) bir sessizlik.

Daha da net söylemek gerekirse, insan hakları, özgürlükler, demokrasi ve hukuk devleti açısından Türkiye’deki yargı kurumları arasında en adil kararları veren mahkeme olmuş durumdalar.

Ancak o kararları (hukuk devletini, temel insan hak ve özgürlüklerini çok da umursamayan, sürekli hak ihlallerine imza atan siyasi ortam karşısında) sonuna kadar savunamamak.

“Titizlik ve çalışkanlık” sonucunu şuradan çıkarıyorum:

AYM, kadrolarıyla, yöntemleriyle, dosyaları ele alış biçimiyle Türkiye’nin en profesyonel yargı kuruluşu haline gelmiş. Yüzbinlerce bireysel başvuruyu sonuçlandırıyor, yasalarla ilgili norm denetimi (Anayasaya uygunluk) yapıyor, Yüce Divan, siyasi parti mali denetimi ve siyasi parti kapatma davaları olmak üzere yargısal görevleri yürütüyor.

Raportörlerinden tutun üyelerine kadar herkes Anayasa, yasalar, hukuk devleti, yargı içtihatları, insan hakları hukuku gibi konularda son derece titiz hareket ediyor.

Ayrıca, Bireysel Başvuru Hakkının uygulaması konusunda son derece sistematik ve hızlı bir çalışma ortamı yaratmışlar.

Titiz çalışmaya bir örnek: HDP kapatma davası.

Dört raportör görevlendirilmiş. Bu davada 520 kişinin 4 bin eylemi kapatma davasına gerekçe gösterilmiş. Bu kişilerden 451’inin eylemleri hakkında soruşturma ve kovuşturma süreçleri var (AK Parti kapatma davasında 71 kişinin eylemleri vardı ama bu kişilerin hiçbiri hakkında soruşturma kovuşturma yoktu). Yerel mahkemelerde 4 bin eylemle ilgili 3 bin dava açılmış. Bu davalar zamanla birleştirilerek bin davaya düşmüş. 520 kişinin tamamına tebligat gönderilmiş, savunma için AYM’ye davet edilmiş. Neticede 843 sayfa 60 ek klasör, 200 gb dijital belge ortaya çıkmış.”

İzmir Alsancak Limanı’nın sahibi kim?-Çiğdem Toker (T24)

“İlk bakışta “devlet” diye düşünebilir bu sorunun yanıtı.

Ticaret Sicili’ne bakılırsa da TVF İzmir Alsancak Limanı Yatırım ve Yönetim Anonim Şirketi isimli bir şirket.

Bu şirket kendini İzmir Alsancak Limanı’nın sahibi olarak ilan etti.

Yeni kurulan, 11 Şubat 2026’da İstanbul Ticaret Sicili’ne tescil edilen bir şirketten söz ediyoruz.

TVF İzmir Alsancak Limanı Yatırım ve Yönetim A.Ş’nin kurucusu Türkiye Varlık Fonu A.Ş

Başka deyişle Yönetim kurulu başkanı Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olan Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi.

(Zaten Şirketin başındaki TVF, Türkiye Varlık Fonu’nun kısaltılmıştı. )

250 bin TL sermaye ile kurulan şirketin yönetim kurulu üyeleri TVF Genel Müdürü Salim Arda Ermut, Mahmut Kayacık, Aziz Murat Uluğ’dan oluşuyor.

Şirket’in kuruluş sözleşmesinin “Amaç ve konu” başlığının 3-i maddesi, “Liman sahibi sıfatıyla” ifadesiyle başlıyor.  TVF’nin yeni kurduğu bu şirket Alsancak Limanı’nın sahibi sıfatıyla “lojistik faaliyetlerin tamamını veya bir kısmını üçüncü kişilere gördürmek, lojistik hizmetlere ilişkin işletme, kira, hizmet alım ve yönetim sözleşmeleri akdetmek, lojistik alanların kullanımına ilişkin hakları devralmak veya devretmek” konusunda yetkilişmiş.

Şu sayılan işlerin ekonomik, mali büyüklüğünü hayal edebiliyor musunuz? Kimlere nasıl verileceğini ve dağıtılacağını?

Ve TVF’nin nasıl bir güç haline geldiğini, getirildiğini?

Tabii ki “liman sahibi sıfatıyla” TVF’nin kurduğu bu yeni şirketin tek yetkisi lojistik değil. Şirketin faaliyet alanları A harfinden S harfine kadar sıralanıyor. Liman’da gayrımenkul geliştirme projeleri hazırlatmak, patent, lisans. İmtiyaz hakları almak, devretmek…

Bütün bu ekonomik hacmin getirilerinin iktidar partisine bir yönetim sisteminini konsolidasyonuna yaramayacağını kim iddia edebilir?

İddia eden varsa, lütfen 12 Şubeat 2026 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi’nde yayımlanmış yeni şirketi TVF Alsancak Limanı’nın kendisine inşa ettiği yetkilere baksın….”

‘Babatak’ ile vatandaşlık vurgunu-İsmail Saymaz (halktv.com.tr)

“İlanda şöyle yazıyor:

“En karlı vatandaşlık 153.000 dolara 2+1 daire alanlara.

Yüzde 50 peşin ve yüzde 50 de 60 ay faizsiz taksitle.

Tapu 3 ile 10 gün içerisinde hazır.

Vatandaşlık 4-6 ay içerisinde.

Tapuda ve ekspertizde 403.000 dolar gösteriyoruz.”

İstanbul Esenyurt’taki ‘Hayat Park’ konutları için Rusça verilen bu ilanda Türk vatandaşlığının nasıl usulsüz şekilde satıldığı iftiharla anlatılıyor!

Aynı projenin Farsça ilanında, Türkiye Cumhuriyeti pasaportu ve kimlik kartı görselinin yanında şu ifadeler yer alıyor:

“Türk vatandaşlığı için İranlılara özel paket hazırlanmıştır. Bu projeden ev ya da dükkan alırsanız altı ay sonra kolayca satabilir, isterseniz yüzde 15 kar alabilirsiniz. İranlı kardeşlerimize en büyük hediye.”

Yasaya göre Türk vatandaşlığı edinmek için 400.000 dolar değerinde bir gayrimenkul satın almak gerekiyor. Ancak Medet Anli liderliğindeki suç örgütü Rusça ve Farsça ilanlarda görüldüğü üzere gayrimenkulleri 153.000 dolara satıp tapuda 403.000 dolar gösteriyor. Hatta yabancılara gayrimenkullerini altı ay sonra satıp para kazanabileceklerini vaat ediyorlar.

‘Babatak’ adlı verilen bu yöntemle 451 satış gerçekleştirildi ve 1198 yabancı usulsüz şekilde Türk vatandaşı oldu. Devlet 143.800.000 dolar gelir kaybına uğradı. Yaklaşık 6.310.000.000 TL!”

Vizontele’den TÜİK’e-Yalçın Karatepe (BirGün)

“Dün, Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) “Sağlık Modülü” adlı özel raporunu okurken, yirmi küsur yıl önce defalarca izlediğim Vizontele filminden bir sahne gözümün önüne geldi. Hatırlarsınız; babasından kalan gözlüğü takan köylüye, “Senden sonra da çocuğun mu kullanacak?” diye sorulduğunda alınan o “İnşallah” cevabı… Sinema perdesinde hüzünlü bir kare gibi duran bu sahne, aslında Türkiye’nin bugünkü çıplak gerçeğinin istatistiklere yansımış soğuk bir özetidir. Bugün düşük gelirli bir hanede doğmak, sadece sofradaki ekmeğin azalması değil; sağlığın da tıpkı o gözlük gibi, kuşaktan kuşağa devredilen bir maliyet yükü haline gelmesi demektir.

O filmdeki “emanet gözlük”, bugün en düşük gelir grubundaki vatandaşlarımızın görme faaliyetinde yaşadığı somut zorluklarda yaşamaya devam ediyor. Veriler bize şunu söylüyor: Yoksulluk riski altındakiler ile olmayanlar arasında görme açısından “biraz zorlanma” noktasında oranlar birbirine çok yakın. Ancak iş görmekte “çok fazla zorlanmaya” geldiğinde yoksulun payına düşen karanlık çok daha belirginleşiyor.

Sorun sadece bir görme meselesi de değil; yoksulluk, insanın yürümesine, adım atmasına, hatta nefes almasına pranga vuruyor. Maddi imkansızlıklar içinde hayata tutunmaya çalışanların %18’i yürürken zorlanırken, %6,6’sı için bir yerden bir yere gitmek artık fiziksel bir mücadeleye dönüşmüş durumda. Üstelik bu insanlar, vücutları bu denli alarm verirken, risk altında olmayanlara göre tam iki kat daha fazla (%11,2’ye karşı %5,5) ağır işlerde çalışmak zorunda kalıyorlar. Yani beden yorgun, imkân kısıtlı ama hayatın yükü her zamankinden daha ağır.

Bir hane düşünün; cebindeki son paranın doktor muayenesine mi, çocuğunun ilacına mı yoksa akşamki ekmeğe mi gideceğinin hesabını yapıyor. Bu bir dram senaryosu değil, verinin ta kendisidir. En düşük gelir grubundaki hanelerin %62,9’u doktor muayene ve tedavi giderlerinin hane bütçesine ciddi bir yük getirdiğini ifade ediyor. İlaç harcamalarına gelince bu yükü hissedenlerin oranı %65,5’e kadar çıkıyor.

Madalyonun diğer yüzünde ise bambaşka, steril bir dünya var. En yüksek gelir grubundakilerin yarısından fazlası için doktor muayenesi ve ilaç harcamaları hiçbir yük teşkil etmiyor. Bir taraf için hayatta kalma mücadelesi olan tedavi, diğer taraf için bütçede hissedilmeyen, sıradan bir kalemden ibaret.”

Not: Başlıklara tıklayarak yazıların tamamına ulaşabilirsiniz.

***

Medya Günlüğü sosyal medya hesapları:

X

Bluesky

Facebook

Instagram

EtiketlendiMedya
Bu yazıyı paylaşın
Facebook Email Bağlantıyı Kopyala Print
Önceki Makale “Türkiye İsrail’i kuşatıyor”
Sonraki Makale Rusya’da şike operasyonu

Medya Günlüğü
bağımsız medya eleştiri ve fikir sitesi!

Medya Günlüğü, Türkiye'nin gündemini dakika dakika izleyen bir haber sitesinden çok medya eleştirisine ve fikir yazılarına öncelik veren bir sitedir.
Medya Günlüğü, bağımsızlığını göstermek amacıyla reklam almama kararını kuruluşundan bu yana ödünsüz uyguluyor.
FacebookBeğen
XTakip et
InstagramTakip et
BlueskyTakip et

Bunları da beğenebilirsiniz...

GünlükManşet

Altan’la Ilıcak’a hapis cezası

Medya Günlüğü
12 Mart 2026
GünlükManşet

THY Erivan seferine başladı

Medya Günlüğü
12 Mart 2026
GünlükManşet

Salih Müslim’in portresi

Medya Günlüğü
12 Mart 2026
Günlük

Bugünkü köşe yazıları

Medya Günlüğü
12 Mart 2026
Medya Günlüğü
Facebook X-twitter Instagram Cloud

Hakkımızda

Medya Günlüğü: Medya eleştirisine odaklanan, özel habere ve söyleşilere önem veren, medyanın ve gazetecilerin sorunlarını ve geleceğini tartışmak isteyenlere kapısı açık, kâr amacı taşımayan bir site.

Kategoriler
  • MG Özel
  • Günlük
  • Köşe Yazıları
  • Serbest Kürsü
  • Beyaz Önlük
Gerekli Linkler
  • İletişim
  • Hakkımızda
  • Telif Hakkı
  • Gizlilik Sözleşmesi

© 2025 Medya Günlüğü.
Her Hakkı Saklıdır.
Webmaster : Turan Mustak

Welcome Back!

Sign in to your account

Username or Email Address
Password

Lost your password?